YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17334
KARAR NO : 2015/3953
KARAR TARİHİ : 23.03.2015
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/05/2014 tarih ve 2012/148-2014/138 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Rıza Bayır tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı… Gıda San. ve Tic. A.Ş. tarafından diğer davalı nezdinde “. …” ibareli markanın 30. sınıfta yer alan emtealar yönünden tescili için başvuruda bulunulduğunu, müvekkilince tescilli “…” ibareli markalar mesnet gösterilerek başvuruya itiraz edildiğini, ayrıca taraflar arasında daha evvelinde Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2009/106-2010/499 esas-karar nolu dava dosyasında sulh sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca davalı şirketin marka başvurusunun hukuka ve kesin hüküm niteliğindeki sulha ilişkin karara aykırı olduğunun itirazda dile getirildiğini ancak TPE YİDK tarafından verilen kararla itirazın reddedildiğini ileri sürerek TPE YİDK tarafından verilen 2012-M-1035 sayılı kararın iptaline markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, başvuruya konu marka ile redde mesnet gösterilen markalar arasında 556 Sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibasa mahal verir düzeyde benzerliğin bulunmadığını, başvuruya konu markanın bir bütün halinde değerlendirildiğinde ayırt edicilik vasfının bulunduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı… Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili, başvuruya konu marka ile redde mesnet gösterilen davacı markaları arasında iltibas tehlikesine mahal verir düzeyde benzerliğin bulunmadığını, müvekkilinin bu ibareleri taşıyan seri markalarının olduğunu, davacı tarafından iddia edildiği gibi sulh sözleşmesinin dondurmalar sütlü ve yenilebilir buz emteaları yönünden müvekkilinin yeni başvuru yapmasına engel olmadığı gibi bu ürünleri emtae listesinden çıkarma yükümlülüğü de getirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; başvuruya konu markanın davacı markaları ile aynı veya benzer nitelikte olmadığı, davalı şirket adına tescilli markaların esas unsuru mahiyetinde olan “….” ibaresi üzerinde özellikle davacı itirazlarına konu, dondurmalar yenilebilir buzlar, buz kremler yönünden müktesep hakkının
bulunduğu, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen sulh anlaşmasına göre davalının “…” ibareli marka başvurusunun sözleşmeye aykırılık oluşturduğu, ancak sulh anlaşmasının tarafların kullanımına yönelik olduğu 556 sayılı KHK’nın 7/1-b, 8/1-b maddeleri uyarınca yapılacak değerlendirmede dikkate alınamayacağı, anlaşmaya aykırılıktan dolayı tarafların birbirine yönelik taleplerde bulunabileceği, davalının önceki tescillerden kaynaklı müktesep hakkı, uzun süreli kullanımı ve iltibas tehlikesinin bulunmaması nedeniyle karışıklığın yaşanmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu yapılan … YİDK kararının iptaline ilişkin koşulların oluşmaması nedeniyle mahkemenin bu istemin reddine yönelik kararında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyiz eden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davacı vekili taraflar arasında imzalanan 15.10.2010 tarihli sulh antlaşmasının 3. maddesinde davalı şirketin “…” ibaresini “Dondurma, sütlü buz, yenilebilir buz” ürünleri üzerinde kullanmayacağını taahhüt ettiği, bu husustaki sulh antlaşmasının Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 29.11.2011 tarih 2009/106 esas 2010/499 karar sayılı ilamı ile onandığı, buna rağmen davalı şirketin uyuşmazlık konusu olan ve sulh anlaşması uyarınca davalı firma tarafından “…” ibaresinin markasal olarak kullanılmayacağı taahhüt edilen ürünleri de kapsayan tescil başvurusuna devam etmesinin bu ürünler yönünden kötü niyet ve sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini de talep etmiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın açıklanan hükümsüzlük nedeni çerçevesinde de tartışılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davacı vekilinin hükümsüzlük talebinin de reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.