DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2019/1957 E. , 2021/746 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2019/1957
Karar No : 2021/746
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …Sendikası
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …. Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 07/03/2019 tarih ve E:2016/1095, K:2019/1086 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 12/10/2013 tarih ve 28793 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkındaki Yönetmeliğin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, 6. maddesinin 2. ve 3. fıkrasında ile 21. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “sözlü sınav” ibarelerinin, 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan “hangi kurum tarafından yapılacağı” ibaresinin, 11. maddesinde yer alan “başvuru tarihinin son günü itibariyle” ibaresinin, 16. maddesinin, 21. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “şube müdürü, tesis müdürü ve basımevleri müdürleri bakımından sözlü sınav başarı listeleri üzerinden” ve aynı maddenin 3. fıkrasında yer alan “altı aylık süreyi aşmamak” ve “yapılabilir” ibarelerinin, 23. maddesinin, 25. maddesinin, 29. maddesinin 2. fıkrasının, 30. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “yapılabilir” ibaresinin ve aynı maddenin 3. fıkrasının (a) bendinin, 34. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “alt hizmet bölgelerine” ibaresinin ve aynı maddenin 2. fıkrasında yer alan “dört yıl” ibaresinin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde “il millî eğitim müdürlüğü” ibaresine, 14. maddesinde sendika temsilcisine yer verilmemesine, 2009 yılında şef kadrosunda göreve başlayan personele 2013 yılında bir defaya mahsus olmak üzere görevde yükselme sınavına katılacaklarda aranılacak hizmet süresine bakılmaksızın sınava katılma hakkına, 30. maddesinin 3. fıkrasında eşlerden birinin ilgili yönetmelik kapsamı dışında Millî Eğitim Bakanlığı personeli olması hâlinde ve ilgili yönetmelik kapsamında olup eşi sigortalı olarak çalışan kişilerin eş durumu mazereti kapsamında değerlendirilmemesine, 31. maddesinde bölge hizmetine tabi olarak 2013 yılı Haziran ayında yer değiştirmek zorunda olan yöneticilere bir defaya mahsus olmak üzere 2013 yılı Temmuz ayından önce isteğe bağlı yer değişikliği hakkının tanınmamasına ilişkin eksik düzenlemelerin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 07/03/2019 tarih ve E:2016/1095, K:2019/1086 sayılı kararıyla;
İdarelerin, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmette etkinliğin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma, kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamanın her zaman mümkün olmadığı, gelişen durumlara ayak uydurmak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda idarelerin takdir yetkisi bulunduğu,
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 3. maddesinde, “sınıflandırma”, “kariyer” ve “liyakat” ilkelerinin bu Kanun’un temel ilkeleri olarak belirlendiği; kariyer ilkesinin, Devlet memurlarına yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanı sağlamak, liyakat ilkesinin ise Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini yeterlik sistemine dayandırmak ve sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmak olarak tanımlandığı, Kanun’un Devlet memurluğunu bir meslek olarak kabul ettiği ve memurlara sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanı sağlanmasını, sınıflar içinde ilerleme ve yükselme istemlerinin liyakat sistemine dayandırılmasını öngördüğü, bu iki ilkenin temelinde, objektif kurallar çerçevesinde işin ehline verilmesi ve hak etme kavramının yatmakta olduğu, kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesinin tek güvencesinin, hizmetin yetişmiş, ehil kamu görevlilerince yerine getirilmesinden geçtiği,
