Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/6824 E. 2015/4611 K. 02.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6824
KARAR NO : 2015/4611
KARAR TARİHİ : 02.04.2015

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/10/2013 tarih ve 2011/433-2013/212 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 31/03/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, ortaklık sözleşmesi hükümleri çerçevesinde davalının sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle sözleşmenin 6(b) maddesi hükmü uyarınca davacıların hisselerini davalıya satma haklarının doğduğunu ileri sürerek, ortaklık sözleşmesi kapsamında zaruri alış hükümleri uyarınca hisse devrinin ifa edilmesini, hisse devrinin ifa edilmesi ile eş zamanlı olarak ortaklık sözleşmesinin 6(b) madesi uyarınca 500.000 USD’nin temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların ortaklık sözleşmesinin 6. maddesine dayanarak zaruri alış haklarını kullanmaları için geçerli hukuki bir neden bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacıların şirketin mali durumunun bozulmasına giden süreçte sessiz kalmaları, önceki zamana ilişkin usule ve ana sözleşmeye aykırılıkları ileri sürerek talepte bulunmalarının gelinen aşamada artık hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirildiği, davacı tarafından ileri sürülen ve ana sözleşmede mevcut olan zaruri satış hakkına dair 5. maddenin, B grubu hissedarlardan birinin yönetim kurulu üyesi olmaması halinde, sözleşmenin 4. maddesinde belirtilen hususlarda yönetim kurulunca alınan bir kararı uygun bulmayan B grubu hissedarın zaruri satış hakkını kullanabileceğine ilişkin olduğu, davacıların taleplerinin hakkın kötüye kullanılması sebebiyle haklı görülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, ortaklık sözleşmesi uyarınca hisse devrinin ifa edilmesi ve sözleşme uyarınca davalının hesabına transfer edilen meblağın tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, anılan sözleşme uyarınca davacıların zaruri satış hakkının doğup doğmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, benimsediği bilirkişi raporu doğrultusunda süreçte sessiz kalmalarından hareketle davacıların zaruri satış hakkını kullanmak istemelerinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davaya dayanak yapılan sözleşmenin şirketlerin yönetimi başlıklı 4/b. maddesi “… Yönetim Kurulu‘nda B grubu hisedarları temsilen atanmış bir yönetim kurulu üyesi olmaması halinde dahi yönetim kurulu toplantısına ilişkin çağrı B grubu hissedarları temsilen …’na da bildirilecektir…..” hükmünü haiz olup, aynı sözleşmenin yönetim ihtilaflarının çözümlenmesi başlıklı 5/b maddesi de “..B grubu hisedarları temsilen atanmış olan bir yönetim kurulu üyesi bulunmadığı takdirde, yönetim kurulunun 4.madde de belirtilen hususlarda aldığı bir kararı B grubu hissedarın uygun bulmaması halinde, B grubu hissedarın dilediği takdirde A grubu hissedara yazılı ihbar göndermek suretiyle hisselerini A grubu hissedara satma hakkına (Zaruri Alış) sahiptir…” hükmünü içermektedir. Bu bağlamda, davacılar yönetim kurulu toplantılarına çağrılmadıklarını iddia ettikleri gibi bilirkişi kurulunca 2012 yılında en az 27 yönetim kurulu toplantısı yapıldığı tespit edilmesine rağmen yalnızca iki tanesi dosyaya sunulmuş ve incelenmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda öncelikle ilgili tüm yönetim kurulu toplantılarına ilişkin kararların ibrazının sağlanması, sözleşme hükmüne uygun biçimde davacılara çağrı yapılıp yapılmadığının kuşkuya yer bırakmaksızın saptanması, alınan yönetim kurulu kararlarının sözleşmenin 4. maddesi bağlamında alınan yönetim kurulu kararlarından olup olmadığının ve bu bağlamda davacıların zaruri satış haklarının doğup doğmadığının belirlenmesi gerekirken eksik incelemeye, yanılgılı değerlendirmeye ve isabetli görülmeyen yazılı gerekçeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 02/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.