YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5855
KARAR NO : 2015/3686
KARAR TARİHİ : 17.03.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/10/2013 tarih ve 2011/313-2013/249 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/03/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. …, davalı … Bank A.Ş. vekili Av…. ve … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ……. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin damadının akrabası olan davalı …’nun yönlendirmesi ile 1999 yılında vadeli döviz hesabı açtırdığını, hesaplar hakkında her zaman bilgi alabileceğini söyleyerek kendisi ve banka adına güven tesis ettiğini, hesabına 150.00 DEM yatırdığını, yaklaşık bir sene sonra …’nu şubede ziyaret ettiğinde yatırılan paranın 16.860 DEM faiz getirisi olduğunu, daha sonra yatırılan 50.000 DEM’in ise 2.323 DEM faiz getirisiyle birlikte toplam mevduatın 169.190 DEM’e ulaştığını söylediğini, müvekkilinin hesabından 14.190 DEM çektikten sonra hesabında 155.000 DEM kaldığını, davalı Kenan’ın parayı … A.Ş.’nin fon hesabında değerlendirmesi halinde çok daha fazla kazanacağını söylediğini, … antetli kağıda “155.000 DEM karşılığı 89.000 adet A değişen tipli fon alınmıştır” ibaresi yazarak müvekkiline verdiğini, buna ilişkin banka cüzdanı istendiğinde ise elektrik arızası nedeniyle cüzdanın düzenlenemediğini beyan ettiğini, Türkiye’de yaşanan kriz sonrası müvekkilinin yurda döndükten sonra davalı Kenan ile görüşmek istediğinde davalının görüşmekten kaçındığını, en sonunda da müvekkiline ait parayı iade etmesinin mümkün olmadığını, şikayet etmemesi halinde parayı faiziyle birlikte ödeyeceğini vadettiğini, bunun üzerine davalı banka teftiş kuruluna şikayette bulunduğunu, müvekkilinin zararından davalı Kenan ve davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek, 150.000 DEM karşılığı 79.250,24 Euro’nun maddi zararlarından dolayı 8.885 TL’nin ve 30.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, söz konusu işlemlerin davacının verdiği vekalete istinaden yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı …, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu işlemleri vekalete istinaden yaptığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2004/24 Esas sayılı dosyasında “…’nun… intikal eden … … Şubesi’nde kurumsal pazarlama yetkilisi olarak görev yaptığı sırada akrabası olan …’ın vermiş olduğu vekaletnameyi kötüye kullanarak onun bilgisi ve talimatı dışında hesabından çeşitli tarihlerde usulsüz işlemlerle paralar çekmek suretiyle hizmet nedeni ile görevi kötüye kullanmak ve zimmet suçlarından dolayı cezalandırılmasına” karar verildiği, Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 22/12/2010 tarihli kararı ile emniyeti suistimal suçu için 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 102/4 maddelerinde öngörülen zamanaşımı süresi dolduğundan sanık hakkındaki kamu davasının ortadan kaldırılmasına, zimmet suçu ile ilgili kararın bozulmasına karar verildiği, davacının davalı bankadaki mevduat hesabında bulunan 31.450,00 TL’nin davacının iradesi ve bilgili dışında usulsüz bir şekilde davalı Kenan tarafından tasarruf edilerek davacının zarara uğratıldığı, davalı …’nun davacıya karşı sorumlu olduğu, haksız fiil teşkil eden eyleminin BK’nın 60/1.maddesine göre 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, eylemin ceza hukuku açısından emniyeti suistimal suçunu oluşturduğu, bu nedenle eldeki davaya BK’nın 60/2. maddesine göre uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 22/12/2010 tarihli kararı ile suçun zamanaşımına uğradığı kabul edildiğinden, bu durumda 24/11/2010 olan dava tarihi itibariyle davalı … açısından zamanaşımı süresinin dolduğu, bankanın sorumluluğunun ise BK’nın 55. maddesine dayandığı, bankanın tüzel kişi olması nedeni ile hakkında ceza zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı, bu nedenle banka hakkındaki davanın BK’nın 60/1. maddesindeki 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, dava tarihi itibariyle bu sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalı …’na yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin davalı banka yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, mahkemece davalı banka yönünden BK’nun 55 ve BK’nun 60/1 maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak BK’nun 55 ve 100. maddelerinde başkasını çalıştıranların çalıştırdıkları kimselerin verdikleri zarardan sorumlu tutulmaları düzenlenmektedir. BK’nun 55. maddesinde istihdam edenle bir sözleşme bağı içinde olmayan bir şahsa, işçinin, hizmetinin ifası sırasında haksız fiil ile verdiği zarardan iş sahibi sorumlu tutulmaktadır. BK’nun 100. maddesinde ise yardımcı şahıs, borçlunun borcuna aykırı davranarak alacaklıya bir zarar vermiştir. Yardımcı şahsın fiilinden zarar gören ile yardımcı şahıstan yararlanan kimse arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmaktadır(Prof.Dr. …, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yirminci Baskı, sayfa 327). Somut uyuşmazlıkta davacının davalı banka nezdinde mevduat hesabı bulunduğu, yani davacı ile davalı banka arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu sabittir. Davacı taraf, davalı bankanın personeli olan diğer davalı …’nun yönlendirmesi ile davalı banka nezdinde mevduat hesabı açtırdığını, ancak banka çalışanı …’nun söz konusu hesapta usulsüzlük yapması nedeniyle zarara uğradığını iddia ederek tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı banka, özel yasa ile kurulan ve ekonomik alanda çeşitli imtiyazlar tanınan kuruluşlardandır. Güven kuruluşu olan bankalar, aldığı mevduatları özenle korumak zorundadır. BK’nun 100 ncü maddesi uyarınca da
çalıştırdığı kişilerin vermiş olduğu zararlardan sorumludur. Bu itibarla mahkemece zamanaşımı definin BK’nun 100 ve BK’nın 125. maddeleri hükümleri uyarınca değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı …’na yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı bankaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ve fer’i müdahile verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.