DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2019/3344 E. , 2021/790 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2019/3344
Karar No : 2021/790
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 01/07/2019 tarih ve E:2015/4186, K:2019/6603 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 16/02/2015 tarihinde onaylanan Balıkesir–Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının H–19 ve G–19 sayılı paftalarında yer alan Erdek İlçesine ilişkin kısımlarının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 01/07/2019 tarih ve E:2015/4186, K:2019/6603 sayılı kararıyla;
A- Dava dilekçesinde plana yönelik genel itirazlar yönünden;
Dava konusu planın hazırlanma yönteminde; temel ilke ve hedeflerin tanımlanması, gerekli verilerin toplanması, kamu kurumları ve yerel yönetimlerle yapılan görüşmeler, toplanan verilerin değerlendirilmesi, analiz ve sentezinin yapılmasında yasal açıdan uyulması gereken idari ve teknik usullere herhangi bir aykırılık ve izlenen yöntemde bir şekil yanlışlığının bulunmadığı,
Dava konusu planın kapsadığı illerin coğrafi, ekonomik, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliği göz önüne alındığında türdeş bir bölge ve havza olarak tanımlanmasının yerinde olduğu, coğrafi sınırların, dava konusu plan içinde yer alan iki İlin İdari sınırları ile birebir çakışmasa da, ülkemizde tüm alanlara ilişkin istatiksel bilgilerin istatistiki bölge (İBB) düzeylerine göre toplandığı göz önüne alındığında, idari sınırların esas alınmasında, bilgi ve verilerin toplanmasında yönetsel açıdan bir sorun bulunmadığı,
B- Dava dilekçesinde; planın mahalle bazındaki mekansal kullanım kararlarına ilişkin itirazlar yönünden;
1. Ballıpınar Mahallesi sınırlarındaki Kirazlı – Manastır alanına ilişkin iddialar yönünden;
Plan hükümlerinin 4.25. sayılı maddesinde, “Günübirlik Turizm Alanları: Yeme-içme, dinlenme, eğlence ve spor imkanlarından birkaçını günübirlik olarak sağlayan, konaklama yapılmayan tesislerin yer aldığı alanlardır.”
4.28. sayılı maddesinde, “Kamping Alanları: Karayolları güzergahları ve yakın çevrelerinde, deniz, göl, dağ gibi doğal güzelliği olan yerlerde kurulan ve genellikle turistlerin kendi imkanlarıyla geceleme, yeme-içme, dinlenme, eğlence ve spor ihtiyaçlarını karşıladıkları tesislerin yer aldığı alanlardır.”
4.38. sayılı maddesinde, “Mesire Alanları: 6831 sayılı Orman Kanununa göre tespit ve tescil edilmiş veya edilecek sahalardır.” şeklinde tanımlandığı,
Dava konusu plan lejantlarında kamping alanı gösterimi bulunmadığından alanın niteliği gereği 1/100.000 ölçekli planın ölçeği gereği lejantta yer almayan ve ölçeğin niteliğine aykırı alansal ve mekansal büyüklük içermeyen parsel veya ada bazındaki kullanımların bu planda gösterilemeyeceği, yukarıda yer verilen plan notları doğrultusunda alt ölçekli planlarda bu tür kullanımların değerlendirileceği sonucuna ulaşıldığından şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı,
2. Yukarıyapıcı Mahallesi sınırlarındaki Yukarıyapıcı Göleti alanına ilişkin iddialar yönünden;
Plan hükümlerinin 4.27. sayılı maddesinde, “Sağlık Turizmi Alanları: Tedavi ve tatil amaçlı, şehirlerarası ya da ülkeler arası yapılan ve ulusal/uluslararası hasta potansiyelini kullanarak sağlık kuruluşlarının büyümesine olanak sağlayan, termal kaynaklı tedaviyi de kapsayabilen turizm alanlarıdır.”,
4.28. sayılı maddesinde, “Kamping Alanları: “Karayolları güzergahları ve yakın çevrelerinde, deniz, göl, dağ gibi doğal güzelliği olan yerlerde kurulan ve genellikle turistlerin kendi imkanlarıyla geceleme, yeme-içme, dinlenme, eğlence ve spor ihtiyaçlarını karşıladıkları tesislerin yer aldığı alanlardır.” şeklinde tanımlandığı,
