Danıştay Kararı 4. Daire 2016/11738 E. 2021/2128 K. 08.04.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2016/11738 E.  ,  2021/2128 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/11738
Karar No : 2021/2128

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Matbaacılık ve Ambalaj Sanayi Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, sahte fatura kullandığından bahisle re’sen tarh edilen 2010/1 ve 4 dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ile 213 sayılı Kanunun 353/1. maddesi uyarınca 2010/11 dönemine ilişkin kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacının beş ayrı mükelleften aldığı faturaların sahte olduğu ileri sürülerek düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca sadece …’ndan aldığı faturalarla ilgili tarhiyat yapıldığı anlaşılmış olup, bu nedenle uyuşmazlığın bu yönden incelendiği, … hakkında sahte fatura ticareti yaptığı ve komisyon geliri elde ettiğinden bahisle düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporuna dayalı yapılan tarhiyatlarının … Vergi Mahkemesinin E:… K:… sayılı kararla kaldırıldığı, dolayısıyla vergi tekniği raporundaki tespitler faturaların sahte olduğunu ortaya koymada yeterli olmadığından, vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı; “cezayı gerektiren fiilin tüm unsurları tamam olmadan failin cezalandırılamayacağı” yolundaki genel ceza hukuku ilkesi gereğince varsayım ya da kıyas yolu ile ceza tayinine imkan olmadığından özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonuçlarına varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı adına düzenlenen faturaların sahte olduğu hususunun yeterli ve hukuken geçerli somut tespitlerle ortaya konulduğu, indirimlerin reddi suretiyle yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca dava konusu tarhiyata mesnet alımlara ilişkin olarak kanunen kabul edilebilir belge alınmadığından özel usulsüzlük cezası kesildiği, cezanın kesilebilmesi için belgenin alınmadığı ve verilmediğinin her iki taraf nezdinde somut olarak tespit edilmesi gerektiğine ilişkin olarak kanuni bir şartın bulunmadığı, emsal yargı kararlarının mevcut olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin kararın özel usulsüzlük cezasına ilişkin olarak ileri sürülen iddialar, dayandığı gerekçeler karşısında yerinde ve kararın bu kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır.
Diğer temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacıya fatura düzenleyen Avcılar Vergi Dairesi mükellefi … hakkında düzenlenen … ve … sayılı Vergi Tekniği raporunda; 25/07/2008 tarihinde reklam ajansı ve basım yayın faaliyeti ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, 31/03/2011 tarihinde bu faaliyetine son verdiği, bilinen adreslerinde bulunamaması nedeniyle defter ve belgelerin incelenmesinin imkansız hale geldiği, 29/07/2008 tarihli iş yeri adresinde yapılan yoklamada işyerinin 12 m2 olduğu, depo ve şubenin olmadığı, tespit tarihinde çalışanın olmadığı, davacının faaliyetini basım ve yayınların dışarıya fason olarak yaptırılacağının beyan edildiği, işyerinde büro faaliyetinin olduğu, 21/12/2010 tarihli iş yeri adresinde yapılan yoklamada adresinde bulunmadığı ve 1 yıl önce adresten ayrıldığı, 20/01/2011 tarihli yoklamada işyerinin bodrum katta ve 20 m2 büyüklüğünde olduğu, depo ve şubesinin bulunmadığı, adres değişikliği yapılarak fason matbaa ve toptan kağıt satışı konusunda faaliyette olduğu, defter ve belge isteme yazısının adresinde bulunmaması nedeniyle tebliğ edilemediği, mükellefin ödenmeyen vergi borçları bulunduğu, alım yaptığı mükellefler hakkında olumsuz tespitlerin olduğu, Ba-Bs bilgilerine göre mükellefin 2009 yılı alış bildiriminin 520.818 TL olduğu, buna karşılık form Bs ile satıldığı bildirilen tutarın 247.771 TL olduğu, 2010 yılı yılı alış bildiriminin 640.596 TL olduğu, buna karşılık form Bs ile satıldığı bildirilen tutarın 924.160 TL olduğu, ba-bs analizlerinde uyumsuzluklar bulunduğu, alış bildirdiği firmaların biri hariç kalanların tamamı hakkında sahte fatura düzenleme konusunda olumsuzluklar olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen tespitlerin bir bütün halinde değerlendirilmesinden, anılan şirketin söz konusu hasılata ulaşabilecek ticari organizasyona sahip olmadığı, mal alındığı beyan edilen mükellefler hakkında sahte belge düzenlemekten olumsuz tespitlerin bulunması, yüksek tutarlı matrah beyan etmesine rağmen bununla uyumlu iş hacmine sahip olmaması, beyan ettiği KDV matrahları ile kendisinden mal alanların verdiği Ba formlarının karşılaştırılmasından aralarında farklar bulunması hususları dikkate alındığında adı geçen mükellef tarafından davacı şirkete düzenlenen ihtilaf konusu faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığı sonucuna varılmış olup, aksi yöndeki Mahkeme kararının cezalı katma değer vergisine ilişkin kısmında isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının redde ilişkin kısmı ile özel usulsüzlük cezalarına ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının …’dan alınan faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatlara ilişkin kısmının ise BOZULMASINA,
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 08/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.