Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2015/4523 E. 2016/1445 K. 10.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4523
KARAR NO : 2016/1445
KARAR TARİHİ : 10.02.2016

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… ilçesi, … köyü 297 ada 2 parsel sayılı 10343,51 m2 yüzölçümlü taşınmaz, 3402 sayılı Kanunun (5831 sayılı Kanunla eklenen) Ek – 4. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmalarında tarla niteliğiyle, beyanlar hanesinde “Bu parsel, … oğlu … … tarafından kullanılmakta” olduğu belirtilerek, … adına tesbit edilmiştir.
Davacı gerçek kişi, dava konusu taşınmazın 2249,41 m2’sinin kendi adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın reddine; dava konusu 297 ada 2 nolu parselin tarla vasfıyla … adına tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; davacı gerçek kişi mülkiyete ilişkin dava açmamış, kullanıcı şerhine ilişkin dava açmıştır. Mahkemece yapılacak iş, dava konusu taşınmazın kimin kullanımında olduğunu tespit etmekten ibarettir. Ancak, davada davalı olarak tapu maliki … ile şerh sahibi … …’in yer alması gerekirken, davacı dava dilekçesinde davalı olarak sadece şerh sahibine husumet yönelterek dava açmıştır. Bu nedenle, tapu maliki … davaya dahil edilerek, taraf teşkili sağlanıp savunma ve delileri de sorulduktan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenip yazılı olduğu gibi karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Ayrıca, 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesi hükmü uyarınca, kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Kararın, hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Mahkemece, kararın gerekçe bölümünde [taşınmazın orman vasfıyla … adına tesciline] denildiği halde, hüküm kısmında [taşınmazın tarla vasfıyla Hazine adına tesciline] karar verilmiş; anılan Kanun hükmüne aykırı olarak, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında ve hükmün kendi içinde çelişki oluşturacak şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 10/02/2016 gününde oy birliği ile karar verildi.