Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/3144 E. 2021/841 K. 21.04.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/3144 E.  ,  2021/841 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/3144
Karar No : 2021/841

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
2-(DAVALI): …Bakanlığı (Mülga …Bakanlığı)
VEKİLİ : …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 16/01/2020 tarih ve E:2018/3531, K:2020/463 sayılı kararının; davacı tarafından davanın reddi ve tazminatın başlangıcı yönünden, davalı idare tarafından iptal ve kabule yönelik kısımlar ile vekalet ücreti yönünden karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İş Müfettiş Yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından, “İş Müfettişi” kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan ve 31/10/2012 tarih ve 28453 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin “Müfettişliğe atanma” başlıklı 37. maddesinin; iş müfettişi kadrolarına yapılacak atamaların süresine ilişkin hususları düzenlemediğinden bahisle iptali ile yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 16/01/2020 tarih ve E:2018/3531, K:2020/463 sayılı kararıyla;
31/10/2012 tarih ve 28453 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin dava konusu “Müfettişliğe atanma” başlıklı 37. maddesinin iptali istemi yönünden;
Kamu idarelerinin yerine getirmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin en iyi biçimde yürütülmesini sağlamak amacıyla gerekli önlemleri almaları gerektiği hususunun idare hukukunun temel ilkelerinden olduğu, bu önlemlerin arasında, hizmetin bilgi ve deneyim yönünden yetişmiş personel istihdam edilerek gördürülmesi kuralının da yer aldığı, anılan personelin ehliyet ve başarısının tespiti amacıyla meslek içindeki ilerleme ve yükselmelerinde, idarelerin genel düzenleme yetkisine dayanarak birtakım koşullar belirleyebilecekleri hususunda kuşku bulunmamakla birlikte, bu koşulları belirleyen düzenlemelerin üst hukuk normlarına ve hukukun genel ilkelerine aykırılık taşımaması gerektiği,
İdarelerin düzenleme yapma yetkisi kapsamında getirilen dava konusu 37. maddenin, üst hukuk normu niteliğinde olan ve dava konusu Yönetmeliğin dayanakları arasında yer alan 06/08/1979 tarih ve 7/17925 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İş Teftişi Tüzüğü’nün 6. maddesinin 1. fıkrasıyla aynı doğrultuda olduğu,
Yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, idarenin, mevzuat yapma konusunda sahip olduğu takdir yetkisini, kamu yararı ve hizmet gereklerini gözeterek üst hukuk normlarına aykırı olmayacak şekilde kullandığı sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,
Davacının, “iş müfettişi” kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal haklarının ödenmesi istemi yönünden;
Üç yıllık bir staj döneminden sonra yazılı ve sözlü yeterlik sınavına tabi tutulan iş müfettiş yardımcılarının yeterlik sınavında başarı göstermeleri durumunda müfettişlik kadrolarına atanmalarının öngörülmüş olduğu da dikkate alındığında, yazılı ve sözlü sınavları geçerek yeterlik sınavında başarılı olan davacının, iş müfettişliğine atanma hususunda haklı beklenti içerisine girdiği, ancak, aradan geçen zamana rağmen müfettişlik kadrosuna atanmadığı,
Bu durumda, hem bireylerin tüm eylem ve işlemlerde devlete güven duyabilmesi ilkesini ifade eden hukuki güvenlik ilkesine hem de idarenin yaptığı iş ve eylemlerde makul süre içerisinde hareket ederek bireylerin mağduriyetini engelleme işlevi olan hukuki belirlilik ilkesine aykırı olacak şekilde; davalı idarenin gerekli kadro çalışmasını yapmayarak, yeterlik sınavında başarılı olan davacıyı aradan uzunca bir süre geçmesine karşın iş müfettişi olarak atamadığının anlaşılması karşısında, İş Müfettiş Yardımcısı olarak görev yapan davacının “İş Müfettişi” kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı,
Öte yandan, dava konusu bireysel işlemin iptaline karar verildiğinden, işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle,
31/10/2012 tarih ve 28453 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin “Müfettişliğe atanma” başlıklı 37. maddesinin iptali istemi yönünden davanın reddine, davacının, “iş müfettişi” kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline, işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen 3.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine; 3.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, dava konusu düzenleyici işlemde müfettişliğe atama süresine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemesinin hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırı olduğu, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının müfettişliğe atanmaya hak kazandığı tarihten itibaren tazmin edilmesinin gerektiği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu bireysel işlemin idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı, bireysel işlemin dayanağı düzenleyici işlemde, atama işleminin tamamlanmasına ilişkin herhangi bir süre öngörülmediğinden işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, idarelerin yargı kararıyla belli bir kadroya atama yapmaya zorlanamayacağı, tazmin talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı, tazmin kararına hükmedilmesi durumunda bunun ancak dava tarihinden itibaren kabul edilmesi gerektiği, dava dosyasına layihalar aşamasından ve yürütmenin durdurulması istemine ilişkin yargılama süreci tamamlandıktan sonra 25/07/2019 tarihinde vekaletname sunulduğu ve dolayısıyla davacı vekilinin bu davada herhangi bir hukuki yardımının bulunmadığı, bu nedenle davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Daire kararının iptale ve vekalet ücretine yönelik kısmının onanması gerektiği savunulmuştur.
Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
“İş Müfettişi” kadrosuna atanma istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan ve 31/10/2012 tarih ve 28453 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin “Müfettişliğe atanma” başlıklı 37. maddesinin iptali ile yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bizzat davacı tarafından 28/09/2018 tarihinde işbu dava açılmış ve davacıya tebliğ edilen davalı idarenin savunmasına yine davacı tarafından cevap verilmiş, yürütmenin durdurulması istemi hakkındaki karara karşı davalı idare tarafından yapılan itirazın sonuçlanmasından da sonra dava devam ederken 25/07/2019 tarihinde, davanın avukat aracılığıyla takip edileceğine ilişkin vekaletname dava dosyasına sunulmuştur.
11/10/2019 tarihli savcı düşüncesi 29/10/2019 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmesine rağmen savcı düşüncesine davacı vekilince cevap verilmemiştir.
Akabinde, Danıştay İkinci Dairesinin 16/01/2020 tarih ve E:2018/3531, K:2020/463 sayılı kararı ile, 31/10/2012 tarih ve 28453 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin “Müfettişliğe atanma” başlıklı 37. maddesinin iptali istemi yönünden davanın reddine, davacının, “iş müfettişi” kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline, işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen 3.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine; 3.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun’un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollama yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinde ise, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinin 1. fıkrasında, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Tarafların esasa yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın, esasa yönelik kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, davacı tarafından, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının müfettişliğe atanmaya hak kazandığı tarihten itibaren tazminine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de, temyize konu Daire kararında da belirtildiği üzere, davacının işlem nedeniyle mahrum kaldığı tüm parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanarak, yine idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödeneceği açık bulunduğundan, davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir.
Davalı idarenin vekalet ücretine yönelik temyiz istemine gelince;
Yukarıda yer verilen hükümlere göre, dava dilekçesinin ve sonrasında savunmaya cevap dilekçesinin sunulmasında ve davanın kısmen dava konusu bireysel işlemin iptali ve tazminat talebinin kabulü ile sonuçlanmasında davacı vekilinin, müvekkili olan davacıya 1136 sayılı Kanun’un yukarıda aktarılan 164. maddesinin 1. fıkrasında yer verilen avukatlık ücretini almasına hak kazandıracak herhangi bir hukuki yardımının bulunmadığı, yani uyuşmazlığın çözümünde emek ve çaba sarf ettiğinden söz edilemeyeceği açık olup; davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekmektedir.
Bu durumda, söz konusu maddi hatanın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, temyize konu Daire kararının hüküm fıkrasındaki, “…3.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine…” ifadesinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca; “davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların esasa yönelik temyiz istemlerinin reddine;
2. Dava konusu düzenleyici işlem yönünden davanın reddine, bireysel işlemin iptaline, işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine yönelik Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 16/01/2020 tarih ve E:2018/3531, K:2020/463 sayılı kararının esasa yönelik kısmının ONANMASINA, davalı idarenin vekalet ücretine yönelik temyiz isteminin kabulü ile davacı lehine …-TL vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin hüküm fıkrasının yukarıda belirtildiği şekilde “davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine” olarak düzeltilerek ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 21/04/2021 tarihinde esası yönünden oybirliği, vekalet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X-Olayda, davacı vekilinin herhangi bir hukuki yardımının bulunmaması nedeniyle, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Her ne kadar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde temyiz incelemesinde Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiş ise de, vekalet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceğine yönelik uyuşmazlığın, anılan Kanun’un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, “yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık” kapsamında maddi hata olarak değerlendirilebilecek bir husus olmadığı, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren “hukuka aykırılık” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, vekalet ücreti hakkında da davanın esası hakkında karar vermeye yetkili ve görevli olan Danıştay İkinci Dairesince karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin vekalet ücretine yönelik kısmının kabulü ile temyize konu Daire kararının vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın düzeltilerek onanmasına ilişkin kısmına katılmıyoruz.

KARŞI OY

XX-Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Daire kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının onanması gerektiği oyuyla, kararın düzeltilerek onanmasına ilişkin kısmına katılmıyorum.