YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7339
KARAR NO : 2015/1028
KARAR TARİHİ : 22.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Yokluğunda verilen 12.10.2010 tarihli kararın sanığa 24.11.2010 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 03.12.2010 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar …, … hakkında kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın, evlenmek amacı ile bir bayan aradığı, bunu öğrenen sanıklar …, …. ve …’in, katılanı, diğer sanık … ile tanıştırıp evlendirecekleri bahanesiyle sanıklar …. ve …’e ait eve çağırdıkları, katılanın, çocukları olan tanıklar.. ve …en ile bu eve gittiği, sanık …’nin, evlenme niyet ve isteği bulunmamasına rağmen diğer sanıkların, katılana 3.000 TL. vermesi karşılığında sanık …’nin kendisi ile evleneceğini söyledikleri, bunun üzerine katılanın, 3.000 TL.’yi kendisine …’nin eniştesi olarak tanıtılan sanık Mehmet’e verdiği ve daha sonra sanık … ile birlikte kendi evine gittiği, aynı gece sanık …’nin çocuklarının kaza geçirdiğini bahane ederek evden kaçmaya çalıştığı anlaşılmakla, sanıkların eylemlerinin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve sanık …’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün”, “100 gün” ve “2000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün”, ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Sanığın hükümden sonra 12.12.2012 tarihinde öldüğünün UYAP’tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1 maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilip verilmeyeceğinin mahkemesince değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.01.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.