14/09/2011 tarih ve 28054 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 37., 18/04/1999 tarih ve 23670 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin 15. ve 25/06/1983 tarih ve 18088 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesi hükümlerine yer verildikten sonra;
Uyuşmazlık konusu Yönetmeliğin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi, 6. maddesinin 2. ve 3. fıkrası ile 21. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “sözlü sınav” ibarelerinin, 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan “hangi kurum tarafından yapılacağı” ibaresinin, 16. maddesinin, 21. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “şube müdürü, tesis müdürü ve basımevleri müdürleri bakımından sözlü sınav başarı listeleri üzerinden” ve aynı maddenin 3. fıkrasında yer alan “altı aylık süreyi aşmamak” ve “yapılabilir” ibarelerinin, 23. maddesinin, 29. maddesinin 2. fıkrasının, 30. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “yapılabilir” ibaresinin ve aynı maddenin 3. fıkrasının (a) bendinin, 34. maddesinin 1. fıkrasında yer alan” alt hizmet bölgelerine” ibaresinin ve aynı maddenin 2. fıkrasında yer alan “dört yıl” ibaresi ile 30. maddesinin 3. fıkrasında eşlerden birinin ilgili yönetmelik kapsamı dışında Millî Eğitim Bakanlığı personeli olması halinde ve ilgili yönetmelik kapsamında olup eşi sigortalı olarak çalışan kişilerin eş durumu mazereti kapsamında değerlendirilmemesine ilişkin eksik düzenlemelerin iptali istemleri yönünden;
13/01/2018 tarih ve 30300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile, dava konusu Yönetmeliğin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin, 6. maddenin 2. fıkrasının, aynı maddesinin 3. fıkrasının, 9. maddenin 1. fıkrasının ve 16. maddesinin, değiştirilmiş olması; 13/01/2016 tarih ve 29592 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile, 23. maddesinin ve 29. maddesinin 2. fıkrasının değiştirilmiş olması; 10/12/2014 tarih ve 29201 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile, 30. maddesinin 1. fıkrasının, aynı maddenin 3. fıkrasının (a) bendinin, 34. maddesinin 1. fıkrasının, aynı maddenin 2. fıkrasının ve eksik düzenleme nedeniyle iptali istenilen 30. maddenin 3. fıkrasının değiştirilmiş olması; 21. maddenin 1. fıkrasının ve aynı maddenin 3. fıkrasının ise ilk olarak 10/12/2014 tarih ve 29201 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile, daha sonra ise 13/01/2018 tarih ve 30300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilmiş olması nedenleriyle karar tarihi itibarıyla söz konusu düzenlemeler yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle kısmen karar verilmesine yer olmadığına,
Dava konusu diğer düzenlemeler yönünden;
Yönetmeliğin 14. maddesinin ilk olarak 10/12/2014 tarih ve 29201 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile, daha sonra ise 13/01/2018 tarih ve 30300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilmiş olmakla birlikte bu maddenin değiştirilmiş hâllerinde de sendika temsilcisine yer verilmediğinden bu maddenin esasına girilerek inceleme yapıldığı, anılan 14. maddenin ve uyuşmazlık konusu Yönetmeliğin dava konusu olan diğer maddelerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 15/03/1999 tarih ve 99/12647 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik, 19/04/1983 tarih ve 83/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine ve kamu hizmetinin gereklerine aykırılık teşkil etmediği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle kısmen davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Yönetmeliğin;
