YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8479
KARAR NO : 2015/20833
KARAR TARİHİ : 18.02.2015
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bedelsiz senedi kulanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için;sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile sokması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
Şikayetçinin 2006 yılında sanığa bir araç sattığı ancak sanığın bir süre sonra aynı aracı vadeli şekilde şikayetçiye geri satması nedeniyle şikayetçinin de sanığa 9.700 TL bedelli senet verdiği ancak senet bedelini ödeyememesi üzerine şikayetçinin bu senede karşılık bu kez sanığa tanık …’den aldığı iki adet 4.250 TL bedelli senetleri verdiği ve tanığa da senet bedellerini sanığa ödemesini bildirdiği, tanığın da senet bedellerini sanığa ödediği, bu suretle sanığın 9.700TL alacağına esas olarak 8.500TL’yi tahsil etmesine rağmen şikayetçiye iade etmediği ve kısmen ödenmiş 9.700TL bedelli senedi tamamı üzerinden icra takibine koyarak şikayetçi aleyhine icra takibinde bulunduğu, takip talebinin şikayetçiye 18.02.2010 tarihinde cezaevinde tebliğ edildiği, bu eylemiyle sanığın bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 156/1 maddesi gereğince hüküm kurulurken, hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hapis cezasına hükmedilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05/02/2013 tarih ve 2012/11-1086 Esas ve 2013/40 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, bedelsiz senedin kullanıldığını iddia eden kişinin bunu yazılı delille ispatlaması gerektiği; katılanın, takibe konu senet karşılığının ödendiğine dair yazılı belge sunamadığı anlaşılmakla, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı ve sanık tarafından işlendiğine dair savunmasının aksine mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, somut, inandırıcı bir delil elde edilemediği gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.