Danıştay Kararı 4. Daire 2016/15810 E. 2021/2251 K. 15.04.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2016/15810 E.  ,  2021/2251 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/15810
Karar No : 2021/2251

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- …Isı Sıhhı Tesisat İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

2- …Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …. Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına sahte fatura kullandığından bahisle re’sen tarh edilen 2010/3 dönemine ilişkin usulsüzlük cezalı katma değer vergisi, 2010/2,5,6,8,9,10 ve 11 dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353/1 ve 353/6 maddesi uyarınca 2010 yılına ilişkin olarak kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlık konusu dönemde davacının fatura aldığı Güneşli Vergi Dairesi mükellefi …ve Galata Vergi Dairesi mükellefi …hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarının tetkikinden, adı geçen mükellefler tarafından düzenlenen faturaların gerçek bir mal ve hizmet teslimine dayanmadığı anlaşıldığından, söz konusu faturalar nedeniyle tarh edilen vergi ziyalı cezalı katma değer vergilerinde hukuka aykırılık, Merter Vergi Dairesi mükellefi …ve Şişli Vergi Dairesi mükellefi …Hırdavat Hortum San. ve Tic. Ltd. Şti hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitlerden de anılan mükelleflerden alınan faturaların sahte olduğu ortaya konulamadığından söz konusu faturalar nedeniyle tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinde ve kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davalı idarece olayın müteselsil sorumluluk kapsamında değerlendirildiği, doğrudan mal satımı yapılmayan firmaların fiili ve hukuki durumlarının mal alımı yapılan şirketlerin düzenlediği faturaların sahte olduğuna gerekçe olarak gösterildiği, faturaların sahteliği konusunda somut bir tespit olmadığı, tarhiyatın varsayıma dayandığı belirtilerek kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davacı mükellefin fatura aldığı mükellefin sahte fatura düzenlediğinin hakkında tanzim olunan vergi tekniği raporları ile tespit edilmiş olduğu, düzenlenen rapor gereği yapılan tarhiyatların hukuka uygun olduğu belirtilerek, kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davacının Vergi Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına ve davalı idarenin özel usulsüzlük cezasına ilişkin ileri sürdüğü iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin …ve …Hırdavat Hortum San. ve Tic. Ltd. Şti’den alınan faturalardan kaynaklı tarhiyata ilişkin temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmaların düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Merter Vergi Dairesi mükellefi …hakkında düzenlenen …tarih ve …-…sayılı Vergi Tekniği Raporu’nun değerlendirilmesinden; mefruşat ile diğer çeşitli dokuma ev eşyaları toptan ticareti faaliyeti ile iştigal etmek üzere 14/09/2009 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği, 01/09/2010 tarihinde faaliyetine son verdiği, 14/09/2009 tarihinde düzenlenen yoklamada, iş yerinin 12 m2 olduğu, çalışan elemanının bulunmadığı, söz konusu adreste tekstil aksesuar malzemeleri ve kumaş alımı toptan satışı işi ile faaliyette bulunacağı, herhangi bir emtianın bulunmadığı, ilgili adreste mükellef dışında başka bir mükellefin olmadığı, 07/04/2010 tarihinde düzenlenen yoklamada, iş yerinde büro malzemeleri, 4 top kumaş, 5 adet palto, 15 adet penye bulunduğu, kumaş ve tekstil giyim ürünleri alımı ve toptan satışı faaliyeti ile iştigal ettiği, kayıtlı aracın bulunmadığı, mükellefin şube ve deposunun bulunmadığı, çalışan elemanın olmadığının tespit edildiği, 2010 yılı defter ve belgelerinin ibraz edilmediği, 2009 ve 2010 yılına ilişkin Ba-Bs formlarının verilmediği, kdv beyannamelerinde beyan edilen matrahlar ile Ba-Bs formları arasında tutarsızlıklar olduğu, mükellefin vadesi geçmiş vergi aslı borcunun 10.171,74-TL olduğu mükellefin 2010/4 döneminde 7 işçi çalıştırdığını beyan etmesine rağmen iş yerinde 07/04/2010 tarihinde düzenlenen yoklamada çalışan elemanın olmadığının beyan edildiği, mükellefin 01/09/2010 tarihinde faaliyetine son vermesine rağmen, mükelleften 2010/10 döneminde mal veya hizmet satın aldığının bildirildiği tespitlerine yer verilmiştir.