4/1/(f), 6/2, 6/3 ve 21/1 maddelerinde yer alan “sözlü sınav” ibareleri yönünden; kişilerin mesleki bilgileri yazılı sınav ile denetlenmiş ve özlük dosyalarında mesleki anlamda başarıları ve başarısızlıkları görülmekte iken bu kişileri sözlü sınava tabi tutmakta herhangi bir kamu yararının bulunmadığı, düzenlemenin idareye yazılı sınav sonuçlarını bertaraf etme ve suistimal yetkisi tanıdığı, şube müdürü, basımevi müdürü ve tesis müdürleri bakımından görevde yükselme suretiyle atanacakların diğer atanacaklardan ayrı bir uygulamaya tabi tutulduğu;
9/1/(a) maddesinde yer alan “hangi kurum tarafından yapılacağı” ibaresi yönünden; yazılı sınavın hangi kurum tarafından yapılacağının belirlenmesi konusunda bir kriter bulunmadığı, bu hususta kurula takdir yetkisinin bırakılmaması gerektiği,
11. maddesinde yer alan “başvuru tarihinin son günü itibariyle” ibaresi yönünden; sınav için başvuruların son günü ile sınavın yapılacağı gün arasında uzunca bir süre bulunabildiğinden sınav gününün esas alınmasının hakkaniyete uygun olduğu,
16. maddesi ve 14. maddesinde sendika temsilcisine yer verilmemesi yönünden; sözlü sınavın adil ve herkes için eşit şartlarda, aynı düzeyde değerlendirmelerle yapıldığının ispatını ortaya koyacak bir düzenlemenin yönetmelik hükmünde bulunmadığı, objektifliği sağlayıcı teknolojik imkânların kullanılmasını da içerecek şekilde düzenlenmediği; sözlü sınavların denetiminin sıkı bir biçimde yapılması için sendika temsilcilerinin de komisyonda yer almasının ileride birçok davanın yargı mercilerini meşgul etmesini önleyeceği,
21/3 maddesinde yer alan “altı aylık süreyi aşmamak” ve “yapılabilir” ibareleri yönünden; sınav geçerlilik süresi dolmamış kişilere boş bulunan kadroların ilan edilerek atamalarının yapılmasında süre sınırlamasının getirilmesi ve atanabilmeleri konusunda idareye takdir yetkisi bırakılmasında kamu yararının olmadığı; anılan kadroların görevlendirmeler sureti ile şartları taşımayanlarca doldurulması sonucunu doğuracağı,
23. maddesi yönünden; ilçe millî eğitim müdürü, il millî eğitim müdür yardımcısı, il millî eğitim müdürü ve daha üst kadrolara atanabilmek için herhangi bir kriter belirlenmeden, sınav şartı getirilmeden bu kadrolara atama yapma hususunda idareye sınırsız bir takdir yetkisi bırakıldığı,
25. maddesi yönünden; idarenin, personelini özel ve genel şartlar arayarak atadığı kadrolara, Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 22. maddesi uyarınca ilk defa yapılan atamalarda kriter aranmaksızın atama yapmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu,
29/2 maddesi yönünden; yöneticilerin daha önce görev yaptıkları bölgeleri tercih edememesi, sadece iki alt ve iki üst hizmet bölgelerine tercihte bulunabilmesi, tercihlerine atanamayan yöneticilere ikinci bir duyuru yapılarak atanma hakkı verilmemesi ve bilgisayar kurası ile atama işleminin gerçekleştirilmesinin mağduriyetlere sebep olduğu,
30/1 maddesinde yer alan “yapılabilir” ibaresi ile 30/3/(a) bendi yönünden; eş ve sağlık özrü bulunan kişilerin atamalarının yapılıp yapılamayacağı ile ilgili kararın tamamen idarenin tasarrufuna bırakılmasında ve eşler aynı statüde ise aile birliğinin sadece alt hizmet bölgesinde sağlanmasının hukuka aykırı olduğu,
34/1 maddesinde yer alan “alt hizmet bölgelerine” ibaresi ve 34/2. maddesinde yer alan “dört yıl” ibaresi yönünden; cezalandırma veya ödüllendirme amacıyla kullanılabileceği, disiplin cezalarını sonuçları itibari ile daha da ağırlaştırdığı,
4/1/(l) maddesinde “il millî eğitim müdürlüğü” ibaresine yer verilmemesi yönünden; il millî eğitim müdürlerinin kapsama dâhil edilmemesinin, bu kişilerin herhangi bir kritere bağlı kalmaksızın yer değiştireceği anlamına geldiği; bunun 652 sayılı KHK’nin 37/7. maddesine uygun olmadığı,
30/3 maddesinde eşlerden birinin ilgili yönetmelik kapsamı dışında Millî Eğitim Bakanlığı personeli olması halinde ve ilgili yönetmelik kapsamında olup eşi sigortalı olarak çalışan kişilerin eş durumu mazereti kapsamında değerlendirilmemesi yönünden; aile bütünlüğünün korunmasına ilişkin üst normların görmezden gelindiği, idarenin zorunlu yer değişikliğini sağlayabilmek adına kişilerin mazeretlerini dikkate almadığı,
