YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14432
KARAR NO : 2015/2132
KARAR TARİHİ : 18.02.2015
MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/06/2014 tarih ve 2012/202-2014/144 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, gerçek hak sahipliği müvekkili davacılara ait olan “…” markasına yönelik olarak davalı tarafından yapılan kötü niyetli marka tescili ile bu tescile dayanarak gerçekleştirilen tecavüz, iltibas , haksız rekabet nedeniyle davalı adına … nezdinde tescilli …. nolu “…” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini dava, talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili davalının iş hayatına 09/11/2007 tarihinde kurduğu … ile devam ettiğini,…. isimli internet sitesi aracılığı ile 29/02/2003 tarihinde www……com ibareli jenerik alan adını satın aldığını ve uzun süre bu siteyi distribütörü olduğu bu ürünleri tanıtmak ve satmak üzere kullandığını, alan adı olarak kullandığı …. markasından sadece bir harf değişiklik yaparak tescil ettiren ve kullanmaya başlayan davalının gerçek ve tek hak sahibi olduğunu , davacıların bu davayı açmakta menfaati olmadığını, her hangi bir kötü niyetleri olmadığını, davacı tarafın ….com alan adını kendi adlarına tescil ettirerek markaya tecavcüz edip haksız rekabette bulunduklarını beyanla davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; “….com” ibaresi üzerinden gerçek hak sahibinin 2005 yılında aktif olarak kullanmaya başlaması, maruf hale getirmesi nedeniyle davacı taraf olduğu, davacının tanınmış marka olduğunu iddia ettiği, perakende satış hizmeti bakımından dava tarihi itibariyle ulaştığı tanınmışlık düzeyi, tanınmış marka statüsünde değerlendirilmesi için yeterli olmadığı, tarafların aynı sektörde faaliyet göstermeleri nedeniyle birbirlerinden haberdar olmamalarının mümkün görülmediği, davalının davacı tarafın kullandığı domain adresini bildiği, tacirin basiretli tacir vasfına sahip olması gerektiği anlaşılmakla kötü niyetli olduğu, davacı şirketin itibarından haksız yararlanma amacı ile hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli dava konusu edilen markanın hükümsüzlüğüne, hükümsüzlüğe ilişkin kararın ilanına dair yasal bir düzenlemenin bulunmaması nedeni ile buna dair istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.