Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/30723 E. 2015/1313 K. 27.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/30723
KARAR NO : 2015/1313
KARAR TARİHİ : 27.01.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun
oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır…. sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır.
Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi,Olayın gelişimi sırasında sanığın, cebir ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’nın “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir.
Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı cebir ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Başka bir suç şüphesi ile aranmakta olan sanığın araç kullanırken görülmesi üzerine görevli polis memurları tarafında sanığın kullandığı aracın yanına gidelerek durması söylendiğinde sanığın kullandığı araçla kaçmaya başladığı görevli memurlar tarafından araçla takip edilerek sanığın kullandığı aracın önüne geçilerek yolun araç ile kesildiği sanığa tekrar durması yönünde ihtara rağmen kaçmak için bu görevlilerin içinde bulunduğu polis aracına çarparak olay yerinden kaçmak şeklinde gerçekleşen eylemde sanığın görevi yaptırmamak için direnme suçunu birden fazla polis memuruna karşı cebir ve şiddet göstererek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirmeleri nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğu, ayrıca eylemde arabanın kullanılma biçimine göre eylemin silahla gerçekleştirilmiş sayılacağı, bu bağlamda sanıklar hakkında anılan suçtan tayin olunan cezaların 5237 sayılı TCK’nın 265/4. ve 43/2. maddeleri ile arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini ve sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 27.01.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ;
Sanık … hakkında bir başka olay nedeniyle aranmakta olduğu, olay günü görevlilerce bir otomobilin içinde görülmesi üzerine, polis ekibinin otomobili durdurarak sanığı yakalamak istedikleri, sanığın kullandığı araçla kendisini sıkıştıran polis aracına hızlı bir şekilde çarpmak suretiyle Asayiş Büroya bağlı Şahin marka otomobile hasar vererek olay yerinde kaçarak uzaklaştığı, bu şekilde kamu malına zarar verdiği ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işlediği iddiası ile dava açılmış, mahkemece olay bu şekilde kabul edilerek sanığın her iki suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Şikâyetçi görevlilerden … 19.01.2012 tarihli oturumdaki ifadesinde olayı; “Biz şahsı takip halindeydik, yanımdaki arkadaşım .. indi, dur dedi. Polis olduğumuzu anlayınca aracımıza çarptı” şeklinde anlatmıştır. Diğer görevli … ise; “Arkadaşımın anlattıkları aynen doğrudur. .. dedikten sonra durmadı. Manevra yaptığı sırada kaçmaya çalışırken bize çarptı. Polis olduğumuzu anlayınca kaçmaya başladı” şeklinde anlatmıştır.
Görevliler … ve … tarafından düzenlenen 23.03.2006 tarihli tutanakta olay; 23.03.2006 günü saat 17.00 sıralarında … daha önceden tanımış olduğumuz … isimli şahsın sürücülüğünü yaptığı ..plaka sayılı siyah renkli BMW marka otoyu durdurup, kontrol izin aracımızdan inip BMW marka aracın yanına yaklaştığımız bir sırada, oto aniden hareket edip, geri geri .. sokaktan aşağıya doğru kaçmaya başlamış, bizde otomuza binip aracı takip etmeye başladığımızda, sokağın sonuna gelindiğinde, araç sıkıştırılmış fakat ileriye doğru manevra yapıp resmi plakalı .. plaka sayılı (Sivil…) plaka sayılı gri renkli … marka otomuzun ön sağ tarafına çarpmak suretiyle otomuza hasar verip .. caddesine doğru kaçarak uzaklaşmıştır” şeklinde anlatılmıştır.
Olay tutanağı ve bunu doğrulayan şikâyetçi beyanları ile özellikle …’ın beyanından sanığın kamaya çalışırken
yaptığı manevra sırasında polis otosuna çarptığı, sanığın eyleminde mala zarar verme suçunun manevi unsuru olan kast unsurunun olmadığı, taksirli eylem sonucu kamu malında zarar meydana geldiği, keza TCK’nın 265. maddesinde düzenlenen görevliye direnme suçunun tipiklik unsuru olarak kanunda gösterilen “kamu görevlisine karşı cebir veya tehdit” eyleminin gerçekleşmediği, eylemin kasıtlı olsa bile görevlilere değil kamu malına karşı gerçekleştiği, görevini yaptırmamak için direnme suçunun unsurlarının da gerçekleşmediği, sanığın resmi otoya verdiği zararın tazminat davasına konu olabileceği, mahkûmiyet hükümlerinin bozulması gerektiği düşüncesiyle Sayın çoğunluğun hükümlerin onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum.