YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6275
KARAR NO : 2016/91
KARAR TARİHİ : 11.01.2016
MAHKEMESİ : ……..
TARİHİ : 30/12/2014
NUMARASI : 2014/816-2014/1095
Taraflar arasında görülen davada ……..verilen 30/12/2014 tarih ve 2014/816-2014/1095 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Ive fer’i müdahil T.. T.. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …….tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun süre hesabı bulunduğunu, banka personelinin aldatması ve kasti yönlendirmesi ile parasının off-shore hesabına yatırdığını, müvekkili parasının hiçbir zaman off-shore hesabına gitmeyip, uhdesinde kaldığını, banka tarafından şubelere gönderilen yazılarda hedef gösterilerek paraların off-shore hesaba yönlendirilmesinin istenildiğini, banka personelinin mudileri istedikleri irade beyanında bulunmaya zorlamak için hatalı fikrin doğumuna veya teyidine ya da devamına kasten sebebiyet verdiklerini, mudilerin banka personelinin prim usulü hileli yönlendirmesiyle akdin icrasına neden olunduğu için akdin geçerli olmadığını ileri sürerek, 6.477,53 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, Dairemizin 03.04.2014 tarihli bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile 6.000,00 TL’nin 12.01.2000 tarihinden itibaren avans faizi ile davalı ‘den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine; davacı vekilinin yargılamanın devamı sırasında davalılar A.. B.., hakkında açtıkları davayı takip etmediklerini beyan ettiğinden davalı B.. H.. A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden atiye terk edilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı . ve feri müdahil T.. T.. vekili temyiz etmiştir.
1-Her ne kadar mahkemece, T.. T..’nin feri müdahilliğine karar verilmiş ise de, T.. T..’nin tek taraflı olarak borcu üstlenmekten vazgeçmesi geçerli olmadığından borcu üstlenen sıfatını haiz olup, daha önce mahkemece alacağın borcu üstlenen T.. T..’den tahsiline dair kurulan hüküm T.. T..’nin temyizi üzerine bozma dışı bırakılmakla borcu üstlenen T.. T.. aleyhine, davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Ancak, mahkemece uyulan bozma ilamı sonrası verilen hükümde borcu üstlenen T.. T.. aleyhine yeniden hüküm kurulmamıştır. Borcu üstlenen T.. T.. aleyhine hüküm kurulmadığından tekrar temyizde hukuki yararı bulunmayan borcu üstlenen T.. T.. vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Davalı ‘nin temyiz itirazlarına gelince; uyulan bozma ilamından önce kurulan hükümde alacağın sadece borcu üstlenen T.. T..’den tahsiline karar verilmiş davacı temyiz etmemiştir. T.. T..’nin temyizi üzerine, bu tahsil hükmü bozulmayıp, harç yönünden bozma sonrası kurulan hükümde, bozma öncesinde aleyhine tahsil hükmü kurulmayan davalı hakkında tahsil hükmü kurulması davalı banka lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olmakla, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle borcu üstlenen T.. T.. vekilinin temyiz isteminin REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı . vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, fer’i müdahil T.. T..’den harç ve ceza alınmasına yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı iadesine, 11/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.