YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7574
KARAR NO : 2015/1326
KARAR TARİHİ : 27.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, … ilinde bulunan evini satmak için … Emlakçılar Odası Başkanı olan sanıktan yardım istediği, onun da … Emlakçılar Odası Başkanı tanık …’ı aracılığı ile evi sattığı, satış işlemlerinin takibi ve tapu işlemleri için …’ın yanında çalışan tanık …’a vekaletname verdiği, satış işleminden sonra …’un satıştan almış olduğu parayı 13/11/2007 tarihinde 20.080 TL, 11/01/2008 tarihinde de 64.800 TL olarak sanığın bildirdiği sanığın eşine ait … İç Giyim Teks. Tic. Ltd Şit. adına olan hesaba yatırdığı, yine sanığın … adı ile 14/11/2007 tarihinde .. ilinden müştekinin hesabına 5.000 TL, yine 29/11/2007 tarihinde … adı ile 30.000 TL para yatırdığı, ancak kalan 50.000 TL ‘yi katılana vermediği iddia edilen olayda, gerçeğin kuşkuya vermeyecek şekilde tespiti bakımından suça konu olayla ilgili esaslı bilgisi olduğu anlaşılan, soruşturma aşamasında dinlenen … ve …’ın tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulup, diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında şarta bağlı erteleme hükümleri uygulanmış ise de Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 10/04/2013 tarihli ve 2011/23252 esas, 2013/6583 sayılı kararında da belirtildiği üzere “5237 sayılı Kanun’un 51/2. maddesine göre, cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabileceği, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edileceği, koşulun yerine getirilmesi hâlinde, hâkim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhâl salıverileceği hükmüne yer verildiği, malvarlığına yönelik bazı suçlarda etkin pişmanlığı düzenleyen aynı Kanun’un 168. maddesinde, failin, azmettirenin veya yardım edenin etkin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme ya da tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde mağdurun rızası aranmaksızın, kısmî geri verme veya tazmin halinde ise mağdurun rıza göstermesi koşuluyla ve etkin pişmanlığın gerçekleştiği yargılama aşaması dikkate alınarak ceza indirimi öngörüldüğü, öte yandan aynen geri verme veya tazmin tedbiri aynı Kanun’un 51. maddesinde bir koşul olarak gösterilmiş ise de, yasal bir indirim nedeninin, bundan yararlanmama iradesini ortaya koyan failin cezasını etkisiz kılacak biçimde aynen tazmin tedbir şartına bağlı tutulması imkanının bulunmadığı, böyle bir uygulamanın, mağdurun zararını soruşturma veya kovuşturma aşamalarında gidermeyen faillere yeni bir olanak tanırken, soruşturma veya kovuşturma aşamalarında zararı ödeyen sanık veya sanıklar aleyhine ve adalete aykırı bir sonuç doğuracağı, maddenin düzenleniş amacının da bu şekilde yorumlanamayacağı gözetilmeyerek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan sanık hakkında ertelemenin, mağdurun uğradığı zararın giderilmesi şartına tabi tutulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27/01/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.