Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/12757 E. 2015/3303 K. 11.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12757
KARAR NO : 2015/3303
KARAR TARİHİ : 11.03.2015

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/02/2014 tarih ve 2013/9-2014/37 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı adına tescilli 2006/57017 sayılı markanın, müvekkili adına tescilli 123384 sayılı marka ile ve 2002/07806 ve 2007/45900 sayılı markaların müvekkili ile özdeşleşmiş “…” şekilli markalar ile ayırdedilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalıların bu markaları müvekkilinin tanınmışlığından yarar sağlamak maksadıyla kötüniyetle tescil ettirdiğini, ayrıca 2002/07806 sayılı markanın kullanılmama nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluştuğunu ileri sürerek dava konusu ettikleri ve davalı adına tescilli 2006/57017, 2002/07806 ve 2007/45900 sayılı markaların hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili markaları ile davacı markalarının birbirlerine benzemediğini, 2006/57017 sayılı markanın müvekkili adına daha önce tescil edilmiş “…” ibareli markanın baş harfi olan “M” harfinin dikilebilir ve uygulanabilir hali için tescil ettirildiğini, 2002/07806 sayılı markanın “M” harfinin üst üste ters konulmuş şeklinden oluşturulduğunu, orta kısmında “MP” harflerinin bulunduğunu, davacıya ait üç şerit markası ile benzerliğinden sözedilemeyeceğini, 2007/45900 sayılı markanın “M” harfinin köşeli biçimde yazılışından ibaret olduğunu, üst orta kısmında “..” ibaresinin bulunduğunu, 2002/07086 sayılı markanın kullanılarak 2006 tarihli katalogda yer aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 2002/07806 sayılı markasını ciddi biçimde kullandığı, tescillerin kötüniyetle yapıldığının ispatlanamadığı, taraflara ait markalar arasında hükümsüzlüğe yol açacak derecede bir benzerliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı adına tescilli markaların davacının tanınmışlığından yararlanmak için kötüniyetli tescil edildiği, markaların iltibasa sebep olduğu ve kullanılmadığı iddiasına dayalı hükümsüzlük istemine ilişkindir.

Davacı adına tescilli markalar, 205301 ve 123384 sayılı üçgen formunda markalar, 95377 sayılı eğik üç şerit formunda marka ve 95374 sayılı düz üç şerit formunda markalardan oluşmaktadır. Dava konusu olup hükümsüzlüğü istenen markaların davacı markaları ile aynı/benzer emtialarda da tescilli oldukları anlaşılmaktadır. Dava konusu 2006/57017 sayılı marka üç şeritten oluşan üçgen benzeri bir formdan ibarettir. Yine 2007/45900 sayılı markanın dikine üç şerit şeklini, 2002/07806 sayılı markanın dikine üç şerit şekli ile yuvarlak şekli ihtiva ettiği görülmektedir. Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti söz konusu davalıya ait işaretlerin davacı markaları ile iltibas tehlikesine yol açmayacakları yönünde görüş belirtmişse de yukarıda ifade edildiği üzere markaların üçgen ve üç şerit formları itibariyle karşılaştırılmasının ortalama tüketici nezdinde bir bütün olarak bıraktıkları izlenim dikkate alınarak yapılması gerekir. Davacı tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporlarına karşı ciddi itirazlar ileri sürülmüş, işbu davanın davacı ve davalısının da taraf olarak yer aldığı Ankara 1. ve 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’nce verilen kararlar ve bu mahkemelere ibraz edilen raporları itirazlarına dayanak göstermiştir. Bu durumda, mahkemece, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak Ankara 1. ve 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’nce verilen kararlar ve davacının itirazlarının değerlendirildiği rapor alınıp markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b anlamında benzerlik olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Ayrıca davacı vekili, 2002/07806 sayılı davalı markasının kullanılmama nedeniyle de hükümsüzlüğünü talep etmiştir. Davalı vekili, anılan markanın 2006 yılı kataloglarında yer alan ayakkabılar üzerinde kullanıldığını ve aynı yıl satışının yapıldığını savunmuş, katalog ve faturalar ibraz etmiş, mahkemece, davalının bu kullanımının ciddi olduğu kabul edilerek bu yöndeki talep de reddedilmiştir. Ancak, marka sahibi markasını tescilden itibaren 5 yıl süre ile ciddi biçimde kullandığını ispatlamakla mükelleftir. Dosyaya sunulan faturaların 2006 yılına ait 8 adet faturadan oluştuğu ve sınırlı sayıda ayakkabı emtiası için düzenlendiği anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulan ve bilirkişilerce kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü istenen markaya ait olduğu belirtilen bu faturaların 556 sayılı KHK’nın 14’üncü maddesi kapsamında ciddi bir kullanımı ispatladığından söz edilemeyeceğinden anılan madde hükmüne dayalı olarak da hükümsüzlük talebinin reddine dair karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 11.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.