YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8271
KARAR NO : 2015/20920
KARAR TARİHİ : 18.02.2015
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için;sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile sokması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
Katılanın, suç tarihinden önce ve sonra olmak üzere sanığa ait şirketten sürekli alışveriş yaptığı, bu çerçevede yapılan alışverişlerin senetlere bağlandığı ya da ödemelerin bir kısmının makbuz karşılığı elden yapıldığı, suça konu 960 TL ve 450 TL bedelli senetlerin karşılığının ödenmesine rağmen, sanığın senetleri icra takibine koymak suretiyle, bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın ifadesinde, katılanın bu senetler haricinde de kendisine borcu olduğunu ve bu borçlara mahsuben senetleri icraya koyduklarını belirtmesi karşısında, sanığın şirketinde bulunan ve katılanla şirket arasındaki ticaret ilişkisine dair fatura, fiş, makbuz, senet, ödeme belgeleri, taksit planları, ticari defterler, bilgisayar ve muhasebe kayıtları ile diğer belgelerin ve katılanın elinde bulunup da ödenen senetlerin ve sanıkla arasındaki ticari ilişkiye dair bilgi ve belgelerin tamamının getirtilerek incelenmesi, onaylı suretlerinin dosyaya konulması, bütün delillerin toplanmasından sonra dosyanın bilirkişiye tevdiinin sağlanarak, sanıkla katılan arasındaki alışverişin hangi tarihte başladığı, katılanın sanıktan hangi tarihte ne satın aldığı, bunun karşılığında ödeme yapıp yapmadığı, yaptıysa hangi belgeye istinaden hangi tarihte yaptığı, ödeme belgelerinin bulunup bulunmadığı, yapılan ödemelerin her iki taraf kayıtlarında olup olmadığı, kayıtların uyumlu olup olmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05/02/2013 gün ve 2012/11-1086 Esas ve 2013/40 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, bedelsiz senedin kullanıldığını iddia eden kişinin bunu yazılı delille ispatlaması gerektiği ve katılanın da ödemeye dair yazılı belgesi bulunduğunu belirttiği dikkate alınarak, katılanın yaptığını belirttiği ödemelere ilişkin yazılı bir delil sunup sunamadığı, yaptığı ödemelerin suça konu senetlere mahsus ödemeler olup olmadığı, taraflar arasında bir cari hesap ilişkisinin bulunup bulunmadığı, sonuç itibariyle katılanın, sanığa ait işyerine borcunun olup olmadığı, bu borcun miktarının ne kadar olduğu, söz konusu senetlerin bedelsiz kalıp kalmadığı hususlarında denetime elverişli bilirkişi raporu alınmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’ nın 43. maddesinde, 765 sayılı TCK’ nın 80. maddesinden farklı olarak “değişik zamanlarda” denilerek “aynı anda işlenen fiillerde zincirleme suç hükmünün uygulanamayacağı” belirtildiği dikkate alınarak ve sanığın suça konu iki adet senedi aynı anda icra takibine koymak suretiyle takibe koyduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinde aranan zincirleme suç koşullarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılarak fazla ceza tayini,
3-Sanık hakkında belirlenen hapis cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesi olan TCK’nın 52/2. maddesinin gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.