Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2014/30567 E. 2015/15380 K. 31.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/30567
KARAR NO : 2015/15380
KARAR TARİHİ : 31.03.2015

MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz
HÜKÜM : Hükümlülük ve erteleme

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Bir fiilin suç olup olmadığı işlendiği tarihte yürürlükte bulunan yasalara göre belirlenir. Diğer bir anlatımla, sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan yasalar uygulanır. İstisnası suç tarihinden sonra yürürlüğe giren lehe yasanın geçmişe uygulanmasıdır. 765 sayılı TCK.nun 2. maddesinde olduğu gibi 5237 sayılı Yasanın 7. maddesinde de, sonradan yürürlüğe giren lehe yasadan söz edilmektedir. Degişikliğin yasalarla yapılmayıp idari kararlarla yapılması yahut köy merasının suç işlendikten sonra imara açılması, köy yerleşim yeri olarak kabul edilmesi gibi statü değişikliğinin olması hallerinde lehe yasanın uygulanmasından söz edilemez. Sonradan yürürlüge giren yasa, önceki yasada suç olarak kabul edilen fiili suç olmaktan çıkarmalı veya suçun unsur larında sanık veya hükümlüler lehine değişiklik yapmalıdır. Bu hallerde lehe yasanın uygulanması gerekmektedir. Kural olarak suçun unsurlarıyla ilgili idari düzenlemenin suçun oluşumunu etkilemeyeceği kabul edilmekle beraber, yürürlükten kaldırılan 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun ek 7. maddesinde olduğu gibi “ithalat ve ihracat rejimi kararlarında veya 1615 sayılı Gümrük Kanunu’nun 19 ve 20. madde lerine göre, Bakanlar Kurulu’nca alınan kararlarda lehe değişiklik yapılması veya bu kararların yürürlükten kaldırılması halinde, lehe olan kanun ve kanun hükümleri uygu lanır” şeklinde yasayla özel bir düzenleme yapılması halinde, idari kararlar lehe sonuç doğurabilir. Ceza Genel Kurulu’nun 23.03.1987 gün, 612/145; 11.10.1993 gün, 213/236; 13.12.1993 gün, 308/312 ve 20.12.1993 gün, 299/334 sayılı kararlarında işgal edilen ve orman sayılan taşınmazın sonradan 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesine göre orman dışına çıkarılmasının oluşan suçu ortadan kaldırmayacağı, ancak manevi unsurun değerlendiril mesi gerektiği kabul edilmiş, 05.12.1994 gün 304/329 sayılı kararında da suç işlendikten sonra idarece çıkarılan tebliğle yazar kasa kullanma zorunluluğunun ortadan kaldırılması nın işlenen suçu etkilemeyeceği belirtilmiştir.
6360 sayılı on dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve yirmi yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Yasanın 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 1/3. madde ve fıkrasına göre, büyükşehir belediyesi kurulan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belde belediyeleri ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Geçici 1. maddenin 3. fıkrasında, tüzel kişilikleri kaldırılan belediye ve köyle- rin taşınmaz mallarının ilçe belediyesine devredileceği, 13. fıkrasına göre de tüzel kişiliği kaldırılan belediye ve köylerin mahkemelerde süren davalarında katıldıkları ilçe beledi- yesinin taraf olacağı düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi 6360 sayılı Yasa ile TCK.nun 154. maddesinde değişiklik yapılmadığı gibi, yasanın yürürlüğe girmesinden önceki suçlara ilişkin olarak geçici bir madde ile düzenleme yapılmamıştır. Aksine aynı hak sahiplerinin yararlanmaya devam edecekleri anılan yasanın 16. maddesiyle kabul edilmiş, davalarda köy tüzel kişiliği yerine ilçe belediyelerinin taraf olacağı hükme bağlanmıştır. Dolayısıy la, yasayla yapılan bir idari yapılanma değişikliği olup, suç tarihinde köylünün ortak yararlanmasına tahsis edilmesi nedeniyle tecavüz edilmesi suç teşkil eden köy merasının, sonradan bir belediyeye katılması kullanım şeklini ve bunlardan yararlanabilecekleri etkilememekte, değiştirmemektedir. 6360 sayılı Yasanın 16. maddesi uyarınca mahalleye dönüşen köy, köy bağlısı ve belediyelerce kullanılan mera, yaylak, kışlak gibi yerlerden bu mahalle sakinleri ve varsa diğer hak sahipleri 25.02.1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu hükümleri çerçevesinde yararlanmaya devam edecek olması nedeniyle idari yapının değişmesine rağmen kullanım şekli değişmediği ve 6360 sayılı Yasanın suçun unsurlarını değiştirmediği gözetildiğinde anılan yasadan önce işlenen fiillerin suç niteliği devam etmektedir. Öte yandan Büyükşehir Belediyelerinin kurulmasına ilişkin 2972 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra da, yürürlük tarihinden önce işlenen fiiller suç olmaya devam etmiştir. Benzer uygulama, meranın köy yerleşim alanına dönüştürülme sinde de devam etmiştir. Ayrıca 6360 sayılı Yasada açık bir hüküm bulunmadığı ve TCK.nun 154. maddesinde değişiklik yapılmadığı halde yasadan önce işlenen fiillerin suç teşkil etmeyeceğinin kabulü halinde kesinleşmiş, infaz edilmemiş, infazı devam eden veya infazına başlanmamış olan mahkumiyet hükümlerinin de uyarlama yargılaması ile yeniden degerlendirilmesi ve eylemin suç olmaktan çıkarılması görüşüyle beraaat kararı verilmesi gerekmektedir. 6360 sayılı yasayla özel bir hüküm getirmeyen ve 5841 sayılı
Yasanın 1. maddesinde olduğu gibi, TCK.nun 154. maddesinde değişiklik yapmayan yasa koyucunun 6360 sayılı Yasa ile 765 sayılı TCK.nun 513. ve 5237 sayılı TCK.nun 154/2. maddesine göre suç oluşturan ve kesinleşmiş bulunan mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldırmak amacı bulunmadığı da anlaşılmakla, tebliğnamede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1- Dava konusu yere ilişkin olarak mahallinde teknik bilirkişiler mari fetiyle keşif yapılarak, öteden beri köylünün ortak kullanımına bırakılmış mera, harman yeri, eğrek yeri, yol ve sulak gibi yerlerden olup olmadığı ve sanığın bu yere tecavüzünün bulunup bulunmadığı, yöreyi iyi bilen tarafsız yerel bilirkişi ve tanıklardan da sorulup kesin biçimde saptandıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre ise;

