Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/5438 E. 2015/3416 K. 12.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5438
KARAR NO : 2015/3416
KARAR TARİHİ : 12.03.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir(Kapatılan) 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/12/2013 tarih ve 2012/258-2013/369 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada taraf vekilleri, birleşen davada ise davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/03/2015 günü hazır bulunan asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili Av. … ile asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında her türlü mal taşıma sözleşmesi imzalandığını, ancak davalının ihtarnamelere rağmen sözleşmedeki yükümlülüklerini ihlal ettiğini ve 28/09/2010 tarihli faks mesajı ile de sözleşmenin fesh edilmesini istediğini, sözleşmenin 15. Maddesinde belirtilen 50.000,00 TL cezai şartın ödenmesinin talep edilmesine rağmen ödenmediğini, 50.000,00 TL’lik alacağın davalının cari hesabına borç olarak kaydedildiğini ve bakiye kalan 28.971,58 TL’nin ödenmesini davalıya ihtar edildiğini, tahsiline yönelik olarak başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine dayalı olarak müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen cari hesap alacağından 23.619,48 TL’nin ödenmediğini, tahsiline yönelik başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu iddia ederek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı nakliyecinin Ağustos-Eylül-Ekim 2010 aylarında taahhütlerini tam olarak yerine getiremediği, bu nedenle davacının başka firmalardan araç kiralayarak, prefabrik yapı elamanlarının nakliye işlerini yaptırdığı, davalı nakliye şirketinin taraflar arasında düzenlenen 14/01/2010 tarihli sözleşmenin 1. ve 5. maddesini ihlal ettiği, bu nedenle sözleşmenin 15. maddesi gereğince taşıyıcı firmanın sözleşme şartlarına uymaması, taahhüdünden vazgeçmesi durumunda iş verene 50.000,00 YTL’yi nakden ödemeyi kabul ettiği, davacı şirketin sözleşme gereğince 50.000,00 TL cezai şart istemeyi hak ettiği, 50.000,00 TL cezai şartın şirketin ekonomik olarak mahvına sebep olmayacağı, davalı nakliyecenin 23.444,70 TL cari hesap alacağı

olduğundan, bu miktarın, 50.000,00 TL cezai şart alacağından mahsup edilmesi sonucunda, davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle 26.557,30 TL alacaklı olduğu, birleşen dava da ise davacının asıl davadaki mahsup nedeniyle icra takip tarihi itibariyle herhangi bir alacağının kalmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada taraf vekilleri, birleşen davada ise davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava taşıma sözleşmesine dayalı bakiye cezai şart alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve inkar tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık davaya dayanak sözleşmedeki cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, davacı taşıtanın sözleşmeyi feshinin haklı olduğu kabul edilip davacı lehine cezai şart isteme koşullarının oluştuğu sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davalı taşıyan tarafından davacı taşıtanın sözleşmedeki ödeme koşullarına uymadığı savunulmuş ve buna ilişkin somut ihtarname örnekleri de sunulmuş, bu hususta bilirkişi kurulunca da yeterince bir inceleme yapılmamıştır. Bu nedenle mahkemece bu savunma üzerinde yeterince durularak navlun ödemelerinde bir aksama olup olmadığı denetime elverişli bir şekilde saptanmak, varsa bunun davacı taşıtan için müterafik kusur teşkil edeceği kabul edilmek ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı taşıyan yararına bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, asıl davaya konu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik,hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı kuşkusuz olup, İİK’nın 67. maddesi hükmündeki koşullar gerçekleşmesine rağmen davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiş, kararın bu yönden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Birleşen davaya yönelik davacı vekilinin temyizine gelince; birleşen dava, navlun alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve inkar tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, asıl davada yapılan açıklamalar çerçevesinde varılacak sonuca göre davacı alacağı değerlendirilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere birleşen davanın da davacı yararına bozulması gerekmiştir
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davadaki hükmün taraflar yararına (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davadaki kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 12/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.