Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/5456 E. 2015/12686 K. 30.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5456
KARAR NO : 2015/12686
KARAR TARİHİ : 30.11.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11/06/2014 tarih ve 2014/55-2014/167 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davanın davalıları vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl dava ve birleşen davada, davalı şirkette 40 pay sahibi olan müvekkilinin, 01.05.2008 tarihinde yapılan ve kendisinin yönetim kurulu üyesi seçildiği genel kurul toplantısı sonrasında yapılan 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarına çağrılmadığı için katılmadığını, daha sonra müvekkilinin ortak olmadığı için bu toplantılara katılmadığının öğrenildiğini, ancak müvekkilince paylarının kimseye devredilmediğini, anılan toplantıların TTK’nın 370. maddesi uyarınca çağrısız yapıldığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirkette beheri 1.00 TL nominal değerde 5.000 pay sahibi olduğunun tespitini ve hükmün pay defterine kaydını, 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının yoklukla malul olduğunun belirlenmesini, yapılan organ seçimlerinin geçersiz olması nedeniyle 3 yıldır organsız olan ve fiili bir kurul tarafından yönetilen davalı şirkete TMK’nın 427/4. maddesi uyarınca yönetim kayyumu atanmasını talep ve dava etmiştir.
Asıl dava ve birleşen davada davalı şirket ile davalılar vekili, müvekkili şirketin hakim ortağı olan dava dışı Recep Sami Yazıcı tarafından anonim şirkette beş ortak sayısını muhafaza etmek ve davacının yönetimde bulunmasını temin etmek için, inançlı bir işlemle davacıya dava konusu 40 adet hissenin verildiğini, davacının 01.05.2008 tarihli genel kurulda
yönetim kuruluna girmek istememesi üzerine yönetimden ayrıldığını ve sonrasında 09.05.2008 tarihinde dava dışı anılan ortağa onun adına elinde bulundurduğu 40 adet hisseyi devrederek 30.06.2008 tarihinde müvekkili şirketten ayrıldığını, davacının 01.05.2008 tarihli toplantıda yönetim kuruluna seçilmediğini, dava konusu genel kurul toplantılarının tüm hissedarların katılımı ile yapıldığını, müvekkili şirketin organsız kalmadığını belirterek davaların reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; daha öncesinde asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen kararın asıl ve birleşen davanın davalılarının temyizi neticesinde onanmasına karar verildiği, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilince karar düzeltme isteminde bulunulduğu, karar düzeltme isteminin incelenmesi neticesinde asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin sair karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmesine karşın; davalıların iddialarını ispat açısında yemin deliline başvurma haklarının bulunduğu, bu husus gözetilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle onama kararının kaldırılarak kararın bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle asıl ve birleşen davada davalılar vekiline yemin teklif etme hakkının hatırlatıldığı, davalılar vekilince yemin teklifinde bulunulması üzerine davacı asıl tarafından 11.6.2014 tarihli celsede yemin eda edildiği, bu doğrultuda davalıların savunmasını ispat edemedikleri gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 40 pay sahibi olduğunun ve davalı şirketin 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının yoklukla malûl olduklarının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine; birleşen davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 40 pay sahibi olduğunun tespiti ile davalıların murisi … adına kayıtlı mevcut paylardan 40 payın terkini ile davacı adına kayıt ve tesciline, Genel Kurul Kararlarının iptaline yönelik talebinin pasif husumet yokluğundan reddine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davanın davalıları vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davanın davalıları vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.