YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2095
KARAR NO : 2015/7308
KARAR TARİHİ : 29.05.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/11/2014 tarih ve 2014/71-2014/378 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hamili olduğu keşidecisi …olan hamiline yazılı 17.500,00 TL bedelli, 15.7.2012 keşide tarihli …ne …. nolu çekin Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/231 esas 2012/490 karar sayılı dosyasında 29.11.2012 tarihli karar ile iptaline karar verildiğini, müvekkilinin söz konusu çeki yasal süresi içerisinde … … …’ne ibraz ettiğini, banka yetkililerinin çekin arkasına Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2.7.2012 tarih ve 2012/231 sayılı kararına istinaden “çek üzerinde herhangi bir işlem yapılamamıştır” şeklinde şerh düşerek çeki müvekkiline iade ettiklerini, bunun üzerine müvekkilinin çekle ilgili herhangi bir işlem yapılamayacağını düşünerek takibata başlamadığını, bu olaylar öncesinde dava dışı … tarafından müvekkilinin hamili olduğu çeke ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığını, mahkemece muhatap bankaya yazı yazılarak çekin akıbetinin sorulduğunu, davalı bankanın 27.112012 tarihli cevapla çeke ilişkin herhangi bir müracaatın yapılmadığını belirtiğini, bu cevaptan iki gün sonra çekin iptaline karar verildiğini, halbuki bu yazı öncesinde müvekkilince çekin muhatap bankaya vekaleten….’ne ibraz edildiğini, davalı banka tarafından bu durumun mahkemeye bildirilmesi halinde çekin iptaline karar verilemeyeceğini, davalı bankanın bu eylemi nedeniyle müvekkilinin zarar gördüğünü ileri sürerek iptaline karar verilen çek bedeli olan 17.500,00 TL’nin davalı bankaya ibraz tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasımsız açılan dava sonrasında verilen çek iptali kararının davacı yönünden kesin hüküm oluşturmayacağını, davacının iptalin iptaline ilişkin dava açabileceğini, ayrıca TTK’nın 732. maddesi uyarınca keşideceye karşı dava hakkının bulunduğunu, davacının çek üzerine düşürülen şerh nedeniyle ödeme yasağından ve iptal davasından haberdar olduğunu, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, davacının elindeki çekin zamanaşımına da uğramadığını, eylem nedeniyle zararın oluştuğunun ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının hamili olduğu çekin iptaline dair davanın hasımsız açıldığı, mahkemece verilen kararın davacı yönünden kesin hüküm teşkil etmediği, davacının TTK’nın 732. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme ve diğer yasal hükümlerden yararlanmak suretiyle alacağını tahsil edebileceği, aynı zamanda temel ilişkiye dayalı olarak alacağını isteyebileceği, davacının ibraz sonrasında kambiyo senedine mahsus takip yoluyla alacağını tahsil imkanı varken bu yola başvurmadığı, çekin ibrazı neticesinde açılan iptal davasından haberdar olmakla çekin elinde olduğunu mahkemeye bildirmeyerek iptale sebebiyet verdiği, bu nedenlerle davacının zararı ve karşı tarafın kusurunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 29/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.