Dava konusu plan lejantlarında kamping alanı gösterimi bulunmadığından, alanın niteliği gereği 1/100.000 ölçekli planın ölçeği gereği lejantta yer almayan ve ölçeğin niteliğine aykırı alansal ve mekansal büyüklük içermeyen parsel veya ada bazındaki kullanımların bu planda gösterilemeyeceği, yukarıda yer verilen plan notları doğrultusunda alt ölçekli planlarda bu tür kullanımların değerlendirileceği,
Sağlık turizmi alanı açısından ise, alanın özelliği göz önünde bulundurularak turizm başlığı altında yer alan sağlık turizmi kullanımının getirilmesinde şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı,
3. Atatürk Mahallesi sınırlarındaki 1. derece doğal sit alan olan Apostol olarak bilinen alana ilişkin iddialar yönünden;
Plan hükümlerinin 4.25. sayılı maddesinde, “Günübirlik Turizm Alanları: “Yeme-içme, dinlenme, eğlence ve spor imkanlarından birkaçını günübirlik olarak sağlayan, konaklama yapılmayan tesislerin yer aldığı alanlardır.”, 4.28. sayılı maddesinde, Kamping Alanları: “Karayolları güzergahları ve yakın çevrelerinde, deniz, göl, dağ gibi doğal güzelliği olan yerlerde kurulan ve genellikle turistlerin kendi imkanlarıyla geceleme, yeme-içme, dinlenme, eğlence ve spor ihtiyaçlarını karşıladıkları tesislerin yer aldığı alanlardır.” şeklinde tanımlandığı,
Dava konusu plan lejantlarında kamping alanı gösterimi bulunmadığından alanın niteliği gereği 1/100.000 ölçekli planın ölçeği gereği lejantta yer almayan ve ölçeğin niteliğine aykırı alansal ve mekansal büyüklük içermeyen parsel veya ada bazındaki kullanımların bu planda gösterilemeyeceği, yukarıda yer verilen plan notları doğrultusunda alt ölçekli planlarda bu tür kullanımların değerlendirileceği sonucuna ulaşıldığından şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı,
4. Yalı Mahallesi’ne ilişkin iddia yönünden;
Plan hükümlerinin 4.26. sayılı maddesinde; “Eko-Turizm Alanları: “Doğal kaynakların sürdürülebilirliğini güvence altına alarak; yayla turizmi, ornitoloji (kuş gözleme) turizmi, foto safari, akarsu sporları (kano-rafting), çiftlik turizmi, botanik (bitki inceleme) turizmi, bisiklet turları, atlı doğa yürüyüşü, kamp-karavan turizmi, mağara turizmi ve dağ turizmi gibi doğal çevreyi ve biyoçeşitliliği koruyan, yöre halkının refahını ve yöre kültürünü gözeten turizm faaliyetlerinin gerçekleştirildiği alanlar” olarak tanımlandığı,
Bahsi geçen alanlara eko turizm fonksiyonu verildiğinden davacının dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu yönündeki iddia ve itirazlarına itibar edilmediği,
5. … Mahallesi … Zeytin Mevkii Ocaklar Mahallesi, … Mahallesi, … Mahallesine ilişkin iddialar yönünden:
Plan hükümlerinin 4.13. sayılı maddesinde; “Kentsel Servis Alanları: İçerisinde belediye hizmet alanı, kamu hizmet alanı, konut dışı kentsel çalışma alanı, toplu işyeri, küçük sanayi sitesi alanı yer aldığı kentsel ölçekte çalışma alanlarıdır” şeklinde tanımlanmıştır. 8.6. sayılı maddesinde; “Kentsel Servis Alanları: Bu alanlara ilişkin imar planları ilgili kurum ve kuruluşların görüşü doğrultusunda, ilgili idarece onaylanmadan uygulamaya geçilemez. Yapılanma koşulları alt ölçekli planlarda belirlenecektir.” hükmü getirildiği,
Konut dışı kentsel çalışma alanı plan lejantında yer almamaktadır. Dolayısıyla davacının talep ettiği “konut dışı kentsel çalışma alanı” fonksiyonunun dava konusu plan ile getirilemeyeceği,
Yukarıda yer verilen plan hükmü uyarınca, davaya konu planda bahsi geçen alan “kentsel servis alanı” olarak belirlenmiş bir alan, alt ölçekli planlarda “konut dışı kentsel çalışma alanı” olarak belirlenebileceği,
Bu durumda, dava konusu plan ile yapılan belirlemenin şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olduğu,