Dava konusu edilen diğer eksik düzenlemeler yönünden; 2009 yılında kimi mağduriyetlerin giderilmesi için başvuru süresinin uzatılması sebebiyle, o dönemde şef olan kişilerin kusurları olmaksızın göreve geç başladığından hizmet süresini tamamlayamadığı, bu durumdakilere bir defaya mahsus olmak üzere başvuru hakkı verilmesi gerektiği; atandıkları tarihte zorunlu yer değiştirmeye tabi tutulmayan yöneticilere isteğe bağlı yer değiştirme hakkının verilmesine rağmen, Haziran ayında bölge hizmetine bağlı yer değiştirmeler kapsamında tercihlerine atanamadıklarında veya tercih yapmadıklarında re’sen atanacaklarından, halihazırda bu yükümlülüğü bulunan kişilerin isteğe bağlı yer değiştirme hakkından yararlanamayacağı, bu konuda istisnai bir düzenleme yapılmamasının mağduriyete sebep olduğu, ileri sürülerek Daire kararının bozulması gerektiği iddia edilmiştir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyizi istenen Kararda usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının ileri sürdüğü hususların temyiz sebeplerinden olmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükmüne, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde, “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye ve eylemde bulunmaya mecburdur.” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A- Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu kararının, uyuşmazlık konusu Yönetmeliğin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi, 6. maddesinin 2. ve 3. fıkrası ile 21. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “sözlü sınav” ibarelerinin, 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan “hangi kurum tarafından yapılacağı” ibaresinin, 16. maddesinin, 21. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “altı aylık süreyi aşmamak” ve “yapılabilir” ibarelerinin, 30. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “yapılabilir” ibaresinin ve aynı maddenin 3. fıkrasının (a) bendinin, 34. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “alt hizmet bölgelerine” ibaresinin ve aynı maddenin 2. fıkrasında yer alan “dört yıl” ibaresi ile 30. maddesinin 3. fıkrasında eşlerden birinin ilgili yönetmelik kapsamı dışında Millî Eğitim Bakanlığı personeli olması hâlinde ve ilgili yönetmelik kapsamında olup eşi sigortalı olarak çalışan kişilerin eş durumu mazereti kapsamında değerlendirilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin iptali istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısımları, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B- Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmı bakımından;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde düzenlenen, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın kararı hukuka uygun bulursa onayacağı, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa kararı, gerekçesini değiştirerek onayacağı yolundaki hüküm çerçevesinde usul ekonomisi gözetilerek Kurulumuzca yapılan değerlendirmede;
Yönetmeliğin 11. maddesinde yer alan “başvuru tarihinin son günü itibarıyla” ibaresi yönünden;
Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin “Duyuru ve Başvuru” başlıklı değişik 9. maddesinde “Görevde yükselme suretiyle atama yapılacak kadro veya pozisyonlar yazılı sınavlardan önce duyurulur. İlan edilen kadro veya pozisyonlar için belirlenen başvuru tarihinin son günü itibarıyla aranan nitelikleri taşıyan personel, başvuru şartlarını taşıdığı farklı unvanlı kadro veya pozisyonlardan sadece biri için duyuruda belirtilen şekilde başvuruda bulunabilir. Aylıksız izinde bulunanlar dâhil olmak üzere, ilgili mevzuatı uyarınca verilen izinleri kullanmakta olanların da sınava katılmaları mümkündür.