Şişli Vergi Dairesi mükellefi …Hırdavat Hortum San. ve Tic. Ltd. Şti hakkında düzenlenen …tarih …sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda; hırdavat ve elektrik malzemeleri toptan ve perakende satışı işi yapmak üzere 02/07/2009 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 160 maddesi gereğince re’sen terk işlemi yapılarak mükellefiyetinin terkin edildiği, …tarih ve …sayılı defter belge isteme yazısının ikamet adresinde mükellef kurumun müdürünün annesine tebliğ edilmesine rağmen, yasal süre içerisinde defter belgelerin ibraz edilmediği, 09/07/2009 tarihinde yapılan açılış yoklamasında, iş yerinin 25 m2 olduğu, şube, depo, araçlarının olmadığı, bir kişinin çalışmakta olduğu, faaliyet konusunun hırdavat ve elektrik malzemeleri toptan ve perakende satışı olduğu, demirbaş olarak büro malzemelerinin bulunduğu, yaklaşık 800,00 TL değerinde emtia bulunduğu, mükellefin iş yeri adresinde yapılan 30/03/2010 tarihli yoklamada, iş yerinin 30 m2 olduğu, şirket müdürünün mülk sahibini tanımadığı, şirket müdürünün muhasebe kayıtlarının kim tarafından tutulduğunu bilmediğini beyan ettiği, iş yerinde ticari faaliyet olduğuna dair yeteli emtianın olmadığı, toplam emtia tutarının 500,00 TL olduğu, emtia kutularından bir kısmının boş olduğu, bir kısmında kullanılmış eski elektrik kablo ve malzemelerinin olduğu, iş yerinde gerçek anlamda bir ticari faaliyetin olmadığı kanaatine varıldığı, mükellefin 2009/Temmuz döneminde faaliyete başlamakla beraber ilk 3 ay boş KDV beyannamesi verdiği, bundan sonraki 4 ayda ise toplam 1.926.289,55 TL tutarında KDV matrahı beyan edildiği, mükelleften mal/hizmet aldığını Ba formu ile beyan eden mükelleflerin beyan ettikleri alış tutarının 2.106.469,00 TL olduğu, toplamda 6.202,35 TL verginin tahakkuk ettiği ve hiçbir ödeme yapmadığı, mükellefe ait araç kaydının bulunmadığı, VEDOP banka üye kimlik bilgileri sorgulamasında mükellefin banka üye kimlik bilgilerinin bulunmadığı tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen tespitlerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacıya fatura düzenleyen söz konusu mükelleflerin beyan ettikleri ticaret hacmini sağlayacak nitelikte bir organizasyona sahip olmadıkları, Ba-Bs bildirimleri ile KDV matrah beyanlarında tutarsızlıkların bulunduğu, KDV matrahlarının yüksek olmasına rağmen ödenecek vergilerinin az çıktığı ve ekonomik ticari icaplar doğrultusunda yapılan değerlendirmeler uyarınca söz konusu faturaların gerçek bir mal ve hizmet hareketine dayanmadığı sonucuna ulaşıldığından, mahkeme kararının ilgili mükelleflerden alınan faturalardan kaynaklı vergi ziyaı cezalı tarhiyatlarına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Temyize konu …. Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının …ve …’den alınan faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatlara ilişkin kısmının ve özel usulsüzlük cezalarının oybirliği ile ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının …ve …Hırdavat Hortum San. ve Tic. Ltd. Şti’den alınan faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatlara ilişkin kısmının oybirliği ile BOZULMASINA,
4.492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve …TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 15/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.