Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2013/10367 E. 2015/26095 K. 06.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10367
KARAR NO : 2015/26095
KARAR TARİHİ : 06.05.2015

MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık
HÜKÜM : Her iki suçtan mahkumiyet

Yapılan duruşmaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 gün ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere; önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı cihetle somut olayda; suça konu senetler kendisine tevdi edilen ve tanık sıfatıyla dinlenen…’nın anlatımının bu konuda açıklık taşımadığı anlaşılmakla, suça konu senetlerin hangi aşamada alındığının kesin olarak belirlenmesi, sahte senedin önceden doğan borç nedeniyle sonradan verilmesi halinde dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmayacağı gözetilmeden, önceden doğan borç karşılığı senetlerin alındığı kabul edildiği halde eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2- 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesi uyarınca; “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup, 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinin uygulama koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti yönünden, suça konu 02.04.2007 tanzim tarihli -2- adet senedin aynı anda mı farklı tarihlerde mi verildiğinin senetlerin verildiği tanık sıfatıyla dinlenen… sorulmak suretiyle araştırılıp, senetlerin aynı anda verildiğinin tespiti halinde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı ancak sahte belge sayısı ve kastın yoğunluğu dikkate alınarak TCK’nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği de gözetilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.