YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18651
KARAR NO : 2015/4146
KARAR TARİHİ : 25.03.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/07/2014 tarih ve 2012/100-2014/161 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında iki ayrı imtiyaz (franchise) sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmelere dayanarak davalının iki farklı …”ni işlettiğini, bir sözleşmenin karşılıklı mutabakatla feshedildiği ve mağazanın kapatıldığını, yürürlülte olan diğer sözleşmeye ek olarak 28.08.2009 tarihli tadil sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin 3 yıl süreli olduğunu, davalının bu sözleşmeler uyarınca yüklenmiş olduğu sorumlulukları yerine getirmediğini, yapılan sözleşme ile davalının yıllık KDV dahil 350.000,00 Euro’ya eşit tutardaki malı ve KDV dahil yıllık 50.000,00 Euro’ya eşit tutardaki meyve- sebzeyi imtiyaz sahibi olan davacıdan almayı taahhüt ettiğini ancak yerine getirmediğini, ayrıca mağazanın bulunduğu taşınmazın aynı aland afaaliyet gösteren başka bir firmaya satılması nedeniyle de sözleşmenin ihlaline sebebiyet verdiğini, davalının son siparişini 27.01.2010 tarihinde verdiğini, 15.02.2010 tarihinde de fiilen son kez satış yaparak marketi kapattığını, sözleşmenin kalan sürede uygulanmaması nedeniyle 172.000,00 TL zararının söz konusu olacağını beyan ederek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL maddi zararın ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilleri; işletmesinin zarar etmesi nedeniyle ticari faaliyetine son vermek zorunda kaldığını, taşınmazın kendilerine ait olmadığını, ancak durumdan davacının haberdar olduğunu, davacı tarafın hiçbir ihtar olmadan yazar kasaları 17.02.2010 tarihinde kullanıma kapattığını, yazar kasalar olmadan faaliyete devam etmenin imkansız olduğunu, bu durumda davacının sözleşmeyi fiilen sonlandırdığının kabulü gerektiğini, bu tarihe kadar olan tüm taahütlerini ve borçlarını yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının yazarkasaları sökerek sözleşmeyi sona erdirme iradesini ortaya koyduğu, davalının da savunmalarında sözleşmeyi sona erdirme iradesini davacıya ilettiğini ikrar ettiği, her iki tarafın da sözleşmeyi sonlandırma iradesine aynı anda sahip olduğu ve sözleşmenin davalı tarafça haksız bir biçimde feshedildiğinin ispatlanamadığı, davalının sözleşmenin Asgari Sipariş Miktarı bölümünde yer alan taahhütleri, sözleşmenin sona ermesinden önceki dönemlere ilişkin olarak yerine getirdiği; davacının sözleşme kapsamına göre herhangi bir tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, franchise sözleşmesinin haksız feshine dayalı tazminat davası olup, mahkemece, davalının sözleşmeyi sona erdirme iradesini davacıya bildirdiği, davacının da yazarkasaları sökerek sözleşmeyi sona erdirme iradesini ortaya koyduğu, böylece her iki tarafın da sözleşmeyi sona erdirme iradesine aynı anda sahip olduğu gerekçesiyle haksız feshin söz konusu olmadığına kanaat getirilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; salt davacı tarafından yazarkasaların sökülmesinin fesih konusunda mutabakata vardığı anlamına gelmeyeceği gibi, davacının yazarkasaları sökmesi dışında feshe muvafakat ettiğine yada tarafların ikale yoluyla sözleşmeyi sona erdirdiğine dair somut delillerin olup olmadığının, davalının sözleşmeyi feshetmesinde davacının bir kusuru bulunup bulunmadığının, tarafların dosya kapsamındaki tüm delilleri dikkate alınarak davalı tarafça sözleşmenin feshinin haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığının değerlendirilerek haksız feshin varlığı yada yokluğunun tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.