YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/24728
KARAR NO : 2016/529
KARAR TARİHİ : 21.01.2016
Mahkemesi : . İş Mahkemesi
Tarihi : 16.04.2015
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrası davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının ortağı olduğu limited şirketin prim borçları nedeniyle davacı hakkında yapılan icra takibi kapsamında düzenlenen ödeme emrinin iptali istemine ilişkin davada, mahkeme uyulan bozma ilamı sonrası davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Bir önceki bozma ilamımızda, davacının 2005/8-2006/8 dönemleri arasındaki kısmından hissesi oranında sorumlu bulunduğu belirtilmiş, uyulan bozma ilamı sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının şirketteki pay oranlarının hesaplanmasında ticaret sicilindeki tescil tarihinin dikkate alındığı anlaşılmış olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.01.2013 tarih, …..Esas ve …. Karar no’lu ilamında ayrıntıları açıklanıp benimsendiği üzere; limited şirket pay devrinin geçerli olabilmesi için TTK 520.maddesine göre, limited şirket pay devrinin yazılı şekilde yapılması ve imzaların noterce tasdik edilmesinden sonra, pay devrinin limited şirkete bildirilerek, ana sözleşmede aksine hüküm yoksa ortakların en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin dörtte üçüne sahip olması, ayrıca devrin pay defterine kaydedilmesi gerekir. Bu devrin ticaret siciline tescili ise, pay devrinin gerçekleşmesi için zorunlu bir şekil şartı değildir. Ticaret sicil gazetesindeki ilanın, işlemin hukuken varlık kazanmasına değil, bu hususun üçüncü kişilere açıklanması amacına yönelik olduğu, dolayısıyla inşai değil bildirici bir işlem olduğu açık olduğundan, davacının şirketteki pay oranlarının hesaplanmasında noter kayıt tarihlerinin dikkate alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
2- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde, “Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. (Ek cümle:16.06.2009 – 5904 S.K./35.mad) Şu kadar ki hazırlanan tarifede; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir.
Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.” düzenlemesi yer almakta olup; açık yasal düzenleme karşısında, 6183 sayılı Yasanın uygulanmasından kaynaklanan davada maktu yerine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde görülmemiştir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.01.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.