Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/1182 E. 2015/12663 K. 07.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1182
KARAR NO : 2015/12663
KARAR TARİHİ : 07.05.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlu vekilinin; bononun sahte olduğunu, kambiyo vasfı bulunmadığını, müvekkilinin alacaklıya borcu bulunmadığını ileri sürerek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece istemin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Senedin düzenlenme tarihine göre uygulanması gereken 6762 sayılı T.T.K.’nun 688/6.maddesi gereğince, bonoda düzenleme yerinin bulunması zorunludur. Aynı Kanunun 689/son maddesine göre ise, düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bononun, düzenleyenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. H.G.K.’nun 02.10.1996 tarih ve 1996/12-590 sayılı kararında da benimsendiği üzere, düzenleme yeri olarak, idari birim adı (kent, ilçe, bucak, köy gibi) yazılması yeterli olup, ayrıca adres gösterilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Bonoda bulunması zorunlu olan düzenleme yeri ve düzenleyenin adresi senet keşidecisi için geçerli olup, T.T.K.’nun 614.maddesi hükmüne göre, kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi senetteki borçtan sorumlu olan aval verenin adresinin senette yazılı olması hali, yukarıda açıklanan zorunluluğu gidermez.
Somut olayda, takip konusu edilen bonoda, keşideci borçlu … yönünden TTK’nun 688/6.maddesi anlamında tanzim yeri bulunmamaktadır. Aval veren borçlu Musa Bayraktar ismi yanında “Mudanya” ibaresine yer verilmiş ise de, bu adresin varlığı, yukarıda açıklanan borçlu için öngörülen zorunluluğu gidermez.
Bu durumda, borçlu keşideci yönünden bono vasfında sayılmayan bu senede dayanan takibin, borçlu tarafından borcun kabul edilmediği de dikkate alınarak; mahkemece hiçbir işlem yapılmaksızın İİK’nun 170/a-2.maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek ve senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğuna ilişkin yazılı belge sunulmadığı ve imzaya da itiraz edilmediğinden bahisle istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.