DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2020/35 E. , 2021/731 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/35
Karar No : 2021/731
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1-… Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2-.. Valiliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … İnşaat Tarım Ürünleri Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 21/06/2019 tarih ve E:2015/13690, K:2019/5900 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından yapılan kurum açma izni başvurusunun reddedilmesine ilişkin Adana Valiliğinin … tarih ve … sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı niteliğindeki 20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 18. maddesine, 08/08/2015 tarih ve 29439 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 12. maddesiyle eklenen “Soruşturma sonucunda kurumu sürekli kapatılan kurucuya beş yıl geçmeden tekrar kurum açma veya bir kurumu devir alma ya da bir kuruma ortak olma izni verilmez.” şeklindeki 5. fıkrasının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 21/06/2019 tarih ve E:2015/13690, K:2019/5900 sayılı kararıyla;
Davacı şirkete ait … Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 51/c maddesi hükümlerine aykırı olarak yeterli sayıda meslek dersi öğretmeni çalıştırılmadığının tespit edilmesi üzerine aynı fiilin tekrar işlendiği gerekçesiyle anılan okulun 2014-2015 eğitim öğretim yılı sonunda sürekli kapatılmasına ilişkin davalı idare işleminin iptali istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Dairelerinin 10/04/2017 tarih ve E:2016/5690, K:2017/2738 sayılı kararı ile onandığı;
Davacı şirketin 30/07/2015 tarihinde … Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi adıyla yeni bir özel okul kurmak için davalı idarelere başvuruda bulunduğu, başvurusunun, Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 18. maddesinin 5. fıkrası gerekçe gösterilerek reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı;
Dava Konusu Yönetmeliğin 18. maddesinin 5. fıkrası yönünden;
Anayasa’nın temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasını düzenleyen 13. maddesinde; temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği açıkça ifade edilmiş olup özel öğretim kurumlarının da Anayasa’nın temel hak ve ödevlerin düzenlendiği ikinci kısmında yer alan 48. ve 49. maddeleri ile koruma altına alınan çalışma ve sözleşme hürriyeti ile çalışma hakkı ve ödevi kapsamında olduğu;
Bu bağlamda bakıldığında; anayasal hükümler uyarınca ancak kanunla sınırlanabilecek olan çalışma hürriyetinin, Yönetmelikle sınırlanabilmesine hukuken olanak bulunmadığı;
Öte yandan, 08/02/2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 7. maddesinde; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun genel ve özel amaçlarıyla temel ilkelerine uymayan, kurumunu mevzuata uygun kapatmayan, geçici olarak kapatma cezası alan ve aynı fiili tekrar işleyen kurumların sürekli olarak kurum açma izni veren makam tarafından kapatılacağı düzenlenmiş ise de; bu maddede kurumun kapatılmasının düzenlendiği, kurumun kurucusunun tekrar kurum açmasına engel herhangi bir düzenlemeye de yer verilmediği;
Her ne kadar 13/01/2017 tarih ve 29947 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13. maddesi ile dava konusu edilen Yönetmelik hükmü değiştirilmiş ve buna göre Kanun’da belirtilen şartlara uymadan kurumunu kapatanlar ile soruşturma sonucu kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilen kurucu hakkında Kanun’un 7. maddesinin 6. fıkrası çerçevesinde işlem yapılacağı düzenlemesine yer verilmiş ve anılan Kanun’un 7. maddesinin 6. fıkrasında, Kanun’da belirtilen şartlara uymadan kurumunu kapatanlar ile soruşturma sonucu kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilen kurucuya beş yıl geçmeden tekrar kurum açma izni veya bir kurumu devralma ya da bir kuruma ortak olma izni verilmeyeceği hükmüne yer verilmek suretiyle anılan düzenleme yasal bir dayanağa kavuşturulmuş ise de; yapılan hukuki denetim dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yapıldığından bu hususun dikkate alınmadığı;