6. … Mahallesi ile taşkın ve sulama alanı olarak işlenen yerlere ilişkin iddialar yönünden;
Plan hükümlerinin 7.29. sayılı maddesinde; “Taşkın alanlarda, 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Koruma Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri geçerlidir. İlgili Kurum tarafından tespit edilmiş/edilecek taşkın alanları ile akarsu/çay/dere yatakları alt ölçekli planlarda yapılaşmaya/kullanıma açılmayacaktır. Bu alanlar ancak yeşil alan amaçlı değerlendirilebilir. Bu alanlardaki mevcut ruhsatlı yapılar, dondurulmuş yapılar kapsamında değerlendirilir, tevsii ve yoğunluk artışı yapılamaz. Mevcut ruhsatlı yapılar kullanım süresince kirliliği önleyici tedbirleri alacak ve kullanım ömrü dolduğunda, yapıların yer aldığı alan yapı sahiplerince rehabilite edilecektir” hükmünün yer aldığı,
Davaya konu planın lejant gösterimlerinde, taşkın ve sulama alanı sınırı bulunmadığı için davacının iddia ettiği taşkın alanı planda gösterilemediği,
Yukarıda yer verilen plan hükmü uyarınca alt ölçekli planlarda taşkın alanı sınırlarının göz önünde bulundurulacağı ve mevzuata aykırı olarak yapılaşmaya açılamayacağı açık olduğundan, sözkonusu plan kararının şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olduğu,
7. … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Arnavutköy’deki alana ilişkin iddialar yönünden;
Plan hükümlerinin 8. sayılı maddesinde kentsel yerleşme alanları ve kırsal yerleşik alanlarla ilgili düzenlemeler yapıldığı, buna göre;
“8.2 KIRSAL YERLEŞİK ALANLAR
8.2.1 Kırsal yerleşmeler ile bunların mahalle ve bağlı mezralarını kapsayan alanlarda, bu planın koruma ve gelişme ilkelerine uygun, kırsal yapının korunmasına yönelik imar planlarının hazırlanması esastır. Planlı kırsal yerleşme alanlarında mevzuata uygun onaylı imar planları geçerlidir.
8.2.2 Planı bulunmayan yerleşmelerde köy tasarım rehberi ve/veya imar planı yapılıncaya kadar aşağıdaki koşullar uygulanır:
8.2.3 Kırsal yerleşik alanlarda, konut, tarımsal amaçlı yapılar, turizm tesisleri, ticaret üniteleri, kamu hizmetine yönelik yapılar, sosyal ve etknik altyapı alanları, açık ve yeşil alanlar yer alabilir.
8.2.4 Bu alanlarda konut, tarım ve hayvancılık amaçlı yapılara ilişin uygulamalar, bu plan ile verilmiş olan yapılanma koşullarını aşmamak kaydıyla, 3194 sayılı İmar Kanunu’na bağlı “plansız alanlar imar yönetmeliği”nin 5. Bölümünde belirtilen esaslara göre yapılır.
8.2.5 Konut, tarımsal amaçlı yapılar ile turizm tesislerinde yapılanma koşulları: Bina yüksekliği = 6,50 M. (2 KAT) Emsal=0,50’dir. Silo, samanlık, yem deposu, vb. yapılar için maksimum yükseklik ihtiyaç doğrultusunda belirlenir.
Kırsal yerleşme alanlarında, yerleşmenin ihtiyacına yönelik olarak ilk ve ortaöğretim tesisi, ibadet yeri, sağlık tesisi, güvenlik tesisi gibi yapılar için imar planı şartı aranmaz. Ancak, bu kullanımların yer seçimi, bağlı bulunduğu büyükşehir belediyesi ya da il özel idaresince oluşturulan bir komisyon tarafından, halihazır harita veya kadastro paftaları üzerinde kesin sınırlar ile belirlenir. Bu yapı ve tesislere, uygulama projelerine göre, ilgili kurum ve kuruluş adına yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verilir.
8.2.6 Bu alanlardaki yapılaşmalarda, renk, çatı kaplaması, cephede doluluk ve boşluk oranları, bina birim ölçüleri vb. gibi konularda çevre karakteristiklerine uyularak, bölgenin tarihi ve kültürel kimliği korunacaktır.
8.2.7 Bu alanlardaki yerleşme karakteristiği ve yapılar, gelişme potansiyeli açısından önemli niteliklere sahip ise, 3194 sayılı İmar Kanunun 8 (ğ) maddesi kapsamında öncelikle köy tasarım rehberinin hazırlanması esastır.
