Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/6159 E. 2015/4064 K. 24.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6159
KARAR NO : 2015/4064
KARAR TARİHİ : 24.03.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/10/2013 tarih ve 2009/75-2013/230 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/03/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. …. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin grafik tasarımcısı olduğunu, davalının 2002 yılında Dubai’de yapılacak projeler için davacıdan yardım talep ettiğini, bu işin ücret karşılığı yapılacağının davalıya belirtildiğini, . . Camii, … Alış Veriş Merkezi, …projeleri için uzun zaman ve emek harcayarak tasarımlar hazırladığını, yapılan işlerin davalıya teslim edildiğini, tasarımların bedelinin ödenmesini beklerken cami için yapılan çini tasarımların alış veriş merkezinde bilgileri ve rızaları olmadan kullanıldığını tespit ettiklerini, mali, manevi ve kişilik haklarına tecavüz edildiğini, FSEK’nın 68. maddesi uyarınca üç kat tazminat haklarının bulunduğunu ileri sürerek, 20.000 TL manevi ve 30.000 USD maddi tazminatın 02.03.2006 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının daha önceden vakıfta gönüllü olarak çalıştığını, dava konusu tasarımlarda görev almadığını, eser sahibi olduğunu ispatlaması gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının tasarımlarının eser kapsamında olduğu, tarafların davaya konu işlerin yapılması konusunda şifahi anlaşma yaptığı, yapılan işini bedeli konusunda belge sunulmadığı, davacının yapılan işte gönüllü olarak çalıştığının ispatlanamadığı, davacının bilgisi dahilinde kullanım olduğundan FSEK’nın 68. maddeye göre tazminat istenemeyeceği, eser niteliğindeki süslemeler kullanılmasına rağmen davacının adının belirtilmediği gerekçesiyle, 30.000 USD maddi tazminatın ödeme tarihindeki kur üzerinden işletilecek avans faiziyle, yine 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, eser sahibinin adının belirtilmemesi eylemi devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemeyeceğinden 5846 sayılı FSEK’nın 70/1 maddesine göre davacının manevi tazminat talep edebilecek olmasına ve mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (4) numaralı, davalı vekilinin ise (2), (3) numaralı bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı taraf, Dubai’de yapılacak cami, alışveriş merkezi ve park için çini tasarım yaptığını, bunların bedelinin ödenmediğini ileri sürerek işbu davayı açmış olup, mahkemece davalı eyleminin 5846 sayılı FSEK’nın 68. maddesine aykırılık oluşturmadığı, güzel sanat eseri niteliğindeki dava konusu tasarımlar nedeniyle ödenmeyen telif ücreti alacağı olarak kabul edildiğine göre, taraflar arasında şifahi eser sipariş sözleşmesine dayalı ücret alacağı bakımından davalının zamanaşımı definin 818 sayılı BK’nın 126. maddesine göre değerlendirilmesi gereklidir. Bu nedenle söz konusu istisna akdi kapsamında gerçekleştirilen uyuşmazlık konusu tasarımların davalıya teslim tarihi belirlenerek zamanaşımı süresinin geçip geçmediği araştırılmadan, işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır.
3-Öte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 83. maddesi uyarınca; konusu para olan borcun memleket parası ile ödenmesi asıl olmakla birlikte, sözleşmede bedelin yabancı para cinsinden ödenmesi kararlaştırılmış ise, sözleşmede akdin harfiyen icrası aynen ödeme veya buna benzer sözcükler ile şart edilmiş olmadıkça, borç vade günündeki rayici üzerinden memleket parası ile ödenebilir. Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı bu borcun vade veya fiili ödeme tarihindeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Somut olayda, taraflar arasında eser sipariş bedelinin hangi miktarda ve hangi para birimi ile ödeneceğine dair düzenleme bulunmaması karşısında, mahkemece 30.000 USD’nın ödeme tarihindeki kur üzerinden hüküm altına alınması doğru olmadığı gibi, kabule göre de yabancı para borçları için uygulanacak faiz oranını belirleyen 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesine aykırı olarak 30.000 USD’nın ödeme tarihindeki kur miktarı üzerinden avans faizine hükmedilmesi de hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
4-Ayrıca, davacı taraf, davalıya 27.02.2006 tarihinde ihtarname gönderdiğini, ihtarnamenin 02.03.2006 tarihinde tebliğ ettiğini belirtip, bu tarihten itibaren faiz talebinde bulunduğu halde,mahkemece anılan husus değerlendirilmeden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: 1-Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarını REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınıp yekdiğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 24/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.