YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11797
KARAR NO : 2015/3649
KARAR TARİHİ : 16.03.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/04/2014 tarih ve 2011/16-2014/94 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacılar vekili, karşı davada ise taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar-karşı davalılar vekili, müvekkillerine murisleri… davalı şirkete ait 1.000 TL nominal değerde 1. tertip hisse senedi intikal ettiğini, müteveffanın 07.02.1975 tarihinde 10.000 TL sermaye artırımına katıldığını, bu nedenle davalı-karşı davacı şirkete başvurarak müvekkillerinin adlarının pay defterine kaydının yapılmasını ve yapılan tüm sermaye artırımları ile temettü ödemelerinin kendilerine verilmesini talep etmiş olmalarına karşın taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek, dava konusu 1.000 TL nominal bedelli (1 Tertip) … hisse senedinin davalı şirketin pay defterine (miras payları oranında) müvekkilleri adına kaydedilmesine ve hisse senetlerinin rayiç değerinin tespit edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, asıl davada, davacıların mirasçılık sıfatları ile dava ehliyetlerinin öncelikle araştırılması gerektiğini, temettü taleplerinin bir kısmının zamanaşımına uğradığını, ayrıca müvekkili şirketin 1975 yılında sermaye artırımı yapmadığını 1962 yılından sonra ilk kez 1984 yılında sermaye artırımı gerçekleştirdiğini, davacıların murisi…. 1.000 TL nominal değerli hisse senedi karşılığında, bedelsiz dağıtılan hisse senetlerini müvekkili şirketten teslim aldığını ve bunların bir kısmını devrettiğini müvekkili şirketin borsaya kote olması nedeni ile diğer hisseleri ne yaptığının takip edilmesinin mümkün olmadığını, adı geçen murisin senetten kaynaklanan tüm haklarını kullandığını savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davasında ise, davacılar-karşı davalıların elinde bulunan dava konusu 1000 TL nominal değerli 1. tertip hisse senedinin hükümsüz kaldığını ileri sürerek, iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen 10/12/2012 ve 27/01/2014 havale tarihli bilirkişi raporı ile tüm dosya kapsamına göre, dava konusu hisselerin davalı şirket pay defterine kaydının mümkün olmaması sebebiyle asıl davada davacıların bu taleplerine ilişkin davanın reddi gerektiği, murisin imzasının bulunduğu ileri sürülen hisse devri ferağ belgelerindeki imzaların davacıların murisine ait olmadığının Adli tıp raporları ile belirlendiği bu nedenle davalı vekilinin itirazlarının yerinde olmadığı, davacının temettü tutarının tahsiline yönelik talebi bulunmadığından temettü tutarı yönünden herhangi bir karar verilmesinin gerekmediği, ayrıca davacıların murisinin sermaye arttırımına katıldığına ilişkin herhangi bir delil ve belgeye rastlanılmadığı, bu açıdan davacıların murisinin sahip olabileceği hisse adedinin yanlızca bedelsiz olarak dağıtılan hisse senetleri yönünden 3.400.000 nominal değerde ve 3400 adet olabileceği, gerekçesiyle, tespit edilen hisse senetleri toplam değeri olan 85.092,32 TL’nin davalıdan tahsiline; karşı davada ise, davaya konu hisse senedinin şirket pay defterine işlenmesinin teknik ve hukuki anlamda imkanı kalmadığı gerekçesiyle, hisse senedinin iptali talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacılar vekili, karşı davada ise taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1) Asıl dava, davacıların murislerinden kendilerine intikal eden hisse senedinin miras paylarına göre davalı şirketin pay defterine kaydedilmesi ve hisse senedinin rayiç değerinin tespit edilmesi, karşı dava ise hisse senedinin iptali istemine ilişkindir.
Asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili, diğer savunmalarının yanı sıra, pay defterinde yer alan kayıtlara göre müteveffanın mevcut hisse senetlerinden bir kısmını 11.09.1990 tarihli ferağ belgesi imzalayarak dava dışı … isimli kişiye devrettiğini savunarak, davanın reddini istediğine göre, anılan kişi ve sonradan payın devredildiği kişilerin haklarının da dava sonucundan etkileneceği gözetilerek, bu kişi ve kişiler hakkında dava açılması sağlanarak bu dava ile birleştirilmesi ve birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2) Bozma sebep ve şekline göre, asıl davada davacılar vekili, karşı davada ise taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve karşı davada verilen kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacılar vekili, karşı davada ise taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.