8.2.8 5543 sayılı İskan Kanunu uyarınca belirlenmiş/belirlenecek kırsal yerleşme alanları çevre düzeni planı değişikliğine gerek olmaksızın geçerli olacaktır. Belirlenen kırsal yerleşme alan sınırları veri tabanına işlenmek üzere ilgili idaresince bakanlığına gönderilir.” düzenlemesinin yapıldığı,
Planda kentsel yerleşme alanı olarak gösterilmiş olsun ya da olmasın, bağlı bulundukları kentsel yerleşme merkezlerinden kopuk biçimde konumlanan, belediye sınırları içine alınarak mahalleye dönüşmüş/dönüşecek kırsal yerleşme alanlarında; çevre düzeni planında önerilmiş gelişme alanı varsa, bu alan sınırları dikkate alınarak, gelişme alanı belirlenmemiş yerleşim birimlerinde ise varsa daha önce belirlenmiş yerleşik alanı ve civarına ilişkin sınırlar da dikkate alınarak, yerleşmenin kendi ihtiyacı kadar alanın alt ölçekli planlarının hazırlanacağı, alt ölçekli planlarda, yerleşmenin sahip olduğu geleneksel doku ve yapılaşma özellikleri ile çevresindeki alanın doğal özelliklerinin planlama aşamasında dikkate alınması ve koruma kararlarına dönüştürülmesinin zorunlu olduğu,
Davaya konu planda, “kırsal yerleşik alanlar” başlığı altında plan hükümlerinin getirildiği ancak kırsal yerleşik alanların sınırlarının ve alansal büyüklüklerinin belirlenmediği, sadece sembol olarak gösterildiği, bu bağlamda davaya konu planda “kırsal meskun alan” ya da “kırsal gelişme alanı” biçiminde bir belirlemenin bulunmadığı,
Yukarıda yer alan plan hükümleri de dikkate alındığında, davaya konu plana getirilen fonksiyonda şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı,
8. Doğanlar Mahallesi, … Mahallesi ve … Mahallesine ilişkin iddialar yönünden;
Planda kentsel yerleşme alanı olarak gösterilmiş olsun ya da olmasın, bağlı bulundukları kentsel yerleşme merkezlerinden kopuk biçimde konumlanan, belediye sınırları içine alınarak mahalleye dönüşmüş/dönüşecek kırsal yerleşme alanlarında; çevre düzeni planında önerilmiş gelişme alanı varsa bu alan sınırları dikkate alınarak, gelişme alanı belirlenmemiş yerleşim birimlerinde ise varsa daha önce belirlenmiş yerleşik alanı ve civarına ilişkin sınırlar da dikkate alınarak, yerleşmenin kendi ihtiyacı kadar alanın alt ölçekli planlarının hazırlanacağı,
Alt ölçekli planlarda, yerleşmenin sahip olduğu geleneksel doku ve yapılaşma özellikleri ile çevresindeki alanın doğal özelliklerinin planlama aşamasında dikkate alınması ve koruma kararlarına dönüştürülmesinin zorunlu olduğu,
Davaya konu planda, “kırsal yerleşik alanlar” başlığı altında plan hükümlerinin getirildiği ancak kırsal yerleşik alanların sınırlarının ve alansal büyüklüklerinin belirlenmediği, sadece sembol olarak gösterildiği, bu bağlamda davaya konu planda “kırsal meskun alan” ya da “kırsal gelişme alanı” biçiminde bir belirlemenin bulunmadığı,
Yukarıda yer alan plan hükümleri de dikkate alındığında, davaya konu plana getirilen fonksiyonda şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı,
9. Yalı Mahallesine yönelik iddialar yönünden;
Plan hükümlerinin 4.8. sayılı maddesinde; “Kentsel Gelişme alanları: Bu planın hedef yılına ilişkin nüfus kabulleri ile ilke ve stratejilerine göre belirlenen kentsel yerleşim amaçlı kullanım alanlarıdır.” hükmünün getirildiği,
Davaya konu planda, “tarımsal işletme alanı” gösterimi bulunmadığından davaya konu planda bu kullanım türünün yer almadığı,
Davaya konu plan, ölçeği gereği ölçü alınabilen bir plan türü olmadığı, kentsel gelişim alanı olarak belirlenen bu alanda sözü edilen kullanımın ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda doğal yapay ve yasal eşikler çerçevesinde alt ölçekli planlarda belirlenebileceği,
10. … Mahallesi ile … Mahallesi arasında kalan alana yönelik iddialar yönünden;
