Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/34161 E. 2015/16745 K. 28.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/34161
KARAR NO : 2015/16745
KARAR TARİHİ : 28.09.2015

Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü : Genel Yönetim Kurul Kararının İptali ve Tedbir

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının 2007 yılından itibaren … (…) … Şubesi’nin başkanı olduğunu, bu dönem içerisinde beş defa seçim yapıldığını, hepsini de davacının kazandığını, 2015 yılı Şubat ayında … Şubesi Yönetim Kurulu’nun davacının başkanlığında … iline giderek yeni seçilen genel merkez yöneticilerine hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirdiklerini, dönüşte şube yönetim kurulu olarak yapılan değerlendirmede yeni seçilen genel merkez yöneticilerinin iki farklı listeden gelmiş olmaları nedeniyle aralarında bir uyum ve birlikteliğin, beraberliğin olmadığının görüldüğü için olağanüstü kongre için imza toplayan grubun çağrısına uyulmasına ve imza verilmesine karar verildiğini, üst kurul delegesi olan beş kişinin olağanüstü kongrenin toplanması için noterden imza verdiğini, imza sonrası genel başkan yardımcılarının davacıya ve şubeye baskı yaptığını, imzaların geri çekilmesini aksi takdirde öncelikle davacının profesyonel sendikalcılığının kaldırılacağının akabinde başkanlığının düşürüleceğinin belirtilerek tehdit edildiğini, genel merkez yöneticilerinin talimatı ve desteği ile 13.02.2015 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında … ve arkadaşının karar defterini alarak sendika binasından kaçtığını, bu olay üzerine davacı tarafından … C. Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu, suç duyurusu üzerine defterin sendikaya iade edildiğini, yeniden yapılan toplantıda tekrar başkan olarak seçildiğini, akabinde olağanüstü kongre kararı aldığı için genel merkez tarafından kendisine ve delegelere baskı yapıldığını, … ve ekibinin desteklenmesini istediklerini, alınan karar sonrasında davacı ve arkadaşları …, …,…, …, … ve …’dan oluşan yönetim kurulu ile …, …, …, …, …, … ve …’dan oluşan yönetim kurulu olmak üzere iki listenin yarıştığını, 28.03.2015 tarihinde yapılan seçimi yine davacı ve ekibinin kazandığını, seçimi kaybeden …’nın ekibinde bulunan … ve …’ın 29.04.2015 tarihinde geçici yönetim kurulu oluşturduğunu, kurumların dağılımını da belirleyerek sendika şubesinin üçe bölünmesi için Genel Merkeze 29.04.2015 tarihinde dilekçe verdiğini, Genel Merkez Yönetim Kurulu’nun aynı tarihte toplanarak dilekçe sahiplerinin isteği doğrultusunda dava konusu 29.04.2015 tarih ve 72 nolu kararı ile … Şubesi’nin üçe bölünmesi yönünde karar aldığını, davalı Sendika Yönetim Kurulu’nun almış olduğu bu kararla … 1 Nolu Şube’ye sadece … Bakanlığı ve … Bakanlığı birimlerinin bırakıldığını, diğer birimlerin ise 2 nolu ve 3 nolu şubeye dengesiz bir şekilde aktarıldığını, bu nedenle davacının profesyonel sendika yöneticiliğinin tehlikeye girdiğini gibi şubenin kapatılma tehlikesi ile de karşı karşıya kaldığını, şube açma, kapatma yetkilerinin genel kurula ait olduğuu, Genel Yönetim Kurulu’nun bu kararının yetki gaspı teşkil ettiğini iddia ederek … Genel Merkez Yönetim Kurulu’nun 29.04.2015 tarih ve 72 sayılı kararın İptaline, iş bu kararı ile gerçekleştirilen …. … Şubesi’nin bölünmesi işleminin ve yeni kurulan … 2 nolu ve 3 nolu Şube’nin tüm faaliyetlerinin öncelikle tedbiren durdurulmasına ve akabinde bu şubelerin ortadan kaldırılmasına ve üyelerinin … Şubeye bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Sendika vekili, Genel Merkez Yönetim Kurulu kararının iptaline ilişkin … Konfederasyonu’na bağlı … Genel Merkezi’nin bulunduğu … İlinde davanın açılması gerektiğinden mahkemenin yetkisiz olduğunu, öte yandan davacının işçi olmayıp kamu görevlisi olması nedeni ile mahkemenin görevsiz olduğunu; esas açısından ise Sendika Tüzüğü’nün 34. maddesinde “Mevcut şubelerin birbirleri ile ilgilendirilmesi, bünyelerinin ayrı şubelere bölünmesi yönetim kurulu kararı ile gerçekleştirilir” açık hükmü bulunduğu gibi somut olay ile örtüşmeyen Yargıtay kararlarının dayanılmayacağını, iddianın aksine şubenin kapatılmayıp mevcut çalışan sayısı ve üye potansiyeli nedeni ile yeni şubeler açıldığını, davacının şube başkanlığı görevinin devam ettiğini, mevcut yönetimin her ne kadar farklı iki listeden aday olanlardan oluşmuş ise de, yönetim kurulu yasa ve tüzük de öngörülen usul ve esaslara uygun bir şekilde ve uyum içerisinde çalıştığını, dava konusu kararın oyçokluğu ile alındığını, bunun bir uyumsuzluk işareti değil, sendika içi demokrasinin göstergesi olarak yorumlanması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece işlemin … Şubesi’ne ilişkin olması nedeni ile mahkemenin yetkili olduğu belirtilerek esas açısından davanın kabulü ile, … Genel Merkez Yönetim Kurulunun 29.04.2015 tarih ve 72 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 13.maddesine göre, “ Sendika şubesi ve sendika yönetim kurulları en az üç, en çok yedi üyeden; konfederasyon yönetim kurulları ise en az beş, en çok on üyeden oluşur. Disiplin kurulu en az üç, en çok beş üyeden, denetleme kurulu en az üç, en çok beş denetçiden oluşur. Şubelerde bir denetçi ile yetinilebilir. Yönetim, denetleme ve disiplin kurulları ile kurulması uygun görülen diğer organların oluşumu, görev ve yetkileri ile toplanma ve karar alma usulleri Sendikalar Kanununun 16, 17, 18 ve 19 uncu Maddelerinde belirtilen esaslara uygun olarak sendika veya konfederasyonların tüzüklerinde düzenlenir.