Kurumların personel işlerinden sorumlu birimlerine yapılan başvurular incelenerek, aranan şartları taşıyanlar kurumlarca resmi internet sitelerinde ilan edilir.” hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlık konusu Yönetmeliğin ”Yazılı sınava başvuru” başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasında, görevde yükselme ve unvan değişikliği yoluyla atanmak isteyenlerden, başvuru tarihinin son günü itibarıyla gerekli şartları taşıyanların ilan edilen kadrolara başvuruda bulunabileceği öngörülmüş, 4. fıkrasında ise başvuruların Bakanlıkça incelenerek, aranan şartları taşıyanların listesinin ilan edileceği hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, kamu hizmetinin etkin ve verimli şekilde yürütülebilmesi için gerekli önlemleri almakla yükümlü olan ve farklı unvan ve kadrolara görevde yükselme suretiyle atanacak olan personelin eğitimi ile geçmiş dönem hizmet ve görevlerini belirleme konusunda takdir yetkisi olan idarenin, kamu hizmetinin aksamadan yürütülmesi amacıyla, idarenin düzenliliği ilkesine ve üst norma uygun olarak, görevde yükselme ve unvan değişikliği yoluyla atanmak isteyenlerde aranan şartları, başvuru tarihinin son günü itibarıyla taşıması gerektiğine yönelik düzenlemesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 25. maddesi yönünden;
Yönetmeliğin ”Özelleştirilen kuruluşlardan atama başlıklı” 25. maddesinde yer alan ”24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 22 nci maddesi uyarınca ilk defa yapılan atamalarda bu Yönetmeliğin görevde yükselme ve unvan değişikliğine dair hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemenin 4046 sayılı Kanun gereğince nakledilen personelin nakledildiği kurumdaki sahip olduğu görev unvanına uygun, diğer bir ifade ile eşdeğer nitelikteki görevlere yapılacak ilk atamalarda uygulanacağı, üst görevlere atamalarda ise Yönetmelikte arananan şartların 4046 sayılı Kanun uyarınca geçiş yapan personel içinde geçerli olduğu anlaşıldığından, düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde “il millî eğitim müdürlüğü” ibaresine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme yönünden;
Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Yönetmeliğin, Millî Eğitim Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapanlardan bu Yönetmelikte sayılan görevlere görevde yükselme, unvan değişikliği ve yer değiştirme suretiyle atanacakları kapsayacağı belirtilmiş, dava konusu 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde ise bu Yönetmelikte geçen yönetici tanımı yapılarak il millî eğitim müdürü kadrosunda görev yapanlar bu tanımda sayılmamış, Yönetmeliğin diğer maddelerinde ise il millî eğitim müdürlerine yönelik yer değiştirme usul ve esasları bakımından düzenleme yapılmamış ve böylece anılan kadroda görev yapan personel bu yönden Yönetmelik kapsamı dışında bırakılmıştır.
Davacı, dava konusu hükümde il mîlli eğitim müdürlerine yer verilmediğinden, il millî eğitim müdürlerinin herhangi bir kritere bağlı kalmaksızın yer değiştireceğinin anlaşıldığı ve bunun 652 sayılı KHK’nin 37. maddesinin 7. fıkrasına uygun olmadığını iddia etmektedir.
652 sayılı KHK’nin 37. maddesinin 7. fıkrasının dava tarihinde yürürlükte bulunan hâlinde “İl millî eğitim müdürü, ilçe millî eğitim müdürü, okul ve kurum müdürü olarak görev yapanların yer değiştirmeleri, hizmet süreleri, performans ve yeterlikleri dikkate alınarak bölge hizmeti ve rotasyon esasına göre yapılır. Bunların yer değiştirmelerine ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” hükmü yer almaktadır.