Plan hükümlerinin 4.36. sayılı maddesinde; “Orman Alanları:”6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca belirlenmiş/belirlenecek alanlardır. Bulundukları yörenin doğal bitki örtüsüne uygun olarak Orman Genel Müdürlüğünce ağaçlandırılması projelendirilen alanlar da bu kapsamdadır.” tanımlaması yapılmıştır. 8.23.5 sayılı maddesinde ise; ” Bu planda orman alanı olarak belirlenmiş ancak özel mülkiyete tabi olup mülkiyeti kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiş orman vasfında parsellerde, kadastral bir yola cephesi olmak şartıyla, bu planın “tarım alanları” başlığı altında yer alan plan hükümleri geçerlidir. Ancak, dört tarafı orman alanı ile çevrili olan parsellerde kadastral bir yola cephesi olmak şartıyla, sadece tarımsal amaçlı yapılar ile çiftçinin barınması amaçlı yapılar ve müştemilatları yer alabilir. Çiftçinin barınması amaçlı yapılar ve müştemilatlar emsale dahildir. Bu alanlar için yapılaşma koşulu: min. Parsel=5000 m2 emsal=0.05 Hmax=2 Maks. İnşaat alanı=250m2’dir.” düzenlemesinin getirildiği,
Davaya konu planın, leke plan olması nedeniyle, bahsi geçen alanın orman lekesi altında kaldığı, buna karşılık yukarıda yer verilen 8.23.5 sayılı plan notu uyarınca orman alanı içerisinde kalan özel mülkiyete konu alanların, planın tarım hükümlerine tabi olduğu gözetildiğinde, itiraz konusu mahallelere yönelik planın bu belirlemesinde, şehircilik ilkeleri ve planlama hükümlerine aykırılık bulunmadığı,
11. … Mahallesi’nin kırsal meskun alanın bitişiğinde kalan alana yönelik iddialar yönünden;
Plan hükümlerinin 4.8. sayılı maddesinde; “Kentsel Gelişme Alanları: Bu planın hedef yılına ilişkin nüfus kabulleri ile ilke ve stratejilerine göre belirlenen kentsel yerleşim amaçlı kullanım alanlardır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Davacı tarafından itiraz edilen alanın orman alanı iken tarımsal niteliği korunacak alan olarak belirlendiği iddia edilmiş ise de planda kentsel gelişim alanı olarak belirlendiği,
1/100.000 ölçekli planlar tesis edilirken ilgili kurumlardan elde edilen verilerin göz önünde bulundurulduğu, bu doğrultuda orman verisi bulunmayan alanın kentsel gelişme alanı olarak belirlenmesinde şehircilik ilkeleri ve planlama esasları yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı,
12. Barınak, iskele ve yat limanı belirlemesine ilişkin iddialar yönünden
Plan hükümlerinin “Kıyı Tesis Alanları, Tersane Alanları ve Tekne-Yat İmalat Alanları” başlıklı 8.32. sayılı maddesinde;
“8.32.1 Bu alanlarla ilgili çalışmalar 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve ilgili yönetmelikleri, 6237 sayılı Limanlar İnşaatı Hakkında Kanun ve 5775 sayılı Limanların İnşaa, Tevsii, Islah ve Techizine Dair Kanun, 2436 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve Yat Turizmi Yönetmeliği, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu ile ilişkili “Balıkçı Barınakları Yönetmeliği” hükümleri doğrultusunda yürütülecektir.
8.32.2 Bu alanlarda yapılanma koşulları; 3621 sayılı Kıyı Kanunu, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ilgili yönetmelikleri çerçevesinde hazırlanacak alt ölçekli planlarda belirlenecektir.
8.32.3 Bu alandaki uygulamalarda, varsa bütünleşik kıyı alanı planı stratejilerinden faydalanılabilir” düzenlemesinin getirildiği,
Davacının itiraz ettiği alanın, davaya konu planda kıyı tesisleri alanı olarak belirlendiği, yukarıda yer verilen plan hükmü gözetildiğinde, kıyı tesisleri alanının, barınak iskele ve yat limanı alanını da kapsadığı ve alt ölçekli planlarda ayrıntılı kullanıma yer verileceği anlaşıldığından, dava konusu edilen alana ilişkin kullanım kararında şehircilik ilkeleri ve planlama esasları yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı,
13. … Mahallesi ve … Mahallesi’nde bulunan RES alanlarına ilişkin iddialar yönünden;
Daire kararının özeti, bu kararın “Hukuki Değerlendirme” kısmında belirtilmiştir.
