YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14707
KARAR NO : 2015/6316
KARAR TARİHİ : 03.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı, davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı asil … ve vekili avukat . .. ile davacı vekili avukat …’un gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan .. ve …’ın baba bir anne ayrı kardeşleri olduğunu, diğer davalının ise, davalılar . ve .’e ait . .… A.Ş.’inde uzun yıllardır muhasebe elemanı olarak çalışmakta olduğunu, davalı kardeşleriyle müşterek murisleri olan babalarından miras yoluyla kalan arsa üzerine inşaat yapılması amacıyla, dava dışı ..… A.Ş. ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, davalıların elemanı olan diğer davalı …’e gerekli işlemlerin yapılması için vekaletname verdiğini, ancak davalıların el ve işbirliği içinde hareket ederek kendisinden mal kaçırdıklarını, miras payları eşit olmasına rağmen, davalılar Mehmet ve … adına ikişer blok tescil edildiği halde kendisine bir blok verildiğini, ayrıca bu bloğun diğerlerine oranla yön ve mevkii açısından daha düşük değerde olduğunu, davalılar tarafından toplam 2.500.000,00 TL zarara uğratıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.000.000,00 TL’nin kat irtifakının kurulduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, “davanın reddine” ilişkin verilen ilk hüküm Dairemizce “davacı, kendisine eksik hisse verildiğini, bunu kardeşleri olan davalılar Mehmet Ve Eyüp ile vekaletname verdiği diğer davalı Hüseyin’in el ve işbirliği içinde yaptıklarını belirterek uğradığı zararın tazmini talepli bu davayı açmıştır. Davalılar .. ve … ise, inşaat yapılan arsayı ihya etmek için büyük masraf yaptıklarını, bu nedenle davacının alacağı kalmadığını savunmuşlar; daha sonra verdikleri 26.12.2011 tarihli rapora itiraz dilekçelerinde ise yaptıkları masraflar için ayrı bir dava açtıklarını, bu masraflar dikkate alınmadan hesap yapılmasını talep etmişlerdir. Böylece davalılar mahsup talebinden vazgeçtikleri halde mahkemece, davalılar tarafından yapılan ıslah masrafları gerekçe gösterilerek, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa davalıların yaptıkları masraflar dikkate alınmadan, dosyadaki deliller değerlendirilerek, sonucuna uygun bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” gerekçesiyle bozulmuş olup, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 2.000.000,00 TL’nin dava tarihi olan 8.6.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, verilen bu hüküm de taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı, vekili olan davalılardan … ile, baba bir anne ayrı kardeşleri olan diğer davalılar .. ve …’ın el ve işbirliği sonucunda, murislerinden kalan arsa üzerine kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yapılan bloklardan kendisine eksik ve daha düşük değerli yerlerin verildiğini ileri sürerek, uğramış olduğu zararın davalılardan müteselsilen tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden, davalı …’in vekalet görevini kötüye kullandığı, davacı ile davalılar … ve …’ın müşterek murisleri olan babaları .. . kalan arsa üzerine 3. kişi ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yapılan inşaatlardan davacıya eksik hisse verildiği, davalılar … ve … ile davacının vekaletname verdiği diğer davalı …’in el ve işbirliği içinde hareket ederek davacıyı zarara uğrattıkları anlaşılmakta olup, mahkemenin kabulü de bu yöndedir. O halde mahkemece, davacı yararına hükmedilen alacak miktarının, el ve işbirliği ile davacının zarara uğramasına neden olan davalılardan talep gibi müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, açıklanan husus göz ardı edilerek, hükmedilen alacağın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bette açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bent gereğince, temyiz edilen kararın “Hüküm” başlıklı bölümünün 1. bendinin 3. satırında bulunan, “…davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine” sözlerinin karardan çıkarılarak yerine “…davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine” sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 1.100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü yazılan 102.465,00 TL kalan harcın davalılardan alınmasına, 25,20 TL peşin harcın davacıya iadesine, 03.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.