Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/16817 E. 2015/3322 K. 11.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16817
KARAR NO : 2015/3322
KARAR TARİHİ : 11.03.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/07/2014 tarih ve 2013/247-2014/274 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi . … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 07/07/2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyesi seçildiğini, ancak davacının, yönetim kurulu üyeliği, görev, yetki, hak ve sorumluluklarını hakkında bilgilendirilmeden ve ana sözleşmedeki yazılı şartları taşıyıp taşımadığı gözetilmeden yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, davacının davalı şirket ortağı olmadığını ancak anasözleşmeye göre yönetim kurulu üyelerinin ortaklar arasında seçileceğinin düzenlendiğini, durumu öğrenince istifa ettiğini, davacının yönetim kuruluna seçilmesine dair genel kurul kararının kanuna ve anasözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek anılan kararın butlanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu genel kurul toplantısının 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğe girdikten sonra yapıldığı, 6103 Sayılı TTK’nın Uygulanması ve Yürürlüğü Hakkındaki Kanun’un 25. maddesinde “Anonim şirketlerde Türk Ticaret Kanununun 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca seçim yapılan durumlarda, anılan Kanunun 359 uncu maddesindeki şartları taşıyan yönetim kurulu üyelerinin seçilmeleri şarttır. Görevdeki yönetim kurulunun görevinin sona ermesinden sonra seçilecek üyelerin, anılan 359 uncu maddedeki şartları taşımaları zorunludur.” hükmü gereği 6102 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte aynı Yasa’nın 359. maddesinin yönetim kurullarının seçiminde uygulanmasının zorunlu bulunduğunun belirtildiği, anılan maddeye göre yönetim kurulu üyesi seçilmek için hissedar olmaya gerek olmadığı, bu nedenle davacının ortak olmadığı halde yönetim kurulu üyesi seçilmesinde bir usulsüzlük ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir..
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, ana sözleşmeye aykırılık iddiasıyla genel kurul kararının butlanına karar verilmesini talep etmiş olup, 6102 sayılı TTK’nın 445. maddesine göre ana sözleşmeye aykırılık butlan değil iptal sebebidir. Aynı Yasa’nın 446. maddesi uyarınca iptal davasının yönetim kurulu üyelerinden her birinin açabileceği düzenlenmişse de davacı dava tarihi itibariyle yönetim kurulu üyesi olmadığından bu davayı açamaz. Bir an için bu davayı açabileceği kabul edilse de, TTK’nın 445. maddesine göre iptal davasının karar tarihinden

itibaren üç ay içinde açılması gerekir. Ancak geçirildikten sonra 05.07.2013 tarihinde açıldığından davanın bu sebeplerle reddi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçeyle reddi doğru değilse de sonucu itibariyle doğru bulunan mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçeyle HUMK’nın 438. maddesinin son fıkrası uyarınca onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru bulunan kararın HUMK’nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi düzeltilmek suretiyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.