Bu durumda, merkez ve taşra teşkilatında bulunan kadrolarına, liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde, hizmet gerekleri ve personel planlaması esas alınarak yer değiştirme suretiyle yapılacak atamalarda uygulanacak usul ve esasları belirleme yetkisine sahip olan idarenin, il millî eğitim müdürlerinin yer değiştirmesine ilişkin usul ve esaslara dava konusu Yönetmelikte yer vermemesinde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği gibi davalı idarenin yargı kararı ile Yönetmelikte düzenleme yapmaya zorlanamayacağı ve 652 sayılı KHK’nin 37. maddesinin 7. fıkrası uyarınca il millî eğitim müdürü olarak görev yapanların yer değiştirme usul ve esaslarını ayrı bir yönetmelikle düzenlemesinin mümkün olduğu da dikkate alındığında, il millî eğitim müdürü kadrosuna dava konusu 4. maddenin 1. fıkrasının (l) bendinde yer verilmemesine ilişkin düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yönetmeliğin 14. maddesinde sendika temsilcisine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme yönünden;
Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin “Sınav kurulu ve görevleri” başlıklı 13. maddesinin değişik 1. fıkrasında, “Kurumlarca yaptırılacak sınavlara ilişkin görevde yükselme işlemlerini yürütmek üzere beş kişiden oluşan sınav kurulu veya kurulları teşkil edilir. Sınav kurulu veya kurulları, atamaya yetkili amir veya görevlendireceği kişinin başkanlığında, atamaya yetkili amirce belirlenecek personel birimi temsilcisi veya temsilcileri ile diğer üyelerden teşekkül eder. İhtiyaç duyulması halinde kurum dışından kamu görevlileri arasından kurullara üye veya üyeler görevlendirilebilir. Sınav kurulunu teşkil eden üyeler görevde yükselme sınavına alınacak personelden, öğrenim ve ihraz ettikleri unvanlar itibarıyla daha düşük seviyede olamazlar.” hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlık konusu Yönetmeliğin 14. maddesinin 1. fıkrasında ise sözlü sınav ve değerlendirme kurulunun; Bakan onayıyla Müsteşar veya Müsteşarın görevlendireceği bir müsteşar yardımcısı veya genel müdür başkanlığında; bir grup başkanı, bir Bakanlık müşaviri veya öğretim üyesi, bir denetçi veya hukuk müşaviri ile bir il millî eğitim müdürü veya ilçe millî eğitim müdüründen oluşacağı öngörülmüş olup, üst normla uyumlu olarak idarenin takdir yetkisi çerçevesinde tesis edilen düzenlemede sendika temsilcisine yer verilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yönetmeliğin 31. maddesinde bölge hizmetine tabi olarak 2013 yılı Haziran ayında yer değiştirmek zorunda olan yöneticilere bir defaya mahsus olmak üzere 2013 yılı Temmuz ayından önce isteğe bağlı yer değişikliği hakkının tanınmamasına; Yönetmelikte, 2009 yılında şef kadrosunda göreve başlayan personele 2013 yılında bir defaya mahsus olmak üzere görevde yükselme sınavına katılacaklarda aranılacak hizmet süresine bakılmaksızın sınava katılma hakkına yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme yönünden;
Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin 15. maddesinde, kurumların, bu Yönetmeliğin kapsamına giren görevlere atanacaklarda aranacak öğrenim düzeyi ile hizmet süresi, alt görevlerde bulunma süresi ve disipline ilişkin şartlar ile bunlar için verilecek görevde yükselme eğitiminin ilanı, şekli, süresi, konuları, ağırlıkları ve kapsama dahil edilecek diğer unvanlar ve bunlara ilişkin seçme kriterlerini, yapılacak sınavlara ilişkin usul ve esaslar ile bu konulara ilişkin diğer hususları Devlet Personel Başkanlığının olumlu görüşünü alarak çıkaracakları yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Davacı tarafından eksik olarak düzenlendiği ileri sürülen hususların, belirli personele yönelik olduğu ve sürekli uygulama niteliği bulunmadığı anlaşıldığından, Genel Yönetmeliğe dayalı olarak yürürlüğe konulan uyuşmazlık konusu Yönetmelikte yer almamasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, temyize konu Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
C- Daire kararının, 21. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “şube müdürü, tesis müdürü ve basımevleri müdürleri bakımından sözlü sınav başarı listeleri üzerinden” ibaresinin, 23. maddesinin ve 29. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı bakımından;
Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrası ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesi hükümlerinin değerlendirilmesinden, idarelerin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan bir yargı kararını “aynen” ve “gecikmeksizin” uygulamaya zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, yürütmenin durdurulması kararlarının işlemin yürürlüğünü askıya alan, geçici nitelikte kararlar olması sebebiyle, yürütmenin durdurulmasına karar verilen dava konusu işlemlerin halen mevcut olduklarının ve davanın esası hakkında karar verilmesiyle kendiliğinden son bulacaklarının kabulü gerekmektedir.
