Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2018/4266 E. , 2021/6015 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2018/4266
Karar No : 2021/6015
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : 1- (DAVACI)
… Genel Müdürlüğü Adına … Bölge
Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
II- (DAVALILAR)
1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı/…
VEKİLİ : Av. …
2- … Belediye Başkanlığı/…
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF : I- (DAVALILAR)
1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
2- … Belediye Başkanlığı
II- (DAVACI)
… Genel Müdürlüğü Adına … Bölge
Müdürlüğü
İSTEMİN ÖZETİ : … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Dava, İstanbul İli, Fatih İlçesi, … Mah., … pafta, … ada, … parsel sayılı … Vakfı adına kayıtlı taşınmaza ilişkin 04/10/2012 tasdik tarihli Fatih Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince; Danıştay Altıncı Dairesinin 24/12/2015 tarih, E:2014/1666, K:2015/7789 sayılı bozma kararına uyularak, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporuyla dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu taşınmazın akar niteliğinin bulunmadığı, 1/1000 ölçekli Fatih Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı ile bu plandan önce yürürlükte olan uygulama imar planlarında ve 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planında, kısmen konut, kısmen de park ve dinlenme alanında kaldığı,dava konusu planın Fatih İlçesinin eski bir yerleşim alanı olan Tarihi Yarımada olarak nitelendirilen bölgeyi kapsaması, bu bölgede yoğun bir yapılaşma bulunması, yeşil alan, park ve dinlenme alanlarının yetersiz olması sebebiyle, bölge halkının yeşil alan ve park ihtiyacının karşılanması amacıyla, dava konusu taşınmazın kısmen park ve dinlenme alanı olarak ayrılmasının zorunlu olduğu, dava konusu koruma amaçlı uygulama imar planının, söz konusu taşınmazın park ve dinlenme alanı alanı olarak ayrılmasına ilişkin kısmında, planlama ilkelerine, kamu yararına ve hukuka aykırılık bulunmadığı, taşınmazın konut alanına ayrılan kısmı için ise; taşınmazın bir kısmının 9;50 irtifalı konut alanı olarak ayrılmasının üst ölçekli plana uygun olduğu, ancak dava konusu planın V-A-7. sayılı “Planda kütle çizilen parsellerde, plandan ölçü alınarak uygulama yapılacaktır.” şeklinde plan notu bulunduğu, diğer yandan V-B.2. “Bahçe Mesafeleri” başlıklı plan notunda “arka bahçe mesafesi: minimum 3 mt’dir, köşe ve blok başı binalarda arka bahçe bırakılma zorunluluğu yoktur.” hükmünün bulunduğu, davacı vakfın idaresindeki mazbut vakfa ait olan … ada … sayılı parselin dava konusu planda çizilen kütle dikkate alındığında, aynı adada bulunan taşınmazlara nazaran daha az yapılaşma hakkı tanındığı, arka bahçe çekme mesafelerinin daha fazla olduğu, taşınmazda korunması gereken kültür varlığı bulunmadığı, bu sebeple taşınmaza çizilen kütlenin , diğer parsellere tanınan yapılaşma hakkına uygun şekilde çizilmesi gerektiği, mevcut durumda taşınmazın konut alanına ayrılan kısmının, kütle çizimi sebebiyle yaklaşık % 70’i nin kullanılamaz durumda kaldığı, bu sebeple, dava konusu planın konut alanına ayrılan kısmının, kütle çizimi ve plan notları açısından, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu planın, kütle çiziminin plan notları yönünden iptaline, taşınmazın park ve dinlenme alanı ile H:9;50 metre irtifada konut alanına ayrılan kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiş, bu karar taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, davanın reddine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemi yönünden;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davanın reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarelerin, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmına yönelik temyiz istemi yönünden;
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Vakıf senedi” başlıklı 106. maddesinde: “Vakıf senedinde vakfın adı, amacı, bu amaca özgülenen mal ve haklar, vakfın örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yeri gösterilir.” düzenlemeleri yer almış olup, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise, Mazbut vakıf; “Bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar” olarak tanımlanmış, aynı Kanunun “Vakıf kültür varlıklarının korunması ve imar uygulamalarının bildirilmesi” başlıklı 22. maddesinde de: “Kamu kurum ve kuruluşları, koruma imar planlarını düzenlerken vakıf kültür varlıklarıyla ilgili hususlarda Genel Müdürlüğün görüşünü almak zorundadırlar. Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait taşınmaz mallarla ilgili olarak belediyeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan uygulama imar ve parselasyon planlarının, askıya çıkarılmadan önce ilgili idareler tarafından Genel Müdürlüğe bildirilmesi zorunludur. Mazbut vakıf taşınmazlarında akar niteliğini koruyacak şekilde imar düzenlemesi yapılır. Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait olup uygulama imar planlarında okul, hastane veya spor alanlarında kalan taşınmazlar; ilgili kurumlar tarafından, imar planının tasdik tarihinden itibaren iki yıl içerisinde kamulaştırılmadığı takdirde ilgili bakanlığın görüşü alınarak Genel Müdürlükçe özel okul, özel hastane veya özel spor tesisi olarak değerlendirilebilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
1/1000 ölçekli Tarihi Yarımada (Fatih) Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının “yeni yapılaşmalarda genel hükümler ” başlıklı V-A-7. maddesinde “planda kütle çizilen parsellerde plandan ölçü alınarak uygulama yapılacaktır.” hükmü yer almaktadır.
