Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2013/16771 E. 2015/32080 K. 22.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16771
KARAR NO : 2015/32080
KARAR TARİHİ : 22.12.2015

MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

I) Sanıklar hakkında “nitelikli dolandırıcılık” suçu bakımından kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 10.02.2004 tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılan kurum vekilinin, sanıklar … ve… müdafiileri ile sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2. ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
II) Sanıklar hakkında “kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belgelerde sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Sanıkların.. Noterliği’nce düzenlenmiş görünen 13.01.2004 tarihli .. yevmiye numaralı tümden sahte olan satış sözleşmesini kullanarak ..Trafik Tescil Şubesi’nde 06.02.2004 tarihinde .. plakalı aracı … adına .. plaka ile kayıt ettirip .. Noterliğinde 09.02.2004 tarih 2004 yevmiye numara ile… plakalı aracı sanık….’den sanık….’a satmaları şeklinde gerçekleşen eylemlerinin sübutu halinde “zincirleme şekilde sahtecilik” suçunu oluşturacağı cihetle tebliğnamedeki bu yöne ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
1- Dosyada fotokopisi bulunan suça konu . yevmiye numaralı satış sözleşmesinin ikinci sayfası birinci sayfanın devamı niteliğinde olmayıp birden çok . yevmiye nolu sahte belge bulunması ihtimali gözetilerek yanlış belge fotokopisinin dosyaya konulup konulmadığının sahte evrak aslı üzerinden tespiti ile belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, suça konu 1007 nolu sahte satış sözleşmesi fotokopisinin ikinci sayfasının cümle bütünlüğü yönünden birinci sayfanın devamı niteliğinde olmadığı, yine alıcı satıcı şahıslar yönünden iki sayfanın uyumlu olmadığı,… isimli şahıs birinci sayfada yer almamasına rağmen ikinci sayfada satıcı vekili olarak yer aldığı gözetilerek sahte 1007 yevmiye nolu belge aslının celp edilip incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde belge aslının dosya içine konulması, aldatma yeteneğinin ne şekilde oluştuğu kararda tartışılıp değerlendirilmesi, aldatma yeteneğinin olduğu kabul edilirse gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; suça konu sahte belgenin ele geçmesine esas teşkil eden iletişim tespiti kararı, arama kararı ile arama tutanağı ve … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2006/67074 soruşturma numaralı 12.08.2008 tarihli takipsizlik kararı dosyasının aslının veya onaylı örneğinin dosya içerisine konulması, suça konu 1007 yevmiye numaralı belgede ismi geçen …’nin ve sanık ..’ın 16.07.2010 havale tarihli dilekçe ekinde sunduğu İş Bankası hesap dökümünde ismi geçen …’ın tanık sıfatıyla mahkemeye celpleri ile ayrıntılı beyanlarının alınması, 1007 nolu sahte satış sözleşmesindeki noter imzasının sanıkların ve tanık…nin eli ürünü olup olmadığının tespiti için istiktab suretiyle alınacak imza örnekleriyle, suç tarihinden önce resmi kurumlar nezdindeki imzalarını taşıyan belge asılları da getirtilip … Kurumu Başkanlığı …Dairesi’nden rapor alınması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
2- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanıkların sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Adli emanet memurluğu’nun 2007/12313 ve 2008/6562 sırasında kayıtlı emanetler hakkında bir karar verilmemesi,
4- Kendini vekille temsil ettiren katılan kurum lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi,
III- Sanıklar …. ve… hakkında 23.02.2007 tarihli aramada ele geçen belgelerle ilgili zincirleme şekilde sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde ise;
1- Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, suça konu sahte belgelerin asıllarının celp edilerek incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde belge asıllarının dosya içine konulması, aldatma yeteneğinin ne şekilde oluştuğunun kararda tartışılıp değerlendirilmesi ile aldatma yeteneği bulunduğunun anlaşılması halinde; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, suça konu sahte belgelerin ele geçmesine esas teşkil eden iletişim tespiti kararı, arama kararı ile arama tutanağı ve .. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2006/67074 soruşturma numaralı 12.08.2008 tarihli takipsizlik kararı dosyasının aslının veya onaylı örneğinin dosya içerisine konulması, suça konu belgelerin emaneten …i tarafından kendisine bırakıldığını iddia eden sanık .’ın beyanının tanık … tarafından doğrulanması karşısında …nin tanık sıfatıyla celbi ile ayrıntılı beyanı alınması sonrasında elde edilen tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
2- Belgede sahtecilik suçlarında suçun konusu belge olup korunan hukuki yarar kamu güvenidir ve suçun geniş anlamda mağduru toplumu oluşturan bireylerdir. Nitekim belgede sahtecilik suçlarına ilişkin TCK’nun 204-212. maddeleri Kanunun Kamu Güvenine Karşı Suçlar bölümünde yer almaktadır. Bununla birlikte belgede sahtecilik suçunun işlenmesiyle haksızlığa uğrayan gerçek ve tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkündür. Belgede sahtecilik suçunun işlenmesi nedeniyle farklı kişilerin çıkarlarının zedelenmiş olması suçun bu öncelikli niteliğini değiştirmeyeceği gibi zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına da engel değildir. Farklı kişiler adına düzenlenmiş ve aynı anda ele geçen 5 adet sürücü belgesinin dosya kapsamına göre de farklı zamanlarda düzenlendiğine veya kullanıldığına dair kesin delilin bulunmaması karşısında; adına sahte belge düzenlenen kişilerin gerçek kişi olup olmadığı araştırılıp, hayali olması halinde eylemin bütün halinde 5237 sayılı Yasanın 204/1. maddesinde öngörülen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, gerçek kişiler olması halinde ise 5237 sayılı Yasanın 204/1, 43 maddeleri uyarınca zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
3- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4- Adli emanetin 2007/4869 sırasında kayıtlı suça konu sürücü belgesi, plaka ve ruhsatların dosyada delil olarak saklanması yerine TCK’nun 54. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan kurum vekili, sanıklar… ve… müdafiileri ile sanık…’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.12.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.