14. … Mahallesi ve … Mahallesi arasında kalan alana ilişkin iddialar yönünden;
Plan hükümlerinin 4.63. sayılı maddesinde; “Atık bertaraf, depolama, gerikazanım tesisi alanları: Üreticisi tarafından atılmak istenen ve çevrenin korunması bakımından düzenli bir şekilde bertaraf edilmesi gereken katı atık maddelerin depolandığı, bertaraf edildiği, geri dönüşümünün ve geri kazanımının sağlandığı tesislerin yer aldığı alanlardır.” olarak tanımlandığı,
8.39 sayılı maddesinde; “Atıksu tesisleri, atık bertaraf, depolama ve geri kazanım tesisi alanları;
8.39.1- Bu çevre düzeni planı bütünü içinde, her türlü atıkların kaynağında ayrı toplanması, depo alanlarına taşınması, transfer istasyonlarının kurulması, geri kazanım ile ilgili işlemlerin yürütülmesi ve bertaraf edilmesi gibi iş ve işlemleri kapsayan atık yönetimi sisteminin kurulması ile ilgili çalışmalar, TC Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Valilikler ve Belediyeler tarafından yapılacaktır.
8.39.2- Bu tesislerin uygulanmasına yönelik olarak önerilen birlik modelleri katı atık yönetim sisteminin kurulmasını üstlenebilir. Yönetim sistemi kuruluncaya kadar “Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” koşulları geçerlidir.
8.39.3- Yakma veya düzenli depolarının yanısıra fiziksel/ kimyasal/ biyolojik ön işlem ünitelerini içeren entegre atık bertaraf veya geri kazanım tesislerinin yer seçiminde, atığın en yakın ve en uygun olan tesiste bertaraf edilmesi ilkesi çerçevesinde, bölgenin atık miktarı dikkate alınarak ilgili kurum ve kuruluşların görüşü doğrultusunda tesisin yer seçimi belirlenir.
8.39.4- Tehlikeli atıkların depolama işlemi sırasında alınan önlemlerin yeterli olduğu veya atığın özelliği sebebi ile depolama işleminde çevrenin olumsuz yönde etkilenmeyeceğinin bilimsel olarak ispat edilmesi hallerinde, atıklar depolanabilir veya bu amaçla depo tesisi kurulmasına izin verilebilir. Çevre düzeni planı bütünü içinde her türlü tehlikeli atıkların ilgili mevzuatta belirtilen standartları sağlayacak şekilde bertaraf edilmesi zorunludur.
8.39.5- Bu çevre düzeni planı bütünü içinde her türlü sıvı atıkların ilgili mevzuatta belirtilen standartları sağlayacak şekilde arıtılması veya bertaraf edilmesi zorunludur.
8.39.6- Planlama bölgesinde bulunan yüzeysel su kaynaklarının su kalitesinin olumsuz yönde etkilenmesini önlemek amacıyla, atık sularını, akarsu, toprak vb. gibi alıcı ortamlara veren ve nüfusu yoğun olan ilçe belediyeleri ve diğer kentsel yerleşimlerin belediyelerinin kanalizasyon sistemleri tamamlanacak ve kanalizasyon sisteminin sonlandığı noktada atık su arıtma tesisleri inşaa edilecektir.” kuralına yer verildiği,
Plan gösteriminde “çöp döküm sahası” lejantının bulunmadığı,
Bu durumda davacının iddia ettiği belirlemenin niteliğine göre plan hükümlerinde gösterilen düzenlemelere göre uygulama yapılacağı, bu durumda bahse konu dava konusu işlemde şehircilik ilkeleri ve planlama esasları yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uyuşmazlığın niteliği gereği, kararın “Hukuki Değerlendirme” kısmında belirtilmiştir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
Uyuşmazlığın niteliği gereği, kararın “Hukuki Değerlendirme” kısmında belirtilmiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ :
Dava konusu Çevre Düzeni Planının “İtiraz 13- … Mahallesi ve … Mahallesi’nde bulunan RES alanlarına” ilişkin kısmı yönünden;
Ölçeği gereği leke plan niteliğinde bulunan dava konusu Balıkesir – Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, koruma-kullanma dengesinin sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği bir plan olup, bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurulduğunda, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan enerji üretim alanlarının üst ölçekli çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmesi ve planda bu hususlara yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin bulunması gerektiği açıktır.
