YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1793
KARAR NO : 2015/21042
KARAR TARİHİ : 19.02.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca bir çok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Değerliler Konfeksiyon… Ltd ticari ünvanlı (Gelibolu VD) şirketin yetkilisi olduğu bildirilen sanığın, geçmişte de ticari ilişkisi bulunduğu ve katılan Mevlüt’ün temsilciliğini yaptığı …Ltd. (… VD) ünvanlı şirketten teslim aldığı tekstil ürünleri karşılığında; katılan …’ın (şahsi) …/3.Sanayii Sitesi-İzmir şubesi nezdindeki hesabından verilme, 15/05/2006 tarihi itibariyle “boş olarak çalındığı” ihbarı bulunan çek koçanına ait suça konu keşide tarihi 28/02/2006 iken 28/02/2007 şeklinde tashih edilmiş (paraf/ imza olmaksızın) 523 … seri no’lu, 14.500 Tl miktarlı, hamiline düzenlenmiş çek yaprağını ikinci ciranta sıfatıyla ciro ederek vermesi, kendisi ile bağlantı kuran katılan Mevlüt’e ödemede bulunmaması eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık”, “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Dairemizin 17/05/2012 tarih ve 2012/5682 E ve 37340 K sayılı “bozma ilamına” 30/10/2012 tarihli duruşmada uyulmasına rağmen; suça konu çek yaprağının katılanın temsilcisi olduğu şirket kayıtlarına hingi tarihte girdiğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmemesi, dosya kapsamında ünvanları belli olan şirketlerin suç tarihi itibariyle ortak ve temsile yetkililerinin ortaya konulmaması, … Cumhuriyet Başsavcılığınca aldırılan 24/03/2009 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmındaki tespit doğrultusunda inceleme yaptırılmaması, katılan şirketin kayıt ve defterlerinin iddia ve savunmalar doğrultusunda incelenip rapor alınmaması suretiyle, bozma ilamımızdaki eksikliklerin şikayetçi ve sanığa sorularak giderildiğinden bahisle, bozma kararına uymanın gerekleri yerine getirilmeden yazılı şekilde kararlar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.