Bu durumda; dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 5580 sayılı Kanun’da herhangi bir düzenleme yer almamasına rağmen, soruşturma sonucunda kurumu sürekli kapatılan kurucuya, Anayasa ile koruma altına alınan çalışma hakkını engelleyecek şekilde, beş yıl geçmeden tekrar kurum açma veya bir kurumu devir alma ya da bir kuruma ortak olma izni verilmeyeceği yönünde getirilen düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı;
Dava konusu bireysel işlem yönünden;
Davacı şirketin kurum açma talebinin dava konusu edilen Yönetmelik hükmü uyarınca reddedildiği görülmüş olup; hukuka aykırılığı tespit edilen Yönetmelik hükmü dayanak alınmak suretiyle tesis edilen dava konusu Adana Valiliği işleminde de hukuka uyarlık görülmediği;
Ancak, anılan iptal kararının doğrudan kurum açma izni verilmesinin kabulü anlamına gelmediği, davalı idarece gerekli araştırma ve değerlendirmeler neticesinde ortaya çıkan sonuca göre işlem tesis edilmesini gerektirdiğinin de açık olduğu gerekçesiyle,
Dava konusu Yönetmelik hükmü ile bireysel işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, her hususun kanunlarda düzenlenmesinin mümkün olmadığı, kanunla çizilen çerçevede idarenin düzenleyici işlem yapabileceği, bu nedenle dava konusu düzenlemenin normlar hiyerarşisine uygun olduğu; mevzuata aykırı davranmak suretiyle kurumunun sürekli olarak kapatılmasına neden olan kurucuya karşı herhangi bir yaptırım uygulanmadan tekrar kurum açmasına izin verilmesi halinde öğrenci, veli ve personel açısından ciddi mağduriyetler doğabileceği, yaptırımın kamu yararını sağlamak amaçlı getirildiği, tesis edilen işlemin de bu nedenle hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,
2.Dava konusu işlemlerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 21/06/2019 tarih ve E:2015/13690, K:2019/5900 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 08/04/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Daire kararında, dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 5580 sayılı Kanun’da herhangi bir düzenleme yer almamasına rağmen, soruşturma sonucunda kurumu sürekli kapatılan kurucuya, Anayasa ile koruma altına alınan çalışma hakkını engelleyecek şekilde, beş yıl geçmeden tekrar kurum açma veya bir kurumu devir alma ya da bir kuruma ortak olma izni verilmeyeceği yönünde getirilen düzenlemede ve bu düzenleme uyarınca tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu düzenleyici işlem ile bireysel işlemin iptaline karar verilmiştir.
Ancak, karar tarihinden önce, 5580 sayılı Kanun’un 7. maddesine, 02/12/2016 tarih ve 6764 sayılı Kanun’un 62. maddesiyle, “Bu Kanunda belirtilen şartlara uymadan kurumunu kapatanlar ile soruşturma sonucu kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilen kurucuya beş yıl geçmeden tekrar kurum açma izni veya bir kurumu devralma ya da bir kuruma ortak olma izni verilmez.” fıkrası eklenmiş ve 13/01/2017 tarih ve 29947 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13. maddesi ile dava konusu edilen Yönetmelik hükmü değiştirilmiş ve buna göre Kanun’da belirtilen şartlara uymadan kurumunu kapatanlar ile soruşturma sonucu kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilen kurucu hakkında Kanun’un 7. maddesinin 6. fıkrası çerçevesinde işlem yapılacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Düzenleyici işlemlerin hukuka uygunluk denetimi yapılırken, bireysel işlemlerden farklı olarak “işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla değerlendirilmesi” genel ilkesi yerine, düzenleyici işlemlerin “karar tarihi itibarıyla” değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira, düzenleyici işlemlerde, işlemin yürürlüğe konulduğu tarihte üst hukuk normlarına aykırılık bulunsa/bulunmasa da zaman içinde üst hukuk normlarında yapılan düzenlemeler ya da üst hukuk normlarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi ve idari yargı mercilerince verilen kararlar nedeniyle dava konusu edilen düzenleyici işlemler, yasal dayanaktan yoksun kalabileceği gibi, sonradan yasal dayanağa da kavuşabilir.
Belirtilen nedenlerle, karar tarihi itibarıyla dava konusu Yönetmeliğin kanuni dayanağının bulunduğu ve üst hukuk normlarına aykırılık taşımadığı, dolayısıyla bu düzenlemeye dayalı tesis edilen bireysel işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, 5580 sayılı Kanun’un 7. maddesinin karar tarihi itibarıyla son hali göz önünde bulundurulmaksızın verilen iptal kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.