Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/20335 E. , 2021/2316 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/20335
Karar No : 2021/2316
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : …. Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi tekniği raporu uyarınca, komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediğinden bahisle 30/09/2010 tarihi itibarıyla yeniden tesis edilen vergi mükellefiyetinin iptali ve 2011 yılı gelir vergisi, 2010/10-12, 2011/1-3 dönemleri geçici vergi, 2010/10,11,12, 2011/1 dönemleri katma değer vergisi ve muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda süresi içinde vermediğinden bahisle 213 sayılı Kanunun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının işe başladığı adreste 06/10/2010 ve 26/10/2010 tarihlerinde yapılan yoklamalarda iş yerini 30/09/2010 tarihi itibarıyla terk ettiğinin tespit edildiği, idarece mükellefiyeti 30/09/2010 tarihi itibarıyla re’sen terk ettirilen davacının faaliyetinin başka bir adreste devam ettiğine dair yapılmış bir tespit de bulunmadığı hususu gözönüne alındığında, davacının faaliyetinin 2010/Ekim döneminden sonra da devam ettiğinden hareketle hakkında yapılan mükellefiyet tesisi işleminde ve dava konusu özel usulsüzlük cezalarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu özel usulsüzlük cezalarının dayanağının vergi tekniği raporu veya takdir komisyonu kararı olmadığı, dolayısıyla mahkemece yapılan değerlendirmenin hukuka aykırı olduğu, davacı hakkında düzenlenen raporun dava dosyasına sunulduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idare tarafından, Vergi Mahkemesi kararının özel usulsüzlük cezasını kaldıran hüküm fıkrasına yönelik olarak temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın buna ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Davalı idarenin diğer temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı hükmüne yer verilmiş, 134. maddesinde; vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu, “İşi bırakmanın bildirilmesi” başlıklı 160. maddesinin 2. fıkrasında ise; işi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi veya başkaca bir ticarî, ziraî ve meslekî faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi halinde, mükellefin (matrahlı veya matrahsız beyanname verenler dahil) işi bırakmış addolunacağı ve mükellefiyet kaydının vergi dairesince terkin edileceği hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, dış giyim eşyalarının toptan ticareti faaliyetiyle iştigal edeceğini beyan ederek 15/03/2010 tarihinde mükellefiyet tesis ettiren davacının, 30/09/2010 tarihinde faaliyetine son vererek mükellefiyetini terkin ettirdiği, daha sonra Boğaziçi Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı’nın 29/06/2015 tarih ve 1238 sayılı iş emri yazısına istinaden, davacının 2010 ve 2011 yılları hesap ve işlemlerinin sahte fatura düzenleme yönünden incelenmesi neticesinde …tarih ve …sayılı Vergi Tekniği Raporu’nun düzenlendiği, söz konusu raporla davacının faaliyete başladığı tarihten itibaren gerçek bir ticari faaliyette bulunmadığı ve mükellefiyetinin terkin ettirdiği tarihten sonra da fatura düzenlediğinden bahisle, daha önce 30/09/2010 tarihi itibarıyla terkin edilen vergi mükellefiyetinin yeniden tesis edilmesi ve dava konusu dönemlere ilişkin vergi beyannamelerini vermediğinden bahisle özel usulsüzlük cezalarının kesilmesi üzerine de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı hakkında düzenlenen …tarih ve …sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda; davacının dış giyim eşyalarının toptan ticareti faaliyetiyle iştigal edeceğini beyan ederek 15/03/2010 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği, 30/09/2010 tarihinde ise faaliyetine son vererek mükellefiyetini terkin ettirdiği, işletme hesabı defteri tuttuğu, 26/03/2010 tarihinde yapılan işe başlama yoklamasında, iş yerinin 150 metrekare ve aylık kirasının 200,00 TL olduğu, 4 işçi çalıştırdığı, fason konfeksiyon işinde faaliyet gösterdiği, iş yerinde 10 dikiş makinesi, 1 masa ve 1 koltuk bulunduğu, 06/10/2010 tarihinde yapılan yoklamada, iş yerini 26/09/2010 tarihinde adres bırakmadan terk ettiği, iş yerinde 01/10/2010 tarihinde …’nın fason konfeksiyon işine başladığı, 26/10/2010 tarihinde yapılan yoklamada, adreste …’nın faaliyet gösterdiği, davacının 30/09/2010 tarihinde adresi terk ettiği, 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin Ba-Bs analizine göre, kendisi tarafından alış ve satış, diğer mükellefler tarafından da kendisine satış bildirilmediği halde, Ba formuyla diğer mükelleflerin 2.439.796,00 TL tutarında kendisinden alış bildirdiği, terkin tarihinden sonraki 2010/10,11,12 ve 2011/1 dönemlerinde de mal satışında bulunduğu, 2010 yılı gelir vergisi beyannamesini vermediği, 2010/1,2 ve 