YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18615
KARAR NO : 2015/3466
KARAR TARİHİ : 13.03.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul(Kapatılan) 26. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/07/2014 tarih ve 2012/151-2014/216 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve fer’i müdahiller vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin … A.Ş.’de banka personelinin aldatması ve yönlendirmesi ile parasını …-. hesabına yatırdığını, paranın .. hesabına gitmeyip … A.Ş.’nin uhdesinde kaldığını, paranın bankaya hakim şirketlere aktarıldığını ileri sürerek, 16.050,89 TL’nin 27/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 2/2 maddesi gereğine işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın husumet, zamanaşımı, hak düşürücü süre ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisinin kendi adına hesap açtırarak 16.050,89 TL tutarındaki mevduatını 27/12/1999 tarihinde davalı bankaya devredilen…. A.Ş’nin İstanbul-Sultanhamam Şubesi’ne yatırdığı, ancak bankaya daha sonra BDDK tarafından el konulduğu ve bankanın en son davalıya devredildiği, … A.Ş’nin yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki diğer … hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı, banka ile …arasında organik bağ olduğu, bu bağın mudiler aleyhine örgütlü, planlı ve kasıtlı olarak kötüye kullandığı, davacının bankanın mudisi olarak bu şekilde zarara uğratıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile fer’i müdahiller vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, fer’i müdahil… vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, Off Shore hesaba aktarılan paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafından ibraz edilen hesap cüzdanı örneği incelendiğinde davacının 13.09.1999 tarihinde 12.000,00 TL , 18.10.1999 tarihinde 1.011,89 TL yatırdığı, vade sonlarında oluşan akdi faizin anaparaya eklenmesi ve hesaptan çekilen 250,00 TL’nin düşülmek suretiyle hesabın 27.12.1999 tarihinde 16.050,89 TL’ye ulaştığı görülmüştür. Ancak dosya kapsamından anlaşılacağı üzere davacı, TL cinsi mevduatının davalıya devir edilen banka yönetici ve çalışanlarının telkin ve talimatları ile iradeleri sakatlanarak off-shore hesabına aktarıldığı iddiasındadır. O halde, davanın yasal dayanağını somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK’nın 41, 55 ve 6762 sayılı TTK’nın 321. maddeleri oluşturmaktadır. Davalı bankanın davacıya karşı olan sorumluluğunun akdi ilişkiden kaynaklanmamasına göre davacı ancak paranın … Bankası’na gönderildiği tarihten itibaren ana paranın avans faizi ile birlikte tahsilini isteyebilecektir. Bu itibarla mahkemece, ana para miktarlarına… hesabına yatırıldığı tarihlerden itibaren faiz işletilmesi ve dava tarihine kadar hesaptan çekilen tutarın işlemiş faizden düşülmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken, anılan hususlar gözetilmeyip vade sonunda oluşan akdi faiz anaparaya eklenerek oluşan toplam tutara hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Fer’i müdahil … vekili, davalı … vekilinin temyiz dilekçesine karşı verdiği temyize cevap dilekçesinde kararın davalı banka yararına bozulması isteminde bulunmuş olup, fer’i müdahil … vekilinin söz konusu dilekçesi temyiz istemi mahiyetinde ise de, davalı banka yanında feri müdahil olarak davaya katılan …’ın HUMK’nın 433/2. maddesi uyarınca ancak karşı taraf sıfatına sahip davacı tarafın temyizine karşı katılma yoluyla temyiz hakkı bulunduğundan davalı… temyiz dilekçesine istinaden katılma yoluyla temyiz yoluna başvurması mümkün değildir.
Somut olayda da davacı vekilinin temyizi bulunmamaktadır. Bu durumda, mahkeme ilamı, hükmü temyiz eden fer’i müdahil … vekiline 10/10/2014 günü tebliğ edilmiş ve hüküm anılan fer’i müdahil … vekili tarafından HUMK’nın 432/1. maddesinde yazılı 15 günlük süre geçirildikten sonra 10/11/2014 tarihinde temyiz edilmiştir.Ayrıca fer’i müdahil …’ın dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. HUMK’nın 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01/03/1990 gün ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden, fer’i müdahil … vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle fer’i müdahil TMSF vekili ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle fer’i müdahil TMSF vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün kararının anılan taraflar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, fer’i müdahil … vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, alınmadığı anlaşılan 123,60 TL temyiz başvurma harcı ile 27,70 TL temyiz ilam harcının fer’i müdahil …’dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 13/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.