YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1242
KARAR NO : 2015/15899
KARAR TARİHİ : 11.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık ile katılanın, internet ortamında tanıştıkları, bu tanışmalarının arkadaşlığa, ilerleyen aşamada da duygusal ilişkiye dönüştüğü, sanığın, kendisini katılana doktor olarak tanıttığı, eşinden ayrılacağını, en yakın sürede İstanbul’a taşınacağını beyan ederek katılana evlenecekleri hususunda vaatlerde bulunduğu, bu arada katılana İstanbul’a taşınmak muayenehane açmak için paraya ihtiyacı olduğunu beyan ederek muhtelif tarihlerde ve farklı miktarlarda katılandan para aldığı, daha sonrada katılanla görüşmediği olayda; oluşa ve dosya kapsamına göre, katılanın, soruşturma aşamasından itibaren tutarlılık arzeden beyanları,tanıklar … ve …’ün ifadeleri, dosya kapsamında bulunan katılanın sanık adına havale ettiği toplam 255.000 TL paraya ilişkin banka dekont suretleri ve sanığın soruşturma aşamasında müdafiisi hazır olduğu halde Cumhuriyet savcısına verdiği 06/10/2008 tarihli savunmasına göre; sanığın atılı dolandırıcılık suçunu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında katılandan değişik tarihlerde birden fazla menfaat temin ettiğinin, gerek katılan, gerek tanık beyanları ve sanığın savunması ile dosya kapsamında bulunan banka dekontlarından anlaşılması karşısından hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinde tarif edilen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 11.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.