Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/20520 E. 2015/17043 K. 29.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20520
KARAR NO : 2015/17043
KARAR TARİHİ : 29.09.2015

Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde kurye olarak 24/08/2006-15/04/2013 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğinden bahisle kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, karşılıklı anlaşma ile iş akdinin sonlandırıldığını, davacının tazminatlarının ödendiğini bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut olayda, dosya içerisinde bulunan fotokopi “Yıllık Ücretli İzin Kartı” başlıklı belgede davacının imzaları bulunmaktadır. Bu belgeye göre davacıya bir kısım yıllık izinlerinin kullandırıldığı görülmektedir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda işçinin izne ayrılış ve dönüş tarihleri belli olmadığında “Düşünceler” hanesindeki rakamların ise kullanılan mı yoksa bakiye izin süresi mi olduğunun anlaşılmadığı gerekçesi ile bu belgeye değer verilmediği belirtilerek hesaplama yapılmıştır.
Mahkemece bu belge taraflara gösterilerek davacı imzayı kabul ettiği takdirde, davalıdan belgedeki rakamların kullanılan izin süresi mi yoksa bakiye izin süresi mi olduğu açıklattırıldıktan sonra, sonucuna göre yıllık izin ücretinin hesaplanması; davacı imzayı inkar ettiği takdirde, belge aslının getirtilerek imza incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
3-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun “taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26. maddesinde “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava kısmi dava olup, davacı dava dilekçesi ile kıdem tazminatı dışındaki alacaklar için yasal faiz, ıslah dilekçesi ile de tüm alacaklar için bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi talep etmiştir. Fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacağı yönünden dava dilekçesi ile talep edilen kısım için en yüksek banka mevduat faiz oranını geçmemek üzere yasal faiz, yıllık izin ve ihbar tazminatı yönünden ıslah ile arttırılan kısım için ise, ıslah tarihinden itibaren yasal faiz oranını geçmemek üzere bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi yürütülmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 29.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.