YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15896
KARAR NO : 2016/1421
KARAR TARİHİ : 10.02.2016
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki davada İzmir 6. Asliye Hukuk ve İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, sigorta şirketi tarafından geniş kapsamlı ev paket sigorta sözleşmesi ile sigorta teminatı altına alınan dava dışı … …’e ait evin davalıların kusuruyla çıkan yangında zarar görmesi nedeniyle sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın bedeli ile ilgili olarak, sigorta şirketinin halefiyet hakkını kullanarak davalılardan rucüan tahsili istemine ilişkindir.
İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesi, uyuşmazlığın TTK’nın 1472. maddesi hükümleri uyarınca rücu alacağına ilişkin olduğu bu nedenle de görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, davanın sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu dava gibi olduğu, sigorta şirketi tarafından halefiyet esasına göre açılan görülmekte olan davanın asliye hukuk mahkemesinde sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.
Somut olayda uyuşmazlık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1472/1. maddesi uyarınca, sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, kusurlu olan davalıdan rücuan tahsiline ilişkindir. TTK m. 1472/1’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK’nın 1472/1. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz’î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E. – 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 tarih ve 1970/2 E. – 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği gibi eylemin haksız fiîlden kaynaklandığı açıktır.
Somut olayda, sigortalının halefi olan davacı sigorta şirketi, davalıların kusuru nedeniyle oluşan zararın rücuan tahsilini talep etmekte olup, bu şekilde uyuşmazlığın haksız fiîlden kaynaklandığı, davalıların tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 10/02/2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.