Danıştay Kararı 10. Daire 2019/4828 E. 2021/1429 K. 29.03.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/4828 E.  ,  2021/1429 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/4828
Karar No : 2021/1429

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
(Eski Unvanı: … İnş. San ve Tic. Ltd. Şti.)
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri ile aylık prim ve hizmet belgelerinin süresinde Kuruma verilmediğinden bahisle 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesi uyarınca 35.703,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin Kırıkkale … İl Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı işlemi ile bu cezaya yapılan itirazın reddine ilişkin … tarih ve Esas No:…, Karar No:… sayılı … İl Müdürlüğü İdari Para Cezası Komisyon kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı şirketin işyerinde 16/12/2013 tarihinde yapılan denetim neticesinde, işyerinde fiilen çalıştığı görüldüğü halde işyerine ait aylık prim hizmet belgesinde adı olmayan işçiler olduğu, bazı işçilere davalı idareye bildirilenden fazla ödeme yapıldığının tespit edildiği, bu tespitlere dayanarak işe giriş bildirgesi ve işten ayrılış bildirgesinin süresi içinde kuruma verilmemesi, 2012/05, 2012/10-11-12 ve 2013/01-02-03-04-05-06-07-08-09-10-11-12 aylarına ilişkin asıl veya ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinin ilgili Tebliğ’de belirtilen süre içinde kuruma verilmemesi fiillerinin işlendiği gerekçesiyle davacı şirkete 35.703,00 TL idari para cezası verildiği, davacı şirketin anılan idari para cezasına karşı yaptığı itirazın 13/02/2015 tarihinde reddedildiği ve idari para cezası ile itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, idari para cezasının dayanağı raporun da içinde bulunduğu işlem dosyası ile davacı şirkete mevzuata aykırı birden fazla eylemi nedeniyle verilen idari para cezasının hangi eyleme mevzuatın hangi hükmünden dolayı verildiğinin bildirilmesi yönünde 27/04/2015 ve 23/07/2015 tarihlerinde iki kez ara karar yapıldığı, ara karara cevaben davalı idare tarafından raporun ve diğer bilgilerin gönderildiği, gönderilen belgelerde davacı şirketin mevzuata aykırı olan fiilleri ve bu fiillere karşılık gelen cezaların detaylı bir şekilde gösterildiği, ilgili mevzuat hükümlerinin dava dosyasında bulunan tüm bilgi ve belgeler ile birlikte değerlendirilmesinden; davacı şirkete ait işyerinde yapılan denetim ve incelemelerde mevzuata aykırı olarak sigortasız işçi çalıştırıldığı ve bu sigortasız işçilerden Kemal Gülcan’a ait işe giriş ve ayrılış bildirgelerinin ve ek aylık prim hizmet bildirgelerinin yasal süresi içinde verilmediği, Mustafa Bulut isimli sigortalı adına işe giriş bildirgesi ile 1 günlük ek aylık prim hizmet bildirgesinin yasal süresi içinde bildirilmediği bununla birlikte bazı işçilere davalı idareye bildirilenden fazla ödeme yapıldığının tespit edildiği ve eksik bildirilen aylara ilişkin ek aylık prim hizmet belgelerinin yasal süresi içinde Kuruma bildirilmediği ve mevzuat gereğince geçerlilik karinesinden yararlanan bu tespitlerin aksinin davacı şirket tarafından ispat edilemediği ve bu nedenlerle davacı şirket aleyhinde tanzim edilen rapor gereğince uygulanan idari para cezasının mevzuata uygun olduğu anlaşıldığından davacı şirketin idari para cezasına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, asıl işverenin … Belediyesi olduğu, idarenin tek taraflı raporuna dayanılarak fahiş idari para cezası verildiği, raporun Mahkeme tarafından inceleme yapılmadan kabul edildiği, iş yerinde çok sayıda işçi çalıştığından bordrolarda hata yapılmasının olağan olduğu, raporların somut delillere dayanmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY_TETKİK_HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Mahkeme kararının; işe giriş bildirgesi ile aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresinde verilmediği gerekçesiyle uygulanan idari para cezasına ilişkin kısmının onanması, … adlı işçi açısından işten ayrılış bildirgesinin yasal süresinde verilmediği gerekçesiyle uygulanan idari para cezasına ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Danıştay Başkanlık Kurulunun 07/03/2019 tarih ve 2019/24 sayılı kararıyla Danıştay Onbeşinci Dairesinin kapatılması üzerine Danıştay Onuncu Dairesine gönderilen dava dosyasında, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacıya ait iş yerinde 16/12/2013 tarihinde yapılan denetim sonucu işyerinde fiilen çalıştığı görüldüğü halde işyerine ait aylık prim ve hizmet belgesinde adı olmayan işçiler olduğu, bazı işçilere davalı idareye