Uyuşmazlık konusu planın “Yenilenebilir Enerji Üretim Alanları” başlıklı 8.37. maddesinde ise, yenilenebilir enerji üretim alanları dava konusu çevre düzeni planı kapsamı dışında bırakılarak, bu kullanımların, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve/veya Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca verilecek lisans kapsamında, Bakanlığın uygun görüşünün alınması kaydı ile alt ölçekli planlar ile belirlenmesi ve bu doğrultuda uygulamaya geçilmesi öngörülmüştür.
Bölgesel, hatta ülkesel düzeyde etkileri olan enerji üretim alanlarına ilişkin kararların, koruma-kullanma dengesinin sağlanması amacıyla korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen üst ölçekli plan niteliğindeki çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/03/2021 tarih ve E:2020/2062, K:2021/449 sayılı kararı da bu yöndedir.
Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, bir bölgede yenilenebilir enerji tesisi olan RES alanları öngörülmekte ise, bu kullanımın dava konusu Çevre Düzeni Planında yer alması gerektiği açık olup, davacı tarafından 1/25.000 ölçekli Balıkesir Marmara Güneyi Adalar Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişme Bölgesi Çevre Düzeni Planında … Mahallesi ile … Mahallesi’nde bulunan RES alanlarının dava konusu planda gösterilmediği iddia edilmektedir.
Söz konusu hususa yönelik olarak bilirkişi raporunda herhangi bir tespite yer verilmemekte ise de, davalı idare tarafından aksi yönde bir açıklamanın da yapılmadığı göz önünde bulundurulduğunda, alt ölçekteki Çevre Düzeni Planında öngörülen RES kullanımının dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı kapsamında gösterilmemesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, yukarıda yer verilen hususa yönelik temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması, diğer hususlara yönelik temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Balıkesir–Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı 16/02/2015 tarihinde onaylanmıştır.
Söz konusu planın H–19 ve G–19 sayılı paftalarında yer alan Erdek ilçesine ilişkin kısımlarının iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde;”Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı” şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Yönetmeliğin 18. maddesinin 1. fıkrasında, “Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır.” hükmüne,
19. maddesinin 1. fıkrasında ise,” Çevre düzeni planları hazırlanırken;
a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması,
b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması,
c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi,
ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi,
d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi,
e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması,
f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi,
g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması,
ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması,
h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır.” kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 16/02/2015 tarihinde onaylanan Balıkesir–Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının;
İtiraz 13- Narlı Mahallesi ve Poyrazlar Mahallesi’nde bulunan RES alanlarına ilişkin kısımları dışında kalan hususlar yönünden;
1.1- DAVACININ İDDİALARI;
Davacı tarafından; dava konusu Çevre Düzeni Planının, yukarıda yer verilen husus dışında kalan bölümleri yönünden, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı, bu itibarla Daire kararının bu kısımlarının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
1.2- DAVALI İDARENİN SAVUNMASI;
Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın, usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı savunulmuştur.
1.3- HUKUKİ DEĞERLENDİRME;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesi kararının, dava konusu planın, İtiraz 13- Narlı Mahallesi ve Poyrazlar Mahallesi’nde bulunan RES alanlarına ilişkin kısmı dışında kalan hususlar, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2- Dava konusu Çevre Düzeni Planının, İtiraz 13- … Mahallesi ve … Mahallesi’nde bulunan RES alanlarına ilişkin kısmı yönünden;
2.1- DAVACININ İDDİALARI
1/25.000 ölçekli Balıkesir Marmara Güneyi Adalar Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişme Bölgesi Çevre Düzeni planında Narlı Mahallesi ile Poyrazlar Mahallesi’nde bulunan RES alanlarının dava konusu planda gösterilmediği iddia edilmektedir.
2.2- DAVALI İDARENİN SAVUNMASI
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği kapsamında Balıkesir–Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında RES alanlarına yönelik bir gösterim bulunmamakla birlikte plan hükümlerinin 8.37 sayılı maddesinde “Yenilenebilir Enerji Üretim Alanları” başlığı altında yer alan düzenlemeler doğrultusunda ÇDP’de değişikliğe gerek olmaksızın alt ölçekli planlar ile yapılabileceğinden, herhangi bir planlama yapılmadığı iddiasının yersiz olduğu savunulmaktadır.