İmar düzenlemelerinde mazbut vakıfların akar niteliği değerlendirilirken, öncelikle mazbut vakfın taşınmazının akar niteliğinin olup olmadığının tespitinin ardından mazbut vakıf taşınmazları yönünden alınan tüm plan kararların Vakıflar Genel Müdürlüğüne bildiriminin zorunlu olduğu, akar niteliği olan taşınmazların imar fonksiyonunun değiştirilmesinin teknik nedenlerle zorunlu olup olmadığının ayrıntılı bilimsel tespitlerle ortaya konulduktan sonra fonksiyon değişikliğine gidilmesinde planlama ilkeleri açısından zorunluluk var ise, vakıf taşınmazının akar niteliğinin korunması amacıyla fonksiyonu değişen alana eş değer yeni bir alanın vakfa tahsisinin gerektiği, bunun yanı sıra mazbut vakıf taşınmazlarının akar niteliği değerlendirilirken taşınmazın vakıf senedindeki özgülenme amacından yola çıkarak akar niteliğinin tespiti gerekmektedir.
Hal böyle olunca; vakıf taşınmazlarının akar niteliğinin korunması amacı ile birlikte bölgenin özelliklerine uygun planlama yapılması zorunluluğu gibi iki kamu yararının biribiri ile çakışmasından ortaya çıkan uyuşmazlıklarda; üstün kamu yararının mahkemece tespiti ile uyuşmazlığın çözümü gerekmekte, bununla birlikte burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise yukarıda yer verilen 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 22. maddesinin kapsamına tüm vakıf taşınmazlarının girmediği ve akar niteliği taşıyan eş değer yer verilme şartıyla teknik zorunluluktan doğan planmanın sırf bu nedenle iptalinin gerekmediğidir.
Vakıf taşınmazlarının vakıf senedindeki özgülenme amacından yola çıkarak ve fiili kullanım durumu dikkate alınarak inceleme yapılması gerekmektedir. Vakfın vakfiyesinde (vakıf senedinde); taşınmazın niteliğine, kullanım biçimine ve akar niteliğinin nasıl sağlanacağı hususuna açıkça yer verilmesi halinde, bu hususa riayet edilmesi gerekmekte ise de, vakfa ait taşınmazın bu nitelikleri taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın, fiilen kullanıldıkları şekilde kalmaları gerektiğini ileri sürmek mümkün değildir.
Dosyanın incelenmesinden, … Vakfı adına kayıtlı, İstanbul İli, Fatih İlçesi, … Mah., … pafta, … ada, … parsel sayılı 27,67 m2 lik yüzölçümlü taşınmazın hissedarı olan davacı, anılan taşınmazı da kapsayan alanda yapılan 04/10/2012 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli Fatih Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, planlama bölgesinin yüz ölçüm bakımından küçük parseller üzerinde kümelenmiş yoğun konut dokusu ve birçok tescilii eski eserler ile sivil mimarlık yapısı bulunan bir alan olması hasebiyle plan genelinde yapılaşma oranları belirlenirken kütle çizim yönteminin benimsendiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu parsel ve bulunduğu ada üzerinde yapılan incelemede, parsel şekillerinin birbirinden farklı olması nedeniyle yapılaşma oranlarının farklı olmasına karşın aynı istikamette yer alan komşu parsellerin yapı derinliklerinde eşitliğin sağlandığı, … sayılı parselin ise yola cephesinin dar ve ada ortasına doğru uzun bir koridor şeklinde, kendine has bir yapıya sahip olması nedeniyle yapılaşma oranının düşük kaldığı görülmektedir.
Bu durumda, planlama alanının tarihi dokusu ve karakteristik özellikleri nedeniyle yapılaşma koşullarının kütle çizim yöntemiyle belirlendiği, dava konusu parseldeki yapılaşmanın arttırılması halinde … sayılı adadaki bitişik nizam yapılaşma düzeninin bozulacağı, aynı yöndeki parsellerin arka istikametlerinde eşitsizliğe neden olunacağı, … sayılı parselin yapılaşma oranı düşüklüğünün kendine has yapısından kaynaklandığı anlaşıldığından, bilirkişi raporunda belirtilen adil olmayan bir yapılaşma oranı belirlendiği tespitine itibar edilmemiştir.
Bu itibarla, planlama bölgesinin karakteristik özellikleri nedeniyle benimsenen kütle çizim yöntemiyle planlama alanında eşitliğin sağlandığı anlaşıldığından dava konusu 1/1000 ölçekli Tarihi Yarımada (Fatih) Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının kütle çiziminin plan notları yönünden iptali yolundaki idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararın, dava konusu planda, taşınmazın park ve dinlenme alanı ile H:9;50 metre irtifada konut alanı olarak ayrılması yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, dava konusu planın, kütle çizim plan notları yönünden iptaline ilişkin kısmının BOZULMASINA, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 22/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.