3. dönemlere ilişkin geçici vergi beyannamelerini verdiği, 2010/3 ila 9 dönemlerine ilişkin olarak verdiği KDV beyanlarına göre, toplam matrah tutarının 637.637,25 TL, toplam ödenecek vergi tutarının ise 461,88 TL olduğu, geçici vergi beyanları ekindeki işletme hesabı özetine göre, dönem başı emtia mevcudunun 0, dönem içi alınan emtia tutarının 835.300,00 TL, giderlerin 1.688,83 TL, dönem içi hasılat tutarının 637.637,25 TL, diğer gelirlerin 0 TL, dönem sonu emtia tutarının 0 TL ve oluşan kar tutarının 648,42 TL olduğu, toplam vergi borcu tutarının 8.569,77 TL olduğu ve söz konusu borca ilişkin olarak 24,65 ve 0,93 TL’lik ödemeler yaptığı, defter ve belge ibrazına ilişkin yazının 14/08/2015 tarihinde ikametgah adresinde tebliğ edilmeye çalışıldığı, ancak adreste bulunamadığından tebliğ edilemediği, 2010/3 ila 9 dönemlerinde verdiği muhtasar beyanlarında 2010/3 ila 6 dönemlerinde 8 ila 15 işçi bildirdiği, 2010/7 ila 9 dönemlerinde ise çalışan işçi bildirmediği, Sosyal Güvenlik Kurumu ile yapılan yazışmada ise, sigortalı bildirimlerinin fiili çalışmaya dayanmadığı tespit edildiğinden sigortalı bildirimlerinin iptal edildiği ve herhangi bir ödemede bulunmadığının belirtildiği, GİB YBS sorgusuna göre, motorlu taşıtı, menkul ve gayrimenkulü, alacağı bulunmadığı, ayrıca hakkında 01/01/2010 giriş tarihli sahte belge düzenleme nedeniyle olumsuz tespit bulunduğu tespitlerine yer verilmiş ve davacının faaliyete başladığı tarihten itibaren sahte fatura düzenlediği sonucuna varılarak, 30/09/2010 tarihi itibarıyla terkin edilen vergi mükellefiyetinin, yeniden tesis edilmesi ve son satışın yapıldığı 2011/1 döneminde de re’sen terkin edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Anılan tespitlerden; davacı tarafından bildirilen alış ve satış tutarları, katma değer vergisi matrahları ve işletme hesabı özetinde yer alan tutarlar ile diğer mükellefler tarafından bildirilen alış tutarları arasında büyük farklar bulunduğu, mükellefiyetinin terkin edildiği tarihten sonra da fatura düzenlediği, katma değer vergisi beyanlarında yer alan yüksek matrahlara nazaran ödenecek vergi tutarlarının çok düşük olduğu, vergi borçları için ödenen tutarların çok cüz’i olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu ile yapılan yazışmaya göre yoklamalarda ve muhtasar beyanlarında bildirilen çalışanlara yönelik olarak herhangi bir ödeme yapılmadığı ve söz konusu çalışan bildirimlerinin fiili çalışmaya dayanmadığı, 15/03/2010 tarihinde tesis edilen mükellefiyetten önce de hakkında sahte belge düzenleme nedeniyle olumsuz tespit bulunduğu hususları dikkate alındığında, davacının mükellefiyet tesis ettirdiği tarihten itibaren gerçek bir ticari faaliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığından, 30/09/2010 tarihi itibarıyla terkin edilen vergi mükellefiyetinin yeniden tesis edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. Temyize konu …. Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının oyçokluğuyla ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının mükellefiyet işlemine ilişkin kısmının oybirliğiyle BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 19/04/2021 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacı adına, 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi tekniği raporu uyarınca, komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediğinden bahisle 30/09/2010 tarihi itibarıyla yeniden tesis edilen vergi mükellefiyetinin iptali ve 2011 yılı gelir vergisi, 2010/10-12, 2011/1-3 dönemleri geçici vergi, 2010/10,11,12, 2011/1 dönemleri katma değer vergisi ve muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda süresi içinde vermediğinden bahisle 213 sayılı Kanunun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararı davalı idarece temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlıkta; dış giyim eşyalarının toptan ticareti faaliyetiyle iştigal edeceğini beyan ederek 15/03/2010 tarihinde mükellefiyet tesis ettiren davacının, 30/09/2010 tarihinde faaliyetine son vererek mükellefiyetini terkin ettirdiği, daha sonra hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu uyarınca 30/09/2010 tarihi itibarıyla terkin edilen vergi mükellefiyetinin, yeniden tesis edilerek, son satışın yapıldığı 2011/1 döneminde re’sen terkin edildiği, 26/03/2010 tarihli işe başlama yoklamasında bizzat davacının imzasının bulunduğu, dolayısıyla mükellef olduğu bilinen davacı tarafından 2010/10,11,12 ve 2011/1 dönemlerine ilişkin vergi beyannamelerinin süresi içinde verilmediği sabit olduğundan, bu nedenle kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuka aykırılık bulunmadığından, temyize konu kararın özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının da bozulması gerektiği görüşüyle, bu kısmın onanmasına ilişkin Dairemiz kararına katılmıyorum.