a- TCK.unun 51/1. madde ve fıkrası uyarınca cezası ertelenen sanık hakkında maddenin 3. fıkrasına göre denetim süresi belirlenmesiyle yetinilmesi gere kirken infazda yetkiyi sınırlar biçimde “denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın tamamen infaz kurumunda çektirilmesine ve denetim süresini iyi halli olarak geçirilmesi halinde cezasının infaz edilmiş sayılmasına” karar verilmesi,
b- Köy merasına tecavüz suçundan zarar görmeyen Hazinenin ve …nün, katılan sıfatı ile davaya kabulüne karar verilip lehine vekalet ücreti tayini,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görül müş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uya rınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZUL MASINA), 31.03.2015 gününde Hazine lehine vekalet ücreti tayini yönünden oyçoklu- ğuyla diğer yönlerden oybirliğiyle karar verildi.
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE: Sanık … hakkında, Yardımcı … Köyünde bulunan … nolu meraya tecavüz etmesi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 154/2-1, maddesinden cezalandırılması için dava açılmıştır.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda sanığın 5237 sayılı TCK.nun 154/2-1, 62, 52/2, 51/1-3. maddeleri uyarınca, 5 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, 1 yıl denetim süresine karar verilmiştir.
Mahkemenin mahkumiyete ilişkin kararı, süresi içerisinde sanık müdafii tarafından temyiz edilmiştir.
Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.02.2014 tarih ve 2013/8-130 esas, 2014/71 karar nolu ilamında da belirtildiği üzere; meraya tecavüz suçunda korunan hukuki yarar meraların mülkiyet ve ortak kullanım hakkı olup, suçun mağduru meradan yararlanma hakkı olan herkestin Meranın kullanma hakkı sahibi köy tüzel kişiliği ile meranın sahibi Hazinenin ise suçtan zarar gören konumunda olduğu gözönüne alındığında, meraların sahibi olup üzerinde sınırlı da olsa tasarruf, denetleme ve koruma yetkisi bulunan Hazinenin meraya tecavüz suçlarında doğrudan zarar gördüğü ve buna bağlı olarak davaya katılma hak ve yetkisi bulunduğu gibi kendisini vekille temsil ettiren Hazine lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiği gözetildiğinde, yerel Mahkemenin Hazinenin katılan olarak davaya kabulüne ve lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kararı yerinde olup, …nin davaya katılan sıfatı ile davaya kabülüne karar verilip lehine ücret tayinine gerek olmadığına ilişkin 2-b bendindeki sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 31.03.2015