YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1027
KARAR NO : 2015/3429
KARAR TARİHİ : 12.03.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/05/2014 tarih ve 2014/90-2014/90 D. İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi hacze itiraz eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi .. … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati hacze itiraz eden vekili, hakem kararlarının kesinleşmeden uygulanamayacağını, ihtiyati haczin dayanağı olan hakem kararının yok hükmünde ayrıca kamu düzenine aykırı olduğunu, ayrılma akçesinin de muaccel olmadığını savunarak, aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İhtiyati haciz talep eden vekili, itirazın reddini istemiştir.
Mahkemece, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati hacze itiraz eden vekili temyiz etmiştir.
İstem, ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebine ilişkin olup, mahkemece hakem kararlarının kesinleşmesine gerek olmadığı gerekçesiyle itiraz reddedilmiştir. Ancak, ihtiyati haciz kararına dayanak gösterilen hakem kararı limited şirketten çıkma ve çıkma payının tahsili istemine ilişkindir. Çıkma kararı ise inşai nitelikte bir karar olup bu karara göre hesap ve tahakkuk eden çıkma payı ancak bu kararın kesinleşmesi ile infazı mümkün alacaklardandır. Bu durumda, ihtiyati haczin istem tarihi itibariyle muaccel bir para alacağından söz edilemez. Nitekim, alacaklı tarafça girişilen icra takiplerinin de bu gerekçeyle yetkili mahkemece iptal edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda alacaklının İİK’nın 257. maddesinde öngörülen koşulların varlığını iddia ve ispat etmemiş olması da gözetilerek borçlunun 265. madde çerçevesindeki itirazının kabulüne karar vermek gerekirken aksi düşünceyle reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın ihtiyati hacze itiraz eden yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.