Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/18696 E. 2015/3350 K. 11.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18696
KARAR NO : 2015/3350
KARAR TARİHİ : 11.03.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir (Kapatılan) 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/06/2014 tarih ve 2012/397-2014/153 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan … Tic. Ltd. Şti.’nin…. ile kredi sözleşmesi imzaladığını, müvekkili ile diğer davalıların asıl borçlu şirkete kefil olduğunu ve müvekkilinin ayrıca 3. kişi olarak borcun teminatı olarak rehin-ipotek verdiğini, davalı şirketin kredi borcunu ödememesi nedeniyle müvekkili tarafından 21.8.2009 tarihinde kredinin kapatılması için ödeme yapıldığını ileri sürerek, kefil sıfatıyla müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 286.400,00 TL kredi borcunun davalı şirketten, sorumluluk payları oranında 95.466,66 TL’nin diğer davalı kefillerden ayrı ayrı olmak üzere ödeme tarihi olan 21.8.2009 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, dava konusu kredinin davacının isteği üzerine çekilerek 100.000 TL’sinin davacıya, 50.000 TL’sinin dava dışı … verdiklerini, kredi tarihinden sonraki 1 yıl içerisinde kredi taksitlerinin yarısını davacının, ¼ ‘ini … ve kalan ¼ ‘ini de şirket olarak kendilerinin tamamlayarak bankaya yatırdıklarını, davacının daha önce yatırılan son üç taksiti de taraflarından istediğini, dava dışı … kendisine düşen payı davacıya ödediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 11.11.2009 tarihli belgedeki davacı imzası yönünden davacının herhangi bir itirazının bulunmadığı, bu durumda söz konusu belgede belirtilen … Şubesi 286.400,00 TL’lik borcuna mahsuben dava dışı… belgede belirtilen miktarların davacı tarafça alındığı, dava dışı … ile davalı … arasındaki 09.05.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinde davacı ile davalı şirket dışındaki davalıların müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefil olarak imzalarının bulunduğu ve kredi borcunun davalı şirket tarafından ödenmemesi üzerine 21.08.2009 tarihinde

286.400,00 TL’nin davacı tarafça ödendiği ve BK’nın 486. maddesi kapsamında davacının alacaklı bankanın haklarına halef olduğu, diğer davalıların davacıyla birlikte 1/3 oranında sorumlu oldukları, 11.11.2009 tarihli belge içeriğinde belirtilen 70.490,00 TL’nin mahsup edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 215.910,00 TL’nin davalı… Karasör San. ve Tic. Ltd. Şti.’nden, tahsilde tekerrüre meydan verilmemesi koşuluyla 71.970,00 TL’nin davalı … ve …’ndan ayrı ayrı 21.08.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı tarafından ödenen kredi borcunun asıl borçlu ile müşterek borçlu ve mütselsil kefil olan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği üzere, 11.11.2009 tarihli belge içeriğinde belirtilen ve dava dışı şahıs tarafından dava konusu kredi ile ilgili olarak davacıya yapıldığı savunulan kısmi ödemenin mahsubunun hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasında daha önce İzmir 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/169 Esas sayılı dosyasında görülen davada da, davalı tarafça aynı belgeye dayalı olarak kısmi ödeme ve bu kısmi ödeme karşılığında mahsup talebinde bulunulduğu, mahkemece, işbu ödemelerin dava konusu alacakla ilgili olmadığı kabul edilerek karar verildiği ve kararın aşamalardan da geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Buna rağmen işbu davada, aynı belgeye dayalı olarak yapılan ödemenin, uyuşmazlığa konu kredi alacağına ilşkin olup olmadığı değerlendirilmeksizin hakkaniyet gereğince mahsup edilmesi gerektiği belirtilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, daha önce taraflar arasında görülen davada kesinleşen durum da gözetilerek karar vermek gerekirken yapıldığı belirtilen kısmi ödemenin hakkaniyet gerekçesiyle mahsubuna şeklinde somut olaya uygun olmayan, yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.