YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5470
KARAR NO : 2015/12560
KARAR TARİHİ : 25.11.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/02/2015 tarih ve 2014/1095-2015/51 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 28/04/2008 tarihinde kurulan davalı şirketin diğer davalı … gibi %50 ortağı olduğunu, şirket ana sözleşmesi ile atanan müdürün görev süresinin bitiminden sonra şirkete müdür atanmadığını, şirket ortaklar kurulunun hiç toplanmadığını ve karar almadığını, müvekkilinin herhangi bir şekilde ortaklar kurulu toplantısına çağrılmadığı gibi, müvekkili tarafından yapılan çağrıya da cevap verilmediğini, diğer ortağın şirketi tek başına, keyfi olarak yönettiğini ve şirket adına tasarruflarda bulunduğunu, müvekkiline haklarını vermediğini, şirketin adresinin neresi olduğunun belli olmadığını, şirketin kuruluş aşamasında bulunan yerde faaliyet göstermediğini, şirket kayıt ve defterleri ile resmi belgelerinin nerede olduğunun da bilinmediğini, müvekkiline kar payı da ödenmediğini bu itibarla, şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı sebeplerin oluştuğunu ileri sürerek, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, tarafların karı-koca olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin maddi katkıları ile kurulduğunu, müvekkilinin tarafların yarı yarı ortak olduğu şirketteki herhangi bir yönetim yetkisine davacıdan daha fazla sahip olmayıp, davacının da şirket ortağı olması nedeniyle herhangi bir zararının bulunmadığını, buna rağmen davalı şirketin faaliyetinin devamında ortaklar arasındaki ihtilaf nedeniyle müvekkili tarafından da yarar görülmediğinden şirketin fesih ve tasfiyesine muvafakat ettiklerini, davalı şirkete de davada temsili için kayyum atanması gerektiğini savunmuştur.
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, güven prensibine dayanan limited şirkette ortaklar arasında güven kalmaması, davacı ortağın şirketin diğer ortağına ulaşamaması, irtibat kuramaması, şirketin faaliyetlerinin sürdürülmemesi, amacına ulaşma imkanının kalmamasının, şirketin feshi için muhik sebep olarak kabul edildiği, somut olayda davacı tarafın haklı nedenlerle davalı limited şirketin fesih ve tasfiyesini talep ettiği, davalı tarafın da davacının fesih ve tasfiye talebinin yerinde olduğunu ve şirketin mevcut hali ile devam etmesinde tarafların herhangi bir yararının kalmadığını bildirdiği, limited şirketin kuruluşuna ilişkin işlem ve daha sonraki işlemlerin esasa itibariyle sözleşme ilişkisi niteliğinde olup, sözleşme hükümlerine tabi olduğu, TTK ve TBK’da kabul edilen temel prensiplerden olan sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca tarafların sözleşme yapabilecekleri gibi, daha önce yaptıkları sözleşmeyi de sona erdilerebilecekleri, iki ortaklı ve eşit hisseli limited şirket ortaklarının şirketin fesih ve tasfiyesinin gerektiğini bildirdikleri, davacı tarafın dayandığı maddi vakalara göre tek taraflı taleple şirketin fesih ve tasfiyesi ya da çıkma veya çıkarılma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulüne ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı … vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve feshi istenen davalı şirketin iki ortaklı olup, her iki ortağın da davada taraf olarak yer almış olmasına göre, mümeyyiz davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı davalı …’dan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.