YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1890
KARAR NO : 2015/4141
KARAR TARİHİ : 25.03.2015
SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/11/2013 tarih ve 2011/944 – 2013/832 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalının ortağı ve tasfiye memuru olduğu …’nde işçi olarak çalışırken iş kazası yaşadığını, tedavisi sürecinde haksız olarak işten çıkarıldığını, bu nedenle işçilik alacaklarından doğan davalar açtığını, takipler başlattığını, bu süreçten haberdar olan davalının alacağımızdan haberi varken tasfiye sürecinde alacaklarımızı göstermediği gibi şirketin de tasfiyesinin tamamlanıp sicilden terkin edildiğini, bunun üzerine mahkemeden ihya kararı alındığını, mahkeme ilamı ile hükme bağlanmış müvekkil alacağını şirketin tasfiye hesaplarında göstermeyerek şirketin borcu yoktur şeklinde tespitte bulunarak şirketin tasfiyesini sağlayan davalı tasfiye memurunun yasalara aykırı hareket etmesi nedeniyle şahsen sorumlu olduğunu ileri sürerek İstanbul 12. İcra Müdürlüğü’nün 2008/1556 E. sayılı dosyasındaki 2.167,88 TL alacağının takibe konulduğu tarih olan 07/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; tasfiye sürecinden haberdar olan davacının alacağını şirkete bildirmediğin, şirketin usulüne uygun tasfiye ve terkin işlemlerinin yapıldığını, tasfiye memurunun sorumluluğunun söz konusu olamayacağını, davacı tarafından şirket aleyhine İş Mahkemelerinde açılan davanın kabul edildiği ve alacağın takibe konulduğunu, şirket için verilmiş bir kararın müvekkili davalı için uygulanamayacağını, davanın kabulü halinde mükerrer ödemenin doğabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının İş Mahkemelerinde açtığı davada ve yaptığı icra takibinde şirket adına davalının verdiği vekaletnameye binaen avukat tarafından takibinin yapıldığı, bu durumda açılan dava ve yapılan takipten tasfiye memuru olan davalının haberdar olduğu halde TTK’nun 445. maddesi kapsamında sorumluluğunu yerine getirmediği ve davacının alacaklı olduğu şirketin tasfiyesini gerçekleştirdiği, icra takibi sonucunda da davacının alacağını tahsil edemediği, kusursuz olduğunu ispat edemeyen davalının TTK’nun 445. ve 224.maddeleri uyarınca sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulu ile 2.167,88 TL’nin davalıdan 07/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikde davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 111,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 25.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.