Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/842 E. , 2021/2060 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2016/842
Karar No : 2021/2060
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Teknik Malzeme Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, sahte fatura kullandığından bahisle vergi inceleme raporuna istinaden re’sen tarh edilen 2008/9,10,11,12 dönemleri için vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ile 213 sayılı Kanun’un 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacı şirkete ilgili dönemde fatura düzenleyen Ümraniye Vergi Dairesi mükellefi … hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer alan tespitlere göre , adı geçen mükellefin düzenlediği faturaların sahte olduğu sonucuna varıldığından, tarhiyatın adı geçen mükelleften alınan faturalardan kaynaklı kısmında yasal isabetsizlik görülmediği, Galata Vergi Dairesi mükellefi … ve … Ortaklığı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu tetkikinden, davacı şirkete yapılan satışların gerçek olmadığını ispata yeterli olmadığı sonucuna varıldığından, adı geçen mükelleften alınan faturalardan kaynaklı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı, özel usulsüzlük cezasının kesilebilmesi için madde metninde belirtilen unsurların bir arada gerçekleşmediği ve cezayı gerektiren fiilin tüm unsurları bulunmadan failin cezalandırılamayacağı yolundaki genel ceza hukuku ilkesinin varsayım ya da kıyas yolu ile ceza verilmesine olanak tanımadığı, bu durumda, davacı adına 213 sayılı Kanun’un 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar, kararın 213 sayılı Kanun’un 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Kararın … ve … ortaklığından alınan faturalardan kaynaklı vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da gerekmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacı şirket adına fatura düzenleyen Galata Vergi Dairesi mükellefi … ve … Ortaklığı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda özetle ; hırdavat malzemeleri ve el aletleri toptan ticareti faaliyeti iştigal etmekte iken, 31/05/2012 tarihinde mükellefiyetin terk edildiği, 07/08/2008 tarihli yapılan iş yeri yoklamasında, mükellefin adresinde faaliyetine devam ettiği, iş yeri kirasının 270-TL olduğu, 1 çalışanının bulunduğu, muhtelif büro malzemeleri ile 20.000,00 TL tutarında manometre, ısıtma ve hırdavat malzemelerinin bulunduğu, şube ve deposunun olmadığı, 27/03/2009 tarihli yoklamada, mükellefin faaliyetine devam ettiği, aylık 300,00 TL kira ödendiği, çalışan personelin olmadığı, iş yerinde bir bilgisayar, büro mobilyaları ve numune malzemelerin olduğu, BABS form analizine göre, mükellef 2008 yılında 5.354.99,00- TL lik emtia ve hizmet alışı yaptığını bildirmesine karşılık, mükellefe emtia ve hizmet satan diğer firmalarının satış bildiriminin 523.301,00- TL olduğu, mükellefin 2008 yılı vergilendirme dönemlerine ilişkin katma değer vergisi beyannamesinde ise, 941.148,30- TL lik indirilecek katma değer vergisi bildirildiği, mükellef 2009 yılında 11.023.133,00 TL lik emtia ve hizmet alışı yaptığını bildirmesine karşılık, mükellefe emtia ve hizmet satan diğer firmaların satış bildiriminin 3.310.226,00- TL olduğu, mükellefin 2009 yılı vergilendirme dönemlerine ilişkin katma değer vergisi beyannamesinde ise, 1.662.482,99- TL lik indirilecek katma değer vergisi bildirildiği, mükellef 2010 yılında 3.372.455,00-TL lik emtia ve hizmet alışı yaptığını bildirmesine karşılık, mükellefe emtia ve hizmet satan diğer firmalarının satış bildiriminin 1.409.295,00- TL olduğu, 2010 yılı vergilendirme dönemlerine ilişkin katma değer vergisi beyannamesinde ise, 608.154,80-TL lik indirilecek katma değer vergisi bildirdiği, mükellef 2011 yılında 9.531.912,00-TL lik emtia ve hizmet alışı yaptığını bildirmesine karşılık, mükellefe emtia ve hizmet satan diğer firmaların satış bildiriminin 1.405.495,00-TL olduğu, 2011 yılı vergilendirme dönemlerine ilişkin katma değer vergisi beyannamesinde ise, 295.350,46-TL indirilecek katma değer vergisi bildirdiği, mükellef 2012 yılında 485.440,00-TL emtia ve hizmet alışı yaptığını bildirmesine karşılık, mükellefe emtia ve hizmet satan diğer firmaların satış bildiriminin 548.305,00-TL olduğu, 2012 yılı vergilendirme dönemlerine ilişkin katma değer vergisi beyannamesinde ise,84.064,09-TL indirilecek katma değer vergisi bildirdiği, alım yaptığı firmalardan 2008 yılında 18’i, 2009 yılında 8’i, 2010 yılında 7’si, 2011 yılında 4’ü, 2012 yılında 1’i hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporu bulunduğu, sahte olduğu belirtilen faturaların ortaklığın toplam alımları içerisindeki payının 2008 yılında %90, 2009 yılında %60, 2010 yılında %60, 2011 yılında %99, 2012 yılında %92 olduğu, yüksek matrahlarda KDV beyannameleri verildiği halde ödenecek KDV çıkmadığı veya çok cüz’i miktarda çıktığı, 31.05.2012 tarihinde bağlı olduğu vergi dairesine bildirim yaparak faaliyetine son verdiği, faaliyetine son vermiş olmasına rağmen adi ortaklıktan 2012/ 6,7,8,10,12 ve 2013/6 dönemlerinde emtia ve hizmet aldığını beyan eden mükelleflerin bulunduğu, adi ortaklığın sahte fatura ticareti amacıyla kullanılan paravan bir ortaklık olduğu ve sahte fatura organizasyonunun parçası olduğu, adi ortaklık tarafından 2008,2009,2010,2011,2012 yıllarında düzenlediği tüm faturaların sahte belge niteliğinde olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıdaki tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, mal alındığı beyan edilen mükellefler hakkında sahte belge düzenlemekten olumsuz tespitlerin bulunması, yüksek tutarlı matrah beyan etmesine rağmen bununla uyumlu iş hacmine sahip olmaması, mükellefiyeti terk tarihinden sonra fatura düzenlenmiş olması, beyan ettiği KDV matrahları ile kendisinden mal alanların verdiği Ba formlarının karşılaştırılmasından aralarında çok farklar bulunması, katma değer vergisi beyannamesi bildirimindeki indirilecek katma değer vergisi tutarları ile mükellefin Ba bildirimleri arasında tutarsızlık olması hususları dikkate alındığında adı geçen mükellef tarafından davacı şirkete düzenlenen ihtilaf konusu faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığı sonucuna varılmış olup, aksi yöndeki Mahkeme kararının buna ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının oybirliği ile ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının cezalı tarhiyata dair hüküm fıkrasının oybirliğiyle BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 06/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.