YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5943
KARAR NO : 2015/15720
KARAR TARİHİ : 08.06.2015
MAHKEMESİ : … İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine, borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda, imzaya itiraz ettiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda; imzanın borçlunun eli ürünü olduğu ya da olmadığı yönünde bir tespite gidilemediğinin bildirildiği, mahkemece, raporda imzanın aidiyeti hususunda bir tespitte bulunulamamış ise de, çıplak gözle yapılan incelemede, borçlunun mukayese belgelerdeki imzalarının birbirinden farklı olduğu ve bu nedenle takip konusu bonodaki imzanın borçlu tarafından farklı bir şekilde atılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
HMK’nun 266. maddesi gereğince, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde, mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Somut olayda, borçlunun, bonodaki imzanın kendisine ait olmadığı yönündeki iddiası, sözü edilen yasa hükmü gereğince bilirkişiye başvurulmadan sonuçlandırılamaz. Bilirkişi incelemesi ile imzanın borçluya ait olmadığının anlaşılması halinde, itirazın kabulüne karar vermek gerekecektir.
Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.04.2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 K., 06.02.2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 K. sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle “imzanın borçluya ait olduğunu” kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir.
Somut olayda; mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda …’nca düzenlenen 21.10.2014 tarihli raporda; itiraza konu olan imzaların …’ın eli ürünü olduğu ya da olmadığı yönünde bir tespite gidilemediğinin belirtildiği, alacaklının da söz konusu rapora bir itirazının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, mahkemece, imza itirazının çözümünün özel ve teknik bir bilgiyi içermesi ve ispat külfetinin de alacaklıda olması karşısında, imzanın borçluya ait olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanamaması nedeniyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ispat yükünü ters çevirerek yazılı gerekçeyle itirazın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.