Dava konusu Yönetmeliğin, 21. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “şube müdürü, tesis müdürü ve basımevleri müdürleri bakımından sözlü sınav başarı listeleri üzerinden” ibaresinin, 23. maddesinin, 29. maddesinin 2. fıkrasının iptalinin de istenildiği temyize konu davada; Danıştay İkinci Dairesince verilen 29/04/2014 tarih ve E:2013/10363 sayılı yürütmenin durdurulması kararı uyarınca, 21. maddenin 1. fıkrasında, ilk olarak 10/12/2014 tarih ve 29201 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile, daha sonra ise 13/01/2018 tarih ve 30300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile; “23. maddede yer alan “ilçe millî eğitim müdürü” ibaresi ile 29. maddesinin 2. fıkrasının 4 ve 5. cümleleri yönünden” Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 23/10/2014 tarih ve YD İtiraz No:2014/702 sayılı yürütmenin durdurulması kararı uyarınca 23. maddesinde ve 29. maddesinin 2. fıkrasında, 13/01/2016 tarih ve 29592 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile bilahare 23. maddesinde 18/07/2020 tarih ve 31189 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişikliğe gidilmiş olduğu görülmektedir.
Yargı kararının yerine getirmesi amacıyla, Anayasal ve yasal zorunluluk nedeniyle dava konusu Yönetmelikte yapılan değişiklikler nedeniyle, dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “şube müdürü, tesis müdürü ve basımevleri müdürleri bakımından sözlü sınav başarı listeleri üzerinden” ibaresi, 23. maddesinde yer alan “ilçe millî eğitim müdürü” ibaresi ve 29. maddesinin 2. fıkrasının 4 ve 5. cümleleri bakımından davanın konusuz kaldığından söz edilemeyeceğinden anılan düzenlemeler hakkında işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği açıktır.
Bu itibarla, Daire kararının, 21. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “şube müdürü, tesis müdürü ve basımevleri müdürleri bakımından sözlü sınav başarı listeleri üzerinden” ibaresi, 23. maddesinde yer alan “ilçe millî eğitim müdürü” ibaresi ve 29. maddesinin 2. fıkrasının 4 ve 5. cümleleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu 23. maddenin ve 29. maddenin 2. fıkrasının yürütmesi durdurulan ve yukarıda anılan kısımları dışında kalan bölümleri hakkında Dairece verilen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar ise aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 07/03/2019 tarih ve E:2016/1095, K:2019/1086 sayılı kararının, dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “şube müdürü, tesis müdürü ve basımevleri müdürleri bakımından sözlü sınav başarı listeleri üzerinden” ibaresinin, 23. maddesinde yer alan “ilçe millî eğitim müdürü ibaresinin ve 29. maddesinin 2. fıkrasının 4 ve 5. cümlelerinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısımlarının oyçokluğu ile BOZULMASINA,
3. Anılan kararın, davanın reddine ilişkin kısımlarının yukarıda belirtilen gerekçeyle oyçokluğu ile, kalan kısımlarının ise oybirliği ile aynen ONANMASINA,
4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 08/04/2021 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
X- Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 07/03/2019 tarih ve E:2016/1095, K:2019/1086 sayılı kararının, dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “şube müdürü, tesis müdürü ve basımevleri müdürleri bakımından sözlü sınav başarı listeleri üzerinden” ibaresinin, 23. maddesinde yer alan “ilçe millî eğitim müdürü” ibaresinin ve 29. maddesinin 2. fıkrasının 4 ve 5. cümlelerinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısımlarının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve aynen onanması gerektiği düşüncesiyle, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlıklı 141. maddesinde, “…Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır…” hükmü yer almış,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari işlemlerin; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargısal denetime tabi tutulacağı vurgulanmış; 24. maddesinde ise, kararda bulunacak hususlar sıralanarak (e) bendinde kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesinin ve hükmün kararda belirtileceği kuralına yer verilmiştir.
