YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18114
KARAR NO : 2015/3306
KARAR TARİHİ : 11.03.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/07/2014 tarih ve 2013/6-2014/173 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 2000/09030 sayılı “…” ibareli markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, 4 nesildir işletilen müessesenin tanınmışlığı ile sayılı firmalar arasına girdiğini, davalının kendi adına tescilli markayı müvekkili markasına yaklaşmak suretiyle kullanarak müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini, bunun ayrıca haksız rekabet mahiyetinde olduğunu ileri sürerek davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, şimdilik 10.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat yönünden talep sonucunu 40.000,00 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, …’un sahibi olduğu “…” markasının kullanımı için müvekkiline muvafakatname verdiğini, müvekkilinin buna dayalı olarak anılan markayı bir süre kullandığını, ardından markanın . … devredildiğini, … çektiği ihtarname ile markanın kullanma hakkının geri alındığını bildirdiğini, zaten müvekkilinin uzun zamandan beri markayı kullanmadığını, aile içi ihtilaflar nedeniyle iyiniyetli müvekkilinin mağduriyet yaşadığını, davanın muhatabının … olması gerektiğini, markaların benzemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tespit dosyasında markanın davalı tarafından iş yerinde, poşetlerde, işçi önlüklerinde, davalının lisans yoluyla kullandığını savunduğu markada … kelimesinin kısaltılarak ve küçük punto ile, “…” ibaresinin ise daha büyük ve dikkat çekici puntolar ile yazılmak suretiyle kullanıldığının anlaşıldığı, bu hususun ortalama tüketici nezdinde davacının şube açtığı izlenimini verebileceği, bağlantı kurma ihtimalinin de markaya tecavüz sonucunu doğuracağı, davacının çeşitli miktarları içeren lisans sözleşmelerini sunduğu, genel hükümler dairesinde olayın özelliğine, tarafların durumuna, kusurun ağırlığına göre
maddi tazminatın mahkemece belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve bu suretle haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, 15.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmedilen tazminatlara dava ve ıslah tarihlerinden itibaren yasal faiz işletilmesine, kararın ilanına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, marka hakkına tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının lisans yoluyla marka kullanımının tescilli halinden farklı olduğu, bu kullanımın davacı adına tescilli 2000/09030 sayılı “…” markası ile iltibas oluşturduğu ve davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
556 sayılı KHK’nın 14’üncü maddesinde “tescilli markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden markanın farklı unsurlarla kullanılmasının” yasal bir kullanım olduğu belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davalının, dava dışı şahıstan lisans yoluyla kullanım hakkını aldığı 2006/39991 sayılı marka “…..” ibaresinden oluşmaktadır. Davalının fiili kullanımı ise, iş yerindeki poşet, kolonyalı mendil ve personel önlükleri üzerinde …” ve “.. Tor …” ibarelerinin markanın tescilli olduğu düz yazı harf karakterleri yerine farklı kaligrafiyle yazılmış halde kullanımından ibarettir. Markanın tescilli olduğu halinden farklı unsurlarda kullanılması durumunda, tescilli bir markaya tecavüzün sınırı bu markaya yaklaşılmasıdır. Davalının kullanımı nazara alındığında, davacının “cami figürlü” ve “….” ibareli markasına bu sınırı aşacak bir yaklaşımının bulunmadığı, bu kullanımın 556 sayılı KHK’nın 14’üncü maddesine aykırı bir kullanım niteliği taşımadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının lisans yoluyla kullandığı markanın farklı unsurlarla kullanım biçiminin davacının “cami figürlü” ve “…” ibareli markası ile iltibas tehlikesi doğuracak şekilde bir benzerlik içerdiğinden de söz edilemeyecektir. Bu itibarla, davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.