2.3- DAİRE KARARI
Plan hükümlerinin “Yenilenebilir Enerji Üretim Alanları” başlıklı 8.37. maddesinde; “Yenilenebilir enerji üretim alanlarında, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulunca verilecek lisans kapsamında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın uygun görüşü alınması koşuluyla, bu planda değişikliğe gerek kalmaksızın, ilgili kurum ve kuruluş görüşler doğrultusunda hazırlanan imar planlarının ilgili idaresince onaylanmasını müteakip uygulamaya geçilir. Sayısal ortamda bilgi Bakanlığa gönderilir. Kurulmuş kurulacak tesislerde, ilgili mevzuat çerçevesinde çevresel tüm önlemlerin alınması zorunludur.” düzenlemesinin yer aldığı,
Yukarıda yer verilen 8.37 sayılı plan hükmü gereğince, mevcut ya da yapılacak RES alanlarının, plan hükmünde belirtilen koşulların oluşması halinde, alt ölçekli planlarda belirlenebileceği sonucuna ulaşıldığından, dava konusu edilen alan ile ilgili belirlemede şehircilik ilkeleri ve planlama esasları yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2.4- KURULUMUZUN HUKUKİ DEĞERLENDİRMESİ
Ölçeği gereği leke plan niteliğinde bulunan dava konusu Balıkesir – Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, koruma-kullanma dengesinin sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği bir plan olup, bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurulduğunda, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan enerji üretim alanlarının üst ölçekli çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmesi ve planda bu hususlara yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin bulunması gerektiği açıktır.
Uyuşmazlık konusu planın “Yenilenebilir Enerji Üretim Alanları” başlıklı 8.37. maddesinde ise, yenilenebilir enerji üretim alanları dava konusu çevre düzeni planı kapsamı dışında bırakılarak, bu kullanımların, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve/veya Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca verilecek lisans kapsamında, Bakanlığın uygun görüşünün alınması kaydı ile alt ölçekli planlar ile belirlenmesi ve bu doğrultuda uygulamaya geçilmesi öngörülmüştür.
Bölgesel, hatta ülkesel düzeyde etkileri olan enerji üretim alanlarına ilişkin kararların, koruma-kullanma dengesinin sağlanması amacıyla korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen üst ölçekli plan niteliğindeki çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/03/2021 tarih ve E:2020/2062, K:2021/449 sayılı kararı da bu yöndedir.
Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, bir bölgede yenilenebilir enerji tesisi olan RES alanları öngörülmekte ise, bu kullanımın dava konusu Çevre Düzeni Planında yer alması gerektiği açık olup, davacı tarafından 1/25.000 ölçekli Balıkesir Marmara Güneyi Adalar Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişme Bölgesi Çevre Düzeni Planında … Mahallesi ile … Mahallesi’nde bulunan RES alanlarının dava konusu planda gösterilmediği iddia edilmektedir.
Söz konusu hususa yönelik olarak bilirkişi raporunda herhangi bir tespite yer verilmediği görülmekte olup, davacı tarafından iddia edildiği üzere, 1/25.000 ölçekli planda söz konusu RES alanlarının öngörülüp öngörülmediği ya da halihazırda alanda RES kullanımının bulunup bulunmadığının Dairece araştırılması, bu husus açıklığa kavuşturulduktan sonra yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Çevre Düzeni Planının, İtiraz 13- Narlı Mahallesi ve Poyrazlar Mahallesi’nde bulunan RES alanlarına ilişkin kısmı yönünden, Daire kararının bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne,
2. Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 01/07/2019 tarih ve E:2015/4186, K:2019/6603 sayılı kararının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 16/02/2015 tarihinde onaylanan …–Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının İtiraz 13- Narlı Mahallesi ve … Mahallesi’nde bulunan RES alanlarına ilişkin davanın reddine yönelik hüküm fıkrasının BOZULMASINA oyçokluğuyla,
3. Davacının temyiz isteminin kısmen reddine,
4. Temyize konu kararın, dava konusu planın yukarıda belirtilen kısım dışında kalan davanın reddine yönelik hüküm fıkrasının ONANMASINA oybirliğiyle,
5.Bozulan hüküm fıkrası yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 19/04/2021 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava konusu Çevre Düzeni Planının “İtiraz 13- … Mahallesi ve … Mahallesi’nde bulunan RES alanlarına” ilişkin kısmı yönünden; temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bu kısmının da onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.