YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1965
KARAR NO : 2015/6830
KARAR TARİHİ : 05.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirket ile arasında 83.600,00 Euro bedel karşılığında taşınmaz satış sözleşmesi imzalandığını, kendisinin edimlerini yerine getirdiğini, ancak davalının tapu tescil yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek, tapunun adına tesciline karar verilmesini istemiş; 24/04/2013 tarihli dilekçesi ile tapu tescil taleplerinin kabul görmemesi halinde taşınmaz bedeli için ödenen 83.600,00Euro ile mobilyalar için ödenen 5.750,00Euro’nun son ödeme tarihi olan 16/08/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile, 89.350,00Euro’nun 18/08/2006 tarihinden itibaren devlet bankalarınca Euro’ya uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı ile imzalamış oldukları taşınmaz satış sözleşmesinin gereğinin davalı tarafından yerine getirilmemesi nedeniyle, taşınmaz için ödediği 83.600,00Euro ile mobilyalar için ödediği 5.750,00Euro’nun iadesi için eldeki davayı açmış olup; davadan önce davalıyı usulüne uygun şekilde temerrüde düşürdüğüne ilişkin dosyada delil ve bilgi bulunmamaktadır. 6098 sayılı Borçlar Kanunun 117 (eski Borçlar Kanununun 101/son) maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Anılan yasa hükmü uyarınca faize alacaklının ihtarı var ise ihtar tarihinden, ihtarın bulunmaması halinde açılmış icra takibi var ise icra takip tarihinden, icra takibinin de bulunmaması halinde ise dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Eldeki davada, davacı dava tarihinden önce ihtarname çekerek davalıyı temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat etmediğine göre faize ancak dava tarihinden itibaren hükmedilebilir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek hüküm altına alınan miktara dava tarihi yerine 18.08.2006 tarihinden itibaren faize hükmetmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmeyip hükmün düzeltilerek onanması HUMK 438/7 md. gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan (1) nolu bent gereğince davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bent gereğince temyiz edilen kararın “Hüküm” başlıklı bölümünün 1.bendindeki “18/08/2006” tarihinin hükümden çıkarılarak yerine “dava” kelimesinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.