bildirilenden fazla ödeme yapıldığının tespit edildiği, bu tespitlere dayanarak işe giriş bildirgesi ve işten ayrılış bildirgesinin süresi içinde kuruma verilmemesi, 2012/05, 2012/10-11-12 ve 2013/01-02-03-04-05-06-07-08-09-10-11-12 aylarına ilişkin asıl veya ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinin ilgili Tebliğ’de belirtilen süre içinde kuruma verilmemesi fiillerinin işlendiği gerekçesiyle davacı şirkete 35.703,00 TL idari para cezası verildiği, bu işleme yapılan itirazın reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 9. maddesinin 3. fıkrasında; “birinci fıkranın (a), (c) ve (d) bentlerine göre sigortalılığı sona erenlerin durumları işverenleri tarafından, (b) bendinde belirtilen şekillerde sona erenlerin durumlarının ise kendileri ve sözü edilen bentte belirtilen faaliyetin sona erme halinin bildirildiği kuruluşlar veya vergi daireleri tarafından, en geç on gün içinde Kuruma bildirilir.” hükmü, 102. maddesinin 1. fıkrasının “j” bendinde; “9’uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre sigortalılığı sona erenlere ilişkin bildirim ile 506 sayılı Kanunun geçici 20’nci maddesinde yer alan sandıklara, sandık iştirakçiliğinin başlama veya sona ermesine ilişkin bildirimi, süresi içinde ya da Kurumca belirlenen şekle ve usule uygun olarak yapmayanlar veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler hakkında, bir takvim ayında işlenen bu fiillerden dolayı tutmakla yükümlü bulunulan defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle verilmesi gereken ceza tutarını aşmamak kaydıyla her bir sigortalı veya sandık iştirakçisi için asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Mahkeme kararının, dava konusu işlemin işe giriş bildirgesi ile 2012/05, 2012/10-11-12 ve 2013/01-02-03-04-05-06-07-08-09-10-11-12 dönemlerine ait aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresinde verilmediği gerekçesiyle uygulanan idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden davanın reddine dair kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın dava konusu işlemin işe giriş bildirgesi ile 2012/05, 2012/10-11-12 ve 2013/01-02-03-04-05-06-07-08-09-10-11-12 dönemlerine ait aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içinde verilmediği gerekçesiyle uygulanan idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolundaki kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Mahkeme kararının, dava konusu işlemin işten ayrılış bildirgesinin yasal süresinde verilmediği gerekçesiyle uygulanan idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden davanın reddine dair kısmının incelenmesi:
5510 sayılı Kanun’un, anılan hükümlerine göre ceza verilebilmesi için öncelikle cezaya esas alınan fiil ve olayların somut, kesin ve hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde davalı idarece tespiti gerekli ve zorunludur. Bu tespitler çalışanların şikayet ve itirazlarına, işverene ait kayıt ve defterlere, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının işlemlerine bakılarak yapılabilecek ve aksi sabit oluncaya kadar bu tespitlere itibar edilecektir.
Davacı şirketin iş yerinde çalıştığı tutanakla tespit edilen … adlı işçinin, işten ayrıldığına dair herhangi bir bilgi, belge ya da ifade bulunmadığı gibi denetim tarihinde fiilen çalıştığı da görülmektedir.
Bu durumda, davacı şirket hakkındaki fiilin, somut bilgi ve belge ile tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlanarak sübuta erdirilmesi üzerine ceza yaptırımı uygulanabileceğinden dava konusu işlemin 1 işçinin işten ayrıldığı gerekçesiyle 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendi gereğince asgari ücretin onda biri tutarında uygulanan idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolunda verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığından İdare Mahkemesi kararının bu kısmının bozulması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı şirketin temyiz isteminin kısmen kabulüne,
2. Davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının dava konusu işlemin işten ayrılış bildirgesinin yasal süresinde verilmediği gerekçesiyle uygulanan idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden davanın reddine dair kısmının BOZULMASINA,
3. Davacı şirketin temyiz isteminin kısmen reddine, temyize konu Mahkeme kararının dava konusu işlemin işe giriş bildirgesi ile aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresinde verilmediği gerekçesiyle uygulanan idari para cezasına ilişkin kısımları yönünden davanın reddine dair kısmının ONANMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.