YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14980
KARAR NO : 2015/3679
KARAR TARİHİ : 17.03.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/11/2012 gün ve 2011/102-2012/220 sayılı kararı onayan Daire’nin 13/05/2014 gün ve 2013/1099-2014/9196 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı anonim şirkette davalıyla yarı oranda hissedar olduklarını, şirketin kuruluşundan, organsız kaldığı 2008 yılı Mayıs ayına kadar davalının yönetim kurulu başkanı, müvekkilinin başkan yardımcısı olarak görev yaptığını, şirketin yıllardır yurt dışındaki en büyük ve tanınmış parfüm markalarının Türkiye’deki tek yetkili satıcısı ve dağıtıcısı olduğunu, cirosunun her yıl yaklaşık 30.000.000 Euro’yu bulduğunu, davalının, iyi çalışan ve çok karlı bir durumdaki şirketteki davacıya ait hisseleri ucuza kapatıp davacıyı saf dışı bırakmak ve parfüm piyasasına tek başına, davalının %100 kontrolündeki bir şirket ile egemen olmak için planlar yaptığını, önce yönetimde ihtilaf çıkardığını, müvekkilinin hisselerini satmaya zorladığını, değerinin çok altında, 18.02.2008 tarihinde 2.000.000 Euro’ya satın alacağını belirten e-maili gönderdiğini, teklifin kabul edilmemesi üzerine, 17.03.2008 tarihinde aynı konuda faaliyet göstermek üzere, pay sahibi olduğu başka şirkette çalışanları adına …A.Ş. şirketini kurdurduğunu, tarafların ortağı bulunduğu şirketin distribütörlüğünü yaptığı yurtdışı marka sahibi firmalara giderek markalara ait anlaşmaların yeni kurdukları … A.Ş’ye devredilmesini, böylece davalının anılan markaların Türkiye tek yetkili satıcılığını yeni kurduğu şirkete almak istediğini, yenileme taleplerine cevap vermediği gibi toplantılara katılmadığını, tam tersine şirketin zor durumda bulunduğunu, iflasını isteyeceğini söylediğini ve bu yönde hazırladığı dava dilekçesinin tercüme edilmiş birer örneğini yurt dışındaki marka sahibi şirketlere gönderdiğini, firmaların Türkiye tek yetkili satıcı anlaşmalarını yenilemeyeceklerini bildirmeye başladıklarını ve sözleşmelerin bitim tarihinden itibaren yeni sözleşme yapmadıklarını, davalının bu planlarından haberdar olmayan müvekkilinin birlikte hareket etmeye davet ederek ve cebinden fiilen şirkete daha önce verdiği 1 Milyon Euro’nun dışında 300.000.00 Euro ilave borç verip şirket borçlarını ödemeye çalışarak şirketi kurtarmanın çarelerini aradığını, davalının daha sonra şirketin iflasına karar verilmesini istediğini, davanın kabul edilerek kesinleştiğini, davalının haksız fiil teşkil eden eylemleri nedeni ile ortak şirketin tüm ticari faaliyet olanaklarını kaybettiğini, müvekkili hisselerinin değerinin kalmadığını ve verdiği borcu tahsil etme imkanının bulunmadığını ileri sürerek, şimdilik 2.000.000.00 Euro’nun tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 17/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.