Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/18962 E. 2015/13905 K. 24.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18962
KARAR NO : 2015/13905
KARAR TARİHİ : 24.12.2015

MAHKEMESİ : İS
MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/06/2014
NUMARASI : 2013/497-2014/266

Taraflar arasında görülen davada İstanbul verilen 03/06/2014 tarih ve 2013/497-2014/266 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08/12/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. , davalı vekili Av. D.. Ç.. ve ihbar olunan vekili Av. E dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait cam emtiasının Türkiye’den İtalya’ya kara yolu ile taşınması işinin davalı tarafça üstlenildiğini, 31.01.2008 tarihinde davalıya ait araca yüklenen emtianın, taşımayı gerçekleştiren aracın içinde bulunduğu gemide meydana gelen yangın sonucunda tamamen zayi olduğunu, hasar bedelinin talep edilmesine rağmen davalı tarafından müvekkiline ödenmediğini ileri sürerek, 15.362,27 Euro’nun faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu hasarın geminin yanması sonucunda meydana geldiğini, dolayısıyla müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını ve zarardan sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi bulunduğu, bu kapsamda taşıma sırasında vukubulan hasar, taşıyıcının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise taşıyıcının zarardan sorumlu tutulamayacağı, somut olayda da davalının gemide çıkan yangının çıkmasını önleyebilmesinin ya da etkisini azaltabilmesinin mümkün olmadığı, CMR Konvansiyonu’nun 17/2 maddesi uyarınca davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, Türkiye’den İtalya’ya karayolu ile taşınması kararlaştırılan emtianın, taşıma sırasında zayi olması nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Davacı taraf, kendisine ait emtianın Türkiye’den İtalya’ya karayolu ile taşınması işinin davalı tarafından üstlenildiğini, emtianın araca yüklenmesinden sonra taşımayı gerçekleştiren aracın da içinde bulunduğu geminin yanması sonucu taşınan emtianın zayi olduğunu ileri sürmüş, davalı ise taşıma ilişkisini kabul ederek kendisinin, yangının çıkmasında bir kusurunun olmadığını savunmuş, mahkemece ise dava konusu uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi bulunduğu ve davalı taşıyıcının, CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesi uyarınca zarardan sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Görüldüğü üzere taraflar arasında uluslararası karayolu taşımasına ilişkin anlaşma bulunduğu, yükün davalıya ait araca yüklendiği, taşımayı gerçekleştiren karayolu taşıtının da yük bu taşıttan boşaltılmadan gemiye yüklendiği ve gemide meydana gelen yangın sonucunda taşınan emtianın zayi olduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Gerçekten de mahkemece de kabul edildiği üzere CMR Konvansiyonu’nun 2. maddesi uyarınca kural olarak mal yüklü taşıtın, Konvansiyonun 14. maddesi hükmünün uygulandığı haller dışında yolun bir kısmında deniz, demiryolu, nehir, kanal veya havayoluyla yük boşaltılmadan taşındığı hallerde CMR Konvansiyonu hükümleri taşımanın tümü için uygulanacaktır. Kural bu olmakla birlikte maddenin ikinci cümlesinde bu duruma bir istisna getirilmiştir. Buna göre şayet diğer taşıtlarla yapılan taşımalarda, ortaya çıkan kayıp, hasar veya gecikmelerin, karayolu taşımacısının bir fiil veya ihmalinden doğmayıp yüklerin diğer taşıtlarda taşınması sırasında ve bu nedenle oluştuğu kanıtlanırsa karayolu taşıyıcısının sorumluluğu, CMR Konvansiyonu’na göre, eğer söz konusu diğer taşıtlar ile yükün taşınması için yasal koşullara uygun olarak o taşıt taşıyıcısı ile gönderen arasında bir mukavele yapılmış sayılır ve o mukaveleye konulması gelenekleşmiş hükümler uyarınca tayin edilir. O halde, ziyanın karayolu taşımacısının bir fiil ve ihmalinden doğmayıp diğer taşıma araçlarında taşınma sırasında ve bu nedenle oluşması halinde karayolu taşımacısının sorumluluğu, ziyanın oluştuğu ulaştırma ortamında taşımayı düzenleyen kurallara göre tespit edilecektir. Ziyaa yol açan olayın, diğer taşıma aracında taşınması nedeniyle oluşması yeterli olup ayrıca diğer ulaştırma ortamına has özel bir risk teşkil etmesi de gerekmemektedir.(Hakan Karan, CMR Şerhi, Temmuz, 2011,s:95,96)
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacıya ait emtia, davalının karayolu taşıtına yüklenmiş ve yük bu boşaltılmadan taşıma aracı da dava dışı şirkete ait gemi ile taşınmış, araç gemide iken çıkan yangın neticesinde de emtia zayi olmuştur. Davalının, söz konusu yangının çıkışında bir fiil ya da ihmali tespit edilmediği gibi ziya da emtianın gemide taşınma sırasında ve bu nedenle oluştuğundan artık davalı karayolu taşıyıcısının sorumluluğunun, sanki davacı gönderen ile davalı arasında denizyolu ile taşıma sözleşmesi yapılmış gibi kabul edilerek buna göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece davaya konu uyuşmazlığın yukarıda yapılan ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün resen BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.