Aynı yasanın 43.maddesinde, “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, 2908 sayılı Dernekler Kanunu, 743 sayılı Türk Medeni Kanunu ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacaklar hakkında kamu görevlilerinin tabi oldukları personel kanunlarının ilgili hükümleri uygulanır.” hükmü yeralmaktadır.
6356 sayılı yasanın 79.maddesinde,” (1) Bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar iş davalarına bakmakla görevli ve yetkili mahkemelerde görülür. Ancak yedinci ila on birinci bölümlerin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar için, görevli makamın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.” hükmü; 80.maddesinde ise , (1) Kuruluşlar hakkında, bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 4721 sayılı Kanun ile 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır. (2) Toplu iş sözleşmeleri hakkında, bu Kanunda hüküm olmayan hâllerde 4721 sayılı Kanun ve 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile iş sözleşmesini düzenleyen diğer kanunların bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır. (3) Bu Kanunda aksi öngörülmedikçe, bu Kanunun uygulanmasına ilişkin tebligat 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır.”hükümleri ve 81.maddesinde ise, “ (1) 5/5/1983 tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, 5/5/1983 tarihli ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu ve 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının (A) bendi yürürlükten kaldırılmıştır. (2) Diğer mevzuatta 2821 ve 2822 sayılı kanunlara yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır.” hükümleri bulunmaktadır.
Genel olarak iş mahkemelerinin çalışma usul ve esasları ile yetkisini düzenleyen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.maddesine göre, İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (o Kanunun değiştirilen ikinci maddesinin C, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş aktinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur. Kanun’un 5.maddesi uyarınca iş mahkemelerinde açılacak her dâva, açıldığı tarihte dâva olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgâhı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşme muteber sayılmaz. Bu yasanın 15.maddesinde 5521 sayılı Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı yazılıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 6/1. maddesi uyarınca, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun’un 14/1. maddesi ise, bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunu hükme bağlamıştır.
Davalı Sendika Tüzüğü’nün 2.maddesinde Sendika’nın merkezinin … Mah. … Sk. No: … …/… olduğu belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen düzenlemeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde;
Davacı kamu görevlisi olup 4688 sayılı Yasa’ya tabi davalı Sendika’nın … Şubesi’nin başkanı olarak davalı Sendika Genel Yönetim Kurulu kararının iptalini talep etmiştir. 4688 sayılı Yasa’da bu konuda ayrıntılı düzenleme bulunmadığı gibi yetkili mahkeme hususu da düzenlenmiş değildir. 4688 sayılı Yasa’nın 43.maddesi gereğince 6356 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerekmekte ise de, 6356 sayılı Yasa’nın 79.maddesi şube ya da genel merkez yönetim kurulu kararlarına karşı açılacak davalara ve yetkili mahkemeye ilişkin bir düzenlemeyi içermemektedir. Keza bu yasaların boşluk halinde uygulanmasını emrettiği Türk Medeni Kanunu ile Dernekler Kanunu’nda da konuya hasren yapılan bir düzenleme yoktur. Davacının kamu görevlisi olması nedeni ile 5521 sayılı Kanun hükümlerine göre yetkili mahkeme hususunun çözüme kavuşturulması ise mümkün değildir. Bu itibarla uyuşmazlıkta yetkili mahkemenin belirlenmesi 6100 sayılı HMK hükümlerine göre yapılmalıdır. 6100 sayılı HMK’nun 6/1.maddesine göre genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Davalı Sendika’nın merkezi … olduğuna göre davada yetkili mahkeme bu hali ile … İş Mahkemeleridir. Her ne kadar … Şubesi’ne ilişkin bir işlem yapılmış ise de, şubenin yaptığı bir işlem ya da aldığı bir kararın iptali sözkonusu olmadığından davada … İş Mahkemeleri yetkili değildir. Mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde davalı Sendika vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalı Sendika’ya iadesine, 28.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.