Anayasa’nın 141. maddesinin 3. fıkrası ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ve 24. maddesi dikkate alındığında, idari yargı yerlerince idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetime tabi tutularak incelenmesi ve kararların gerekçeli olarak yazılarak dayandığı hukuki sebepler ile hükmün kararlarda belirtilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında sıklıkla değinilen Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak bu maddede gerekçeli karar hakkından açıkça söz edilmemiştir. Anayasa’nın 36. maddesine “adil yargılanma” ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nin birçok kararında yer almıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Anayasa Mahkemesi, Abdullah Topçu, B. No:2014/8868, 19/4/2017, p. 75).
Bu bağlamda, AİHM içtihatlarına göre, genel olarak her bir karar açık, konuyla ilgili herkesin, mahkemenin neden belirli bir kararı verdiğini anlamasına imkan verecek şekilde olmalıdır (AİHM, Seryavin ve diğerleri/Ukrayna p.57-61).
Mahkeme kararlarının, hüküm fıkrası ve hükmün dayandığı gerekçe ile bir bütün olduğu, gerekçesiz karar verilmesinin mümkün olmadığı açık olduğuna göre, gerekçenin hem temyiz incelemesini yapacak merci açısından, hem de kararı uygulayacak olan idare açısından yeterli açıklıkta olması gerektiğinde kuşku yoktur.
Yargılama hukukunda, yargı (hüküm), uyuşmazlığı çözmekle görevli ve yetkili yargı yerinin yargılama sürecinin sonunda ulaştığı “sonuç”tur. Gerekçe, yargıcın çözümlemek durumunda olduğu uyuşmazlığa uygulanması gereken soyut hukuk kuralının saptanmasında, yorumlanmasında ve tüm ayrıntılarıyla ortaya konulup nitelendirilen maddi olaya uygulanmasında izlemiş olduğu yöntemi gösteren ve bu özelliği sebebiyle, yargılamanın nesnelliği ile varılan yargının doğruluğu konusunda davanın taraflarına güven, üst yargı yerine de denetleme olanağı veren açıklamadır.
Bu durumda, davaya konu idari işlemin hukuka uygunluk denetimini yapmakla görevli idari yargı merciince, 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesinde sayılan unsurlar yönünden, işlemin hukuka aykırı olup olmadığına dair yargısal denetim yapılması ve bu denetim sonucunda varılan kararın gerekçeli olarak ortaya konulması gerekmekte iken, Daire kararında, davacının iddia ve taleplerine yönelik olarak ilgili mevzuatın yorumu ve iptali istenen düzenlemelerin hukuka uygunluk denetimi yapılmaksızın, yani uyuşmazlıkla ilgili herhangi bir gerekçeye yer verilmeksizin davanın reddine karar verilmiş olduğundan, Daire kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının da bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXX- Dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesinin 1. fıkrasının ilk olarak 10/12/2014 tarih ve 29201 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile daha sonra 13/01/2018 tarih ve 30300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirildiği; 23. maddesinin ise, ilk olarak 13/01/2016 tarih ve 29592 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile daha sonra 18/07/2020 tarih ve 31189 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirildiği; böylelikle yargı kararları sonrasında idarece yapılan değişikliklerden bir müddet sonra anılan düzenlemelerde yeniden değişiklik yapıldığı görülmektedir.
Bu durumda, Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 07/03/2019 tarih ve E:2016/1095, K:2019/1086 kararının, dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “şube müdürü, tesis müdürü ve basımevleri müdürleri bakımından sözlü sınav başarı listeleri üzerinden” ibaresinin, 23. maddesinde yer alan “ilçe millî eğitim müdürü” ibaresinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısımlarının usul ve hukuka uygun bulunduğundan onanması gerektiği düşüncesiyle